KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/703 E., 2025/5656 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/685 Esas, 2024/1955 Karar
- Hüküm
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/126 E., 2022/299 K.
Karar Metni
970 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "... Kargo - Söz Verdiğimiz Gibi" unvanı ve mavi-turuncu renklerinin birlikte kullanılmasından oluşan, tanınmış logosu ile 1982 yılında kurulmuş Türkiye'deki ilk Türk kargo firması olarak faaliyetini sürdürdüğünü, mavi-turuncu renklerden oluşan "..." (...
Kargo baş harflerinden oluşan) özel tasarım logosunun müvekkili adına koruma altına alındığını, davalı şirketin, müvekkili şirkete ait olan tescilli logosunu iltibas yaratmanın ötesinde ayniyet içerecek şekilde ve tüketicileri yanıltacak şekilde müvekkili şirketin asli faaliyet konusu olan kargo ve taşımacılık faaliyetleri ile birebir aynı faaliyet konusunda haksız bir şekilde kullandığını, davalı şirketin resmi olarak kullandığı sosyal medya hesapları incelendiğinde,
müvekkilinin logosu ile ayniyet içerecek şekilde mavi ve turuncu renkleri ile ... (... kargo baş harfleri) birleşimi ile görüntü olarak (X) harfine benzeyecek şekilde ...’nun kullanılış biçiminin müvekkilinin Türkiye’nin her yerinde kullandığı marka ile ayniyet içerdiğini, ayrıca davalının "... ..." marka başvurusunun da tescil sürecinin devam ettiğini, davalının internet adreslerinde noter tutanakları ile tespit yapıldığını,
müvekkili şirketin uzun süredir kullanmakta olduğu ve tanınmış bir marka haline getirdiği logonun birebir aynısının davalı şirket tarafından haksız ve izinsiz kullanıldığını ve halkı yanıltacak derecede ayniyet içerdiğini, müvekkili şirket ile davalı şirketin birebir aynı alanda ticari faaliyet gösteriyor olmasının bu benzerliğin bilinçli, kötüniyetli ve haksız kazanç temin etmek saikiyle yapıldığına karine teşkil ettiğini, davalıya haksız kullanımların sonlandırılması,
aksi halde hukuki ve cezai tüm yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, davalı şirket tarafından verilen cevabi ihtarname ile markalar arasında bir benzerliğin bulunmadığını, ayırt edilebilir markalar olduğu iddia edildiğini, davalı şirketin müvekkili şirketin tanınmışlığından faydalanmak istediğini, müvekkili şirketin sahibi olduğu markaların tanınmış marka olduğunu, davalının gerçekleştirdiği ihlalin boyutunun oldukça fazla olduğunu ileri sürerek davalının müvekkili şirketin kullanma yetkisini haiz olduğu tescilli markalara tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine ve tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin kanun hükmüne uygun şekilde sunulmadığını, eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilerek akabinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili markası ile davacı markası arasında bir iltibas, ayniyet içerme durumunun söz konusu olmadığını, davacı firmalarına ait logonun "Y" ve "K" harflerini temsil etmekle şirketlerine ait markanın baş harflerine atıf yaparken davalı müvekkiline ait tescilli markanın logosunun "..." şeklinde olduğunu,
müvekkili şirketin 10 yıl gibi uzun bir süredir kargo taşımacılığı alanında faaliyet gösteren ve geniş yelpazeye sahip kurumsal müşteri ağı ve hatrı sayılır bir portföye sahip, sektörünün lider firmalarından olduğunu, hiçbir şekilde başka bir şirketin tanınırlığına ya da müşterisine ihtiyaç duymadığını, iddia edilen iltibas, marka tecavüzü ve haksız rekabet iddialarının amaç unsurlarının sakat olduğunu, müvekkili firma özelinde bu tip eylemler icra etmesinin hiçbir şekilde mümkün olmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markalarının önemli ve dikkat çekici özelliğinin mavi zemin üzerine konumlandırılmış beyaz ve turuncu kelime ve şekil unsurları olduğu, davalının tescilli markasının ise beyaz zemin üzerine siyah ve büyük puntolarla "..." ve altında küçük ve geri planda kırmızı renk ile konumlandırılmış "..." ibarelerinden oluştuğu ancak davalının fiili markasal kullanımlarının, söz konusu tescilden uzaklaşıp beyaz-mavi-turuncu renk kombinasyonları ve ön plana çıkarılmış "X" işareti ile birlikte "..." şeklinde olduğu,
söz konusu fiili markasal kullanımların her ne kadar kelime unsurlarında farklılık olsa da bütüncül algıda davacı markalarını çağrıştırır mahiyette bulunduğu, yüksek düzeyde, yani ayniyet derecesinde sınıfsal benzerlik dolayısıyla davalıdan diğer unsurları itibariyle markasını farklılaştırmasının bekleneceği, davalının fiili olarak şekil unsuru ve renk kombinasyonu ile davacı markalarına yanaştığı, bu durumun marka hakkına tecavüz olarak nitelendirilmesi gerektiği, taraf markalarının hitap ettiği, herhangi bir özel eğitim, bilgi ve dikkat seviyesine sahip olmayan ortalama tüketicinin, hizmet satın alma sürecinde,
daha önce karşılaştığı davacı markaları ile davalı markası arasında bütüncül düzeyde bağlantı kurabileceği, dolaylı karıştırmanın gerçekleşeceği, bu durumun ise marka hakkına tecavüz oluşturacağı, davacının haksız rekabete ilişkin iddiaları yönünden ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2022 tarih, 2019/5189 E., ve 2022/1852 K., sayılı içtihadı nazara alınarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı,
özel kanun olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu kanaatiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın da reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının davacıya ait 2003/13386 ve 2020/154029 tescil numaralı markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile bu tecavüzünün men'ine, davacının haksız rekabet davasının reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının markasal kullanımları ile davacının markasına yanaştığı, ortalama tüketici nezdindeki karışıklığa yol açacağı değerlendirmesi ile verilen mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının fiili markasal kullanımlarının, davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddiasına dayanan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/703, K. 2025/5656, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama