KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/83 E., 2025/4532 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1280 Esas, 2024/1435 Karar
- Hüküm
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/291 E., 2022/302 K.
Karar Metni
1.122 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların, müvekkili firma bünyesinde sigortalı olarak belirsiz süreli iş sözleşmelerine istinaden muhtelif iş tanımları ile çalıştırıldıklarını, istifa ettikten sonra işbirliği içerisinde müvekkiline ait ticari sırları kendi kişisel menfaatleri yahut üçüncü kişilerin menfaati için kopyaladıklarını ve bu bilgileri kullanmak suretiyle menfaat temin ettiklerini, ...'ın istifa ettikten sonra ...
Danışmanlık unvanlı firma nezdinde sigortalı yahut sigortasız bir şekilde çalışmaya başladığını, ... ile ...'in ise onlara müvekkili firmanın bilhassa teklif formlarını ilettiğini, müvekkili firmanın teklifte bulunduğu yurt içi yahut yurt dışı firmalara ... Danışmanlık adına aynı teklif formları sadece her bir üründen 50 dolar fiyat kırmak suretiyle gönderildiğini, ...'nin ...
Danışmanlık adına ...'un yetkilisi olduğu yabancı firmaya göndermiş olduğu teklif formu ile müvekkili firmanın aynı şirkete daha önce göndermiş olduğu teklif formu incelendiğinde aralarındaki tek farkın fiyattan ibaret olduğunu, hatta ...'nin ... Danışmanlık adına göndermiş olduğu teklif formunda ...
Danışmanlık'ın değil, müvekkili firmanın vergi numarası yazılı olduğunu, davalıların haksız bir şekilde elde ettikleri ticari sırları iş birliği içerisinde kullanarak haksız rekabete giriştiklerini, şu aşamaya kadar ...'un yetkilisi olduğu yabancı firmadan 29.341,00 dolar tutarında bir zarar/mahrum kalınan kar tespit edilebildiğini, ...'nin ... A.Ş. unvanlı firmaya da aynı yöntemle ...
Danışmanlık adına teklifte bulunduğunu ileri sürerek davalıların müvekkili firma ile haksız rekabete giriştiklerinin tespitini, müvekkili firmanın uğramış olduğu zararlar ve mahrum kaldığı kârlar ile davalıların kusur durumlarının tespitini, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, hesaplanacak tazminatlara olay tarihinden itibaren reeskont faizi yürütülmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davacı şirkete ait bir ticari sırın kullanılmadığını, müvekkilinin başkaca bir firmaya haricen göndermiş olduğu teklif formunun ticari sır olarak addedilemeyeceğini, müvekkilinin müşteri talebi üzerine ...
Danışmanlık üzerinden teklif gönderdiğini, müvekkili ...’nin göndermiş olduğu teklif formlarının birbirlerinden çok farklı olduğunu, aynı zamanda her iki firmanın da teklif formu ... tarafından olumlu sonuçlanmadığını ve her iki teklif firma ile ticaret gerçekleşmediğini, müvekkilinin müşteri ile mail ortamındaki yazışmasında bir hukuki sakatlığın oluşabilmesi için ancak işçi ile işveren arasında fiilen çalışma ortamında rekabet etmeme yasağına ilişkin sözleşme imzalanmış ve müvekkilinin başka bir firma nam ve hesabında çalışma durumu söz konusu olduğunda bu sözleşmeye bir aykırılık olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin diğer davalılar ile kurmuş olduğu veyahut ortağı olduğu hiçbir ticari eylemi olmadığını, aleyhinde herhangi bir belge de ibraz edilmediğini, davacı şirket aleyhine herhangi bir eylemi olmadığını, tıpkı diğer müvekkili ... gibi imzalamış olduğu rekabet etmeme yasağına ilişkin bir sözleşmesi olmadığı gibi işyerinden ayrıldıktan sonra da haksız rekabet hükümlerine uygun bir faaliyeti de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekil cevap dilekçesinde; davacı şirket ile iş akdini muhtelif sebeplerden ötürü kendi rızası sonlandırarak 15.02.2020 tarihinde işten ayrıldığını, müvekkilinin davalı ... Danışmanlık Teknolojileri Organizasyon San. ve Tic. A.Ş.'nin sahibi ... ile tanıştığını ve diğer davalı ... ...'nin aracılığıyla onun komisyonlu satışa ilişkin teklif talepleri hakkında davalı şirket yetkilisini bilgilendirdiğini, diğer davalı ...
Danışmanlık Teknolojileri Organizasyon San. ve Tic.
A.Ş.'yi temsile yetkili ...'ın davalı ... ... ile görüşmek üzere aracı konumunda olan müvekkili aracılığıyla detaylı görüşme talep ettiğini, müvekkilinin de görüşme detaylarını konuşulduğu kadarıyla davalı ... ...'ye aktardığını ve tarafların arasındaki muhtemel anlaşma ihtimaline binaen aracı rolüne son verdiğini, akabinde müvekkilinin taraflar arasındaki sürecin ne aşamada olduğu hususunu teyit etmek için davalı ... ... ile yeniden iletişime geçtiğinde davalı ... ...'nin,
yabancı şirkete teklif verdiğini ancak şirketin herhangi bir şekilde dönüş yapmadığını dolayısıyla komisyonlu satış gerçekleşmediğinden kendisine ödeme yapamayacağını öğrendiğini, müvekkilin, davacı şirketin ticari sırlarını sızdırmak ya da haksız rekabet kapsamında hareket ederek davacı şirketi zarara uğratmak gibi saiki de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
4.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacıya ait ticari sırları lehine menfaat temin etmek suretiyle haksız rekabet olarak nitelendirilebilecek hiçbir eylem ve davranışı bulunmadığını, davalı ... ... tarafından da henüz taraflarca iş anlaşması sağlanmadan ve müvekkili şirketin bilgisi dahi olmadan matbu teklif formu üzerinden teklif hazırlanarak yabancı firmaya gönderildiğini, müvekkili şirketin bahse konu tekliften davacının arabuluculuk başvurusu neticesinde haberdar olduğunu ve bahsi geçen teklif üzerine yabancı firmaca menfi ya da müspet bir dönüş yapılmadığı hususunun da yine müvekkilce bu görüşmede öğrenildiğini,
kaldı ki dava dilekçesi kapsamında sunulan her iki teklif formu incelendiğinde görüleceği üzere müvekkili şirket adına düzenlenen teklif formundaki ürünlerin birim fiyatları, kârlılığı çok düşük ya da maliyetine verilmiş tutarlar olmayıp ne davacıyı ne de piyasadaki başkaca firma aleyhine zarar doğurucu bir pazar teklifi ve fiyatı olmadığını, teklif formunda yer alan ürünlerin ithalat veya ihracat sektöründe faaliyet gösteren her şirketin İnternet sitesinde bulunan ve satışı yapılan,
imal edilmeyip al sat usulü satışı yapılan keza davacı yanca da bu şekilde üretimi yapılmaksızın ve piyasadan toplanarak pazarlaması yapılan ürünler olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın ve davalı ...'in haksız rekabete konu edilen 13.05.2020 tarihli teklif ile ilgisini gösteren bir belgeye rastlanılmadığı, rekabet yasağını düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri dikkate alındığı takdirde, davalı ... ... ile davacı şirket arasında akdedilmiş bir rekabet yasağı sözleşmesin veya rekabet etmeme taahhüdünün bulunmadığı,
bir diğer ifade ile davalı ... ...'nin, davacı işveren ile aralarında yapılmış ayrı bir rekabet yasağı sözleşmesi veya davalı ... ...'nin iş akdinin feshi halinde geçerli olacak şekilde rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma tespit edilemediği, yine davalı ... ve .. bakımından da rekabet yasağı içeren bir sözleşmeye veya taahhüde rastlanılmadığı, yani davacının bu teklif sonucu zarara uğradığına dair bir ispatın da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/83, K. 2025/4532, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama