KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/841 E., 2025/5759 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/898 Esas, 2024/1969 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/529 E., 2022/66 K.
Karar Metni
1.023 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine alacaklı tarafından başlatılan İstanbul 20. İcra Müdürlüğüne ait 2019/2388 E. sayılı takip dosyasında yapılan tebligat işlemine karşı şikayetleri ile imza ve borca itirazlarının olduğunu, alacaklının imzası müvekkiline ait olmayan bonoyu bilerek kötüniyetle takibe koyduğunu, müvekkilinin adresi belli ve alacaklı tarafından bilinmesine rağmen tebligatı başka adreslere yaptırarak takibi kesinleştirdiğini, müvekkilinin icra dosyasından tapu müdürlüğüne gittiğinde evinin haczedildiğini öğrenerek haberdar olduğunu, usulsüz tebligat şikayetinin İcra Hukuk Mahkemesince reddine karar verildiğini,
takibe konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığını, alacaklı ile bu denli büyük bir ticaret içine girmediğini, bonoda malen kaydı bulunduğunu, alacaklı tarafın ticari defter ve kayıtları ile alacağın ne sebepten kaynaklandığını ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin bono vade tarihinde önce veya sonra bonodaki meblağ karşılığı mal varlığı olmadığını ileri sürerek İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2388 E. sayılı takibe konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmaması ve müvekkilinin karşı tarafa hiçbir borcu olmaması nedeniyle takibin iptaline,
karşı taraf aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin alacaklısı olduğu 20.04.2018 düzenleme tarihli ve 15.01.2019 vade tarihli 100.000,00 USD bedelli senet için taraflarınca takip başlatıldığını, davacının, müvekkili ile Antalya'da ortak iş yaptığı ... isimli şahıs tarafından tanıştırıldığını, davacının kuyum sektörüne gireceği için müvekkilinden borç istediğini ve ileride kuyumcuyu açtıktan sonra altın alımını da İstanbul'da faaliyet gösteren müvekkilinin ortağı olduğu şirketlerden yapacağını belirttiğini, bunun üzerine müvekkilinin davacıya borç olarak 100.000,00 USD verdiğini, karşılığında da davacıdan senet alındığını,
söz konusu senedin hazır bir biçimde davacı tarafından müvekkiline ve ...'e teslim edildiğini, fakat uygulamada sıkça görüldüğü üzere davacının müvekkilini dolandırmak kastı ile borcu olmasına rağmen imzayı yanında çalışan birine de attırmış olabileceğini, senedin ödeme günü geldiğinde davacının borcunu ödemediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından icrai işlem başlatıldığını, ödeme emrinin davacı borçluya 21.02.2019 tarihinde tebliğ olduğunu, herhangi bir itiraz gerçekleşmediğini, usulsüz tebligat iddiası ile şikayet yoluna gidilmiş ise de bu iddiaların yerinde görülmeyerek mahkemece davanın reddolunduğunu,
davacı tarafından açılan işbu huzurda görülen davanın netice-i talep kısmında menfi tespit talep edilmemiş ise de imzaya ve borca tekrar itiraz edildiğini, davacının müvekkiline nakden borçlu olduğunu savunarak davanın reddini, davacı borçlu haksız ve hukuka aykırı olarak huzurdaki davayı açtığından alacak miktarının % 20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
İstanbul 20. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2388 E. sayılı dosyasında icra takibine konu edilen senet üzerindeki keşideci imzasının davacıya ait olmadığının tespit edildiği, davalı tarafından da "Davacıya 100.000,00 USD borç verildiği, verilen borç karşılığında düzenlenen bu senedin dava dışı ... isimli şahıs tarafından kendisine getirildiği, senedin kendi huzurunda ... tarafından düzenlenmediği" savunmasında bulunulduğu, Jandarma Kriminal Laboratuvardan alınan rapor ve davalının savunmaları değerlendirildiğinde; dava konusu edilen senet üzerindeki imzanın keşideciye ait olmadığı, dava konusu bononun keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu,
davalının, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/28650 soruşturma numaralı dosyasına verdiği 19.04.2021 tarihli ifadesinde, dava konusu bonoyu davacıdan aldığını kabul ettiği ve dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığının sabit olduğu;
davalının dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebileceği, bu bonoya dayalı olarak davacı aleyhine icra takibine girişilmesinde davalının haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davacının İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2019/2388 E. sayılı dosyasında icra takibine konulan 15.01.2019 tarihli 100.000,00 USD bedelli senetten dolayı borçlu bulunmadığının tespitine, davacı yararına %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, imza incelemesine esas raporlar, uzman bilirkişi tarafından, borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgelerin mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ile o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı, imzanın davacıya ait olmadığının dayanaklarının gösterildiği, her iki raporun birbirini teyit ettiği, denetime elverişli ve yeterli olduğu, hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamına göre;
davanın, imza inkarına dayalı olarak açıldığı, nitekim imza incelemesi yapıldığı, dava konusu bono nedeniyle takip yapıldığı, ancak bonoda borçlu sıfatı ile davacı adına atılmış olan imzanın davacının eli ürün olmadığının tespit edildiği, bu durumda bononun davacı tarafından tanzim edilmemiş olması nedeniyle sahte olduğu, imza inkarına dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmakta olduğundan, taraflar arasındaki temel ilişkiden bağımsız olarak incelendiği,
davalı senedin elden borç para verilmesi nedeniyle alındığını ileri sürmüş olup, düzenleyen ve lehtar arasında ticari ilişki olup olmadığı, davalının temel ilişkide alacaklı olup olmadığı gibi istinaf sebepleri yönünden ise, bononun sahte olduğu, kambiyo senedi vasfında olmaması nedeniyle kambiyo ilişkisi yönünden sonucu değiştirmeyeceği, verilen davanın kabul kararının dava konusu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığına ilişkin bulunduğu, taraflar arasında temel ilişki nedeniyle alacak borç ilişkisinin tespitine ilişkin olmadığı,
davalı yanın senedin davacı tarafından kendisine ve ortak tanıdıklarına teslim edildiğine yönelik beyanları dikkate alındığında, davalının yüzyüzelik ilkesi gereği bonodaki borçlu imzasının sahte olduğunu bilebileceği, bu nedenle haksız ve kötüniyetle takip yapıldığının ispatlandığı, kötüniyet tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, icra takibine konu kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/841, K. 2025/5759, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama