KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2011/12096 E., 2012/10770 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Taksirle öldürme
- Hüküm
- Beraat
Karar Metni
416 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olayda ölen ...'in idaresindeki araçla aynı yöne gitmekte olan tanık ...'un kullandığı tır'a arkadan çarpması ve aynı yönde giden sanığın da ölenin aracına arkadan çarpması biçiminde gerçekleşen kazada; sanığın önünde giden aracı güvenli mesafeden takip etmediği, bu aracın kaza yapması akabinde tehlikeli biçimde yaklaştığı ve arkadan çarpmasında tali kusurlu bulunduğu gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı kanunun 8. maddesiyle halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, 24.04.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Maktul ...’in kullandığı kamyon ile önünde seyreden ...’nun kullandığı kamyona arkadan çarparak yaralı olarak aracında durduğu sırada arkasından gelen sanığın kullandığı aracın duran bu araca arkadan çarptığı, şüphelinin arkadan çarparak oluşan hasarı artırdığı, maktulün hastaneye kaldırıldığı, hastanede ölmesi ile gelişen olayda sanığın tam kusurlu olduğundan bahisle TCK’nın 85/1. maddesi gereğince kamu davası açılmış yapılan yargılama sonunda, ilk kaza sonrası yaralı olarak sıkışan öndeki ... sürücüsünün öldüğü,
olayda sanığın yönetimindeki aracın ölüme katkısı belirlenemeyeceğinden ölüm ile sanığın eylemi arasında nedensellik bağı bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmiştir. Katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen dairemiz sanığın kusurlu olduğunu ve bunun sonucu ölüme sebebiyet verdiği gerekçesiyle mahalli mahkeme kararını bozmuştur.
Biz aşağıdaki gerekçelerle beraat kararının yerinde olduğunu düşündüğümüzden çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz. Muhalefet gerekçemizi iki başlık altında belirteceğiz
1-Sanık seramik yüklü toplam ağırlığı 41 ton gelen çekici ve dorseli kamyonu ile seyir halindeyken gece 04 sularında yolda kaza yapmış olan ölenin aracına çarpmıştır.
Sanığın kaza yapmış ölene ait aracın sol arka kısmından, kendi aracının sağ ön kısmıyla çarpması şeklinde gelişen olayda, genel trafik mevzuatı çerçevesinde değerlendirildiğinde sanığın kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine göre, görüş, yol ve trafik durumunu gerektirdiği kurallara uymadığından kusurlu olduğu belirtilse bile, yükü çok fazla olan kamyonun hızının çok az olduğu, nitekim aracın önü düz olmasına rağmen ciddi bir ezilme olmadığından sanıkta hiçbir yaralanma olmamıştır.
En azından bu olay bakımından sanığın kusurlu olmadığı, olsa bile ölüm olayından ayrı maddi hasarlı bir trafik kazası olarak değerlendirilmesi gerekir.
2-Sanık kusurlu olsa bile maktulün ilk çarpma sonrası oluşan yaralanmasının seviyesi ve ağırlığı tespit edilemediğinden sonraki çarpmanın ölüm veya yaralanmaya etkisi bu aşamadan sonra da tespit edilemeyeceğinden şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın cezalandırılmaması gerekir. Açıkladığımız bu nedenlerden dolayı mahkemenin kararının yerinde olduğunu ve onanması gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluğun bozma yönündeki görüşlerine katılmıyoruz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2011/12096, K. 2012/10770, 24 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama