KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2011/21239 E., 2012/12541 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Sulh Ceza Mahkemesi
- Suç
- Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
- Hüküm
- 5237 sayılı TCK'nın 179/3, 62/1, 50/d maddeleri gereğince mahkumiyet,
Karar Metni
473 kelime·2 dk okuma
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” ... kullanamayacak kişinin, bu halde ... kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur.
Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde ... kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği,
bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farlılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla; incelenen dosyada;
yönetimindeki motosikleti 197 promil alkollü olarak kullanan sanığın başka bir etken olmaksızın direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza yapan ve kendisinin basit tıbbi müdahale ile iyileşemeyecek şekilde yaralanmasına neden olan sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden,
tebliğnamedeki Adli Tıp Kurumundan görüş alınmadan eksik incelemeyle mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle bozma öneren (1) numaralı, ayrıca sanığın geçmişinde kasıtlı suçtan almış olduğu silinme koşulları oluşmuş sabıkası bulunduğundan ileride suç işlemeyeceğine dair kanaat oluşmadığı mahkemesince değerlendirildiğinden sanık hakkında CMK'nın 231. maddesinin uygulanmamasına yetersiz gerekçe ile karar verildiği şeklindeki (2) numaralı bozma öneren görüşlere iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın bir nedene dayanmayan temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığa 5237 sayılı TCK'nın 179/3, 62/1. maddeleri uyarınca hükmolunan sonuç hapis cezasının 5 ay olduğu ve 5237 sayılı TCK'nın 50/1-d maddesinde, kısa süreli hapis cezasının, mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya çevrilebileceğinin öngörülmüş bulunduğu gözetilmeden sanığa hükmolunan sonuç hapis cezasının 10 ay süreyle belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya çevrilmiş olması,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2011/21239, K. 2012/12541, 17 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama