KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2012/25541 E., 2013/20210 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit
- Hüküm
- TCK'nın 134/2, 62/1, 53/1-2; 106/1-2, 62/1, 51/1-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
Karar Metni
636 kelime·3 dk okuma
Özel hayatın gizliliğini ihlal ve tehdit suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, cinsel yakınlık boyutuna varan arkadaşlık ilişkisi içerisinde olduğu katılan tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak, katılanla beraber oldukları dönemde, taşınabilir telefonuyla çekim yaparak elde ettiği katılanın fotoğraflarını, katılandan habersiz ve onun rızası olmaksızın, “...” hayali isim ve adres bilgilerini kullanıp, bir kargo firması aracılığıyla katılanın ailesinin oturduğu ev adresine gönderdiği olayda;
Katılanın çıplaklık gibi fiziksel mahremiyetini içeren görüntülerinin yayılmasına sebebiyet veren sanığın eyleminde, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurları itibariyle oluştuğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin ceza miktarına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanığın TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğuna, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından “koşullu salıverilmesine kadar”, diğer kişiler yönünden ise, “hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 53. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacak biçimde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 2 numaralı hükmün hak yoksunluğu uygulamasına
ilişkin 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. paragraflarının hükümden çıkartılarak, yerine, “Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a), (b), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanunun 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar.
TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendindeki hakları kullanmak yönünden ise, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından aynı Kanunun 53/3. maddesi gereğince koşullu salıverilmesine kadar, diğer kişiler bakımından TCK'nın 53/2. maddesi gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” paragrafının yazılması ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, kullanmakta olduğu telefon hattından, ayrılmış olduğu kız arkadaşı katılanın cep telefonuna, “Telefonu neden açmıyorsun, benden suç günah gitti, bundan sonra olacakları sen görürsün” şeklinde, katılana vereceği zararın ne olduğu ve nasıl bir ağırlıkta olacağını açık ve net olarak bildirmeyip, genel anlamda ona kötülük yapıp zarar vereceği düşüncesini uyandıracak sözlerle,
katılan üzerinde objektif olarak ciddi bir korku yaratmaya elverişli nitelikte mesaj göndermek suretiyle TCK'nın 106/1-2. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunu işlediği anlaşılmakla, sanık müdafiinin sübuta ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
CMK’nın 231. maddesindeki “hükmün açıklanmasının geri bırakılması”na ilişkin düzenlemenin uygulanıp uygulanmamasına karar verilirken, aynı maddenin 6. fıkrasındaki koşullar irdelenip, dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlarla birlikte isabetle değerlendirilerek, denetime olanak verecek ve somut gerekçeler gösterilmek suretiyle takdir hakkının kullanılmasının gerektiği gözetilmeden, katılanın maddi bir zararının belirlenmediği olayda, pişmanlığı ve saygılı davranışından dolayı takdiri indirim maddesi uygulanarak cezasında indirim yapılan, kişilik özellikleri olumlu değerlendirilerek,
tekrar suç işlemeyeceği konusunda olumlu kanaat oluştuğu belirtilip, hükmedilen hapis cezası ertelenen sabıkasız sanık hakkında, “Katılanın sanıktan şikayetçi olması nedeniyle sanık hakkında CMK 231 maddesinin uygulanmasına taktiren yer olmadığına,” şeklindeki yasal olmayan yetersiz gerekçelerle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/25541, K. 2013/20210, 16 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama