İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /12. Ceza Dairesi

YARGITAY · 12. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2012/8648 K.2012/17103

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılanlar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Esas2012/8648Karar2012/17103Tarih5 Temmuz 2012Okuma5 dk · 1.067 kelime

KÜNYE

12. Ceza Dairesi 2012/8648 E., 2012/17103 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Temmuz 2012
Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesi
Suç
Taksirle öldürme
Hüküm
5237 sayılı TCK'nın 85/1, 51/1, 51/3. maddeleri gereğince mahkumiyet.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.067 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii ve katılanlar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına ve oluşa göre, katılanların, sanığın zararlarını gidermediğine, verilen cezanın yetersiz olduğuna ilişkin; sanık müdafiinin, sanığın kusurunun olmadığına, doktor olan sanık hakkında Yüksek Sağlık Şurasından karar alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 05.07.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Sanık hakkında icapçı doktor olarak görev yaptığı hastanede gece vakti geç vakitte gelen ve bir sonraki gün ölen çocukla ilgili çağrılmasına rağmen hastaneye gelmediğinden, hakkında taksirle öldürme suçundan kamu davası açılmış ve yapılan yargılama sonunda sanığın mahkumiyetine dair hükümdairemizce de onanmıştır. Biz kararın bozulması gerektiğini düşündüğümüzden aşağıdaki gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.

1-Öncelikle sanığın eylemi ihmal suretiyle ölüme sebebiyet vermek olarak gözükmektedir. Ancak bu konuda bilimsel görüşlere baktığımızda ihmal suretiyle öldürmenin kanunilik ilkesine aykırı olduğu belirtilmektedir. Nitekim ... bu konuda şunları yazmaktadır. “Taksirle öldürme suçları hareket bakımından herhangi bir özellik göstermez. Serbest hareketli olması nedeniyle söz konusu suç her türlü hareketle işlenebilir. Önemli olan yapılan hareketin “bir insanın ölümüne neden olabilecek” nitelikte bulunmasıdır. Bu hareketin icrai ya da ihmali nitelikte olabileceği söylense de kasten öldürmenin ihmali hareketle işlenebilmesi hali ayrıca düzenlenmiş

olduğuna göre (Aynı durum kasten yaralama suçu için de düzenlenmiş, taksirle yaralama içinde düzenlenmemiştir.) kanunilik ilkesinin bir sonucu olarak taksirle öldürmenin ihmali hareketle işlenebilmesine ilişkin kanunda açık bir düzenleme bizce zorunludur. Aksi kıyas yasağına aykırılık oluşturur.” Türk Ceza Kanunu; Özel Hükümler)

2-Sanığın eyleminin TCK’nun 257.maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Nitekim Yargıtay birçok kararında bu gibi durumlar için görevi ihmal suçunun oluştuğunu kabul etmektedir. (CGK, 11.2.1991/311-17; 4.CD, 2.5.1990/2160-2606; 4.CD, 27.6.1984/4885-5416; 4.CD, 19.2.1985/772-1027)

3-Çocuk doktoru olan sanık görev yaptığı hastanede günlük poliklinik görevi yanında geceleyin de icapçı doktor olarak görev yapmaktadır. Suç tarihinde hastanede de başkaca uzman doktor da bulunmamaktadır. İcapçı doktorla ilgili Yasal düzenlemeler, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’nin 42/A.maddesi ile sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetlerini Genel Müdürlüğünün 2004/23 sayılı Genelgesinde “icap nöbetçisi, kuruma her davette gelmeye mecburdur” hükmü bulunmaktadır. Mevzuat icapçı doktorun her çağrıldığında gelmesi gerektiğini belirtmektedir.

Dosyamıza baktığımızda vakaya ilk müdahale eden acil hekimi Dr.... hiçbir aşamadaki ifadesinde sanığı çağırdığını ve gelmediğini belirtmemektedir. Kaldı ki kendisinin de sanık olma durumu da vardır. Böyle olmasına rağmen doğruyu söylemiştir. Beyanları bir bütün olarak incelendiğinde icapçı doktor olan sanığa danıştığını, bulguları ona bildirdiğini ve ona göre hareket ettiğini belirtmektedir. Danışma ile davetin karıştırılmaması gerekir.

Nitekim acil hekimi ..., elde ettiği bulgu ve danıştığı uzman doktordan ve hasta yakınlarından aldığı bilgilerle hastayı acilde tutmayıp geri göndermiş ve durumunda kötüleşme olursa tekrar acile getirmelerini söylemiştir. Eğer acil bir durum olsaydı, belki servise yatıramazdı ancak acilde tutabilirdi. Buna bile gerek görmemiştir.

Aile de çocuğun durumunun iyi olduğunu kabul ederek götürmüş ve hastane kayıtlarından öğrendiğimize göre ne gece ne de sabahleyin erken saatte çocuğu hastaneye götürmemiş öğleye doğru saat 11 sıralarında 77.hasta olarak kaydını yaptırmışlardır.

4-Sanık doktorun aynı gece acil hekiminin durumunu bildirdiği bir hasta için bu olaydan saatler sonra hastaneye geldiğini idari soruşturma dosyasından öğrenmekteyiz. (75745 protokol no ile Bengin Halitoğlu isimli hasta) Bu durum bile sanığın olayda bırakınız kusurunu ihmali bile bulunmamaktadır.

İcapçı doktor branşı ile ilgili gelen bütün hastalar için veya hastanın yakınlarının davetine uyarak gelmek zorunda değildir. Eğer böyle düşünülürse haftalar boyu hastanede nöbetçi kalma veya gidip gelme ile zamanını geçirmesi gerekir. Kaldı ki sanık icapçı doktor bile değildir. Çünkü gündüz poliklinik hizmeti vermekte, yatan hastalarını kontrol etmektedir. Bu durum mevzuatın açıkladığı anlamda sanığın icapçı doktor olmadığını, ancak fedakarca çalışan birisi olduğunu göstermektedir.

5-Adli tıp raporu sebep sonuç bakımından da yetersizdir. Sanığın ihmalinin ölüm sonucunu doğurup doğurmadığı irdelenmemiştir. Yani illiyet bağı kurulmamıştır. Ceza hukukunda geçerli olan şahsilik ilkesi karşısında, failin sorumlu tutulabilmesi için, neticenin kendi eseri olması mutlak bir zorunluluktur.

6-Suçtan zarar görenlerin de yakını olan ..., Hakkari Asliye Ceza Mahkemesinde 27.11.2008 tarihinde verdiği ifadede “Hasta benim yakınımdı. Ailesi ...’dan geldi ve beni arayarak doktora çocuklarını gösterip gösteremeyeceğimi sordular. Bunun üzerine personel olduğumu söyledim. Yardımcı olmasını istedim. Hatta isterse muayenehanesine de getirebileceğimizi kendisini özel aracımla alabileceğimi söyledim. Kabul etmedi. Zaten doktoru aynı şekilde pratisyen hekim de aramış ona da gelmesini gerektiren bir durum olmadığını söylemiş, … Bu olay nedeniyle acildeki doktor istifa etti” şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu beyanlar da sanığın savunması ve acil hekiminin ifadeleri ile örtüşmektedir.

7-Ölen çocuk; 20 yaşında olan annenin 3.çocuğu olup doğum aralıkları arasındaki süre çok azdır. Bu nedenle doğumla ilgili olumsuz bulgular olması ihtimal dahilindedir. (Premature çocuk olma gibi) Bunlar hakkında hiçbir bulgu söylenmiyor.

8-Sanığın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü, belki hepsini söyleyemediği şu temyiz sebebi üzerinde de durulması gerekir:

“Olayın geçtiği tarihlerde diğer doktor arkadaşım izinli olarak il dışında olduğu için Hakkari Devlet Hastanesinin tek Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak çalışıyordum. Bölgenin yoğun talebi doğrultusunda günlük 70-80 poliklinik muayene yapıyordum. Ayrıca serviste yatan hastalarımla ilgileniyordum. Bu hizmetleri yürütürken mevzuat gereği günlük 9, haftalık 45 saatlik çalışma mecburiyetimin çok ötesinde ve fedakârca çalışıyordum.

O süreç içerisinde günlük ortalama çalışmam hiçbir zaman 10 saatin altına düşmemiştir. Hakkari Devlet Hastanesi Acil Polikliniği genel olarak günlük ortalama 200 hastaya poliklinik hizmeti sunmaktadır. Bu müracaatların günlük en fazla % 5-6'si acil vaka olarak tanımlanan hastalardan oluşmakladır. Diğer çoğunluk ise rutin poliklinik hastalarıdır. Bu durum Acil Polikliniğin kayıtlarında sabittir.

Hastalar acil servise başvurduklarında acil hekiminin üstünde baskı kurarak ilgili branş doktoruna muayene olmak istediklerini ifade etmekledirler. Mevcut durum hakkında acil servis nöbetçi hekimlerinden gerekli bilgi alınabilir.

Acil Polikliniğe başvuran hastaların durumu acil olsun veya olmasın, Nöbetçi Acil Poliklinik tabipleri ihtiyaç duydukları her an icabet nöbeti olup olmadığına bakmaksızın hastanenin ilgili uzman doktorlarını arayarak görüş ve tavsiyelerine başvururlar. Bir tür konsültasyon niteliğinde olan bu başvurular mesleki ilke. kurallar ve dayanışmanın bir tezahürü olduğu gibi her geçen gün branşlaşmanın ve farklı uzmanlıkların oluştuğu tıp mesleğinin kaçınılma/ bir sonucudur.

Zira bir hekimin her konuda bilgi sahibi ya da uzmanlığa sahip olması maalesef mümkün değildir”

9-Bölgenin koşullarını bilen kişilerce malum olduğu üzere eğer sanık doktor çağrılmış olsaydı gelmemeyi göze alamazdı. Nitekim son günlerde basında gördüğümüz doktorlara karşı işlenen şiddet olayları buna en güzel örnektir. 10-Bağlayıcılığı olmasa bile sanık doktorun ihmali bulunup bulunmadığı hususunda; Yüksek Sağlık Şurasının mütalaasının da alınması gerekirdi. Yukarıda 10 başlık altında sunduğumuz, daha da çoğaltabileceğimiz sebeplerden dolayı sanığa acil hekimi tarafından yeterli bilgi verilmemesinden kaynaklanan olay nedeniyle sanığın üzerine atılı taksirle öldürme suçunun oluşmadığını düşündüğümüzden sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyoruz.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2012/8648, K. 2012/17103, 5 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2012/8648
Karar No
2012/17103
Tarih
5 Temmuz 2012

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2012/8648 K.2012/40347
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2012/8648 K.2012/8731
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2012/8648 K.2012/15678
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2012/8649 K.2012/9807
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2012/8649 K.2012/15664
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2012/8650 K.2012/15680

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.