KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2013/11888 E., 2013/18681 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Özel hayatın gizliliğini ihlal, hakaret
- Hüküm
- Sanık ... hakkında: Beraat
Karar Metni
894 kelime·4 dk okuma
Özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından sanık ...'nın beraatine; sanık ...'ın ise özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraatine, basın yoluyla hakaret suçundan hakkındaki davanın düşmesine ilişkin hükümler, katılan tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılanın, 14.05.2013 havale tarihli dilekçesiyle, karardan sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 1. maddesinin birinci fıkrası ve 2. maddesinin birinci fıkrasının Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına aykırı olduğu iddiasıyla Anayasanın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulması talebinde bulunduğu görülmüş ise de,
Temyiz incelemesine konu hükümlerin beraat ve düşme niteliğinde olması da dikkate alınarak bu aşamada katılanın istemi yerinde görülmeyerek, yapılan incelemede:
A) Sanık ... hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılama sonunda, Zaman Gazetesinin 18.07.2009 tarihli nüshasının 1. sayfasındaki “HSYK üyesinin Ergenekon sanığına ziyareti belgelendi” başlıklı haberi ve haberde kullanılan fotoğrafı yayımlayan eser sahibinin sanık olmadığı anlaşılmakla, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanın sübuta ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
B) Sanık ... hakkında basın yoluyla hakaret suçundan verilen düşme hükmüne yönelik temyiz incelemesinde;
İncelenen dosya kapsamına göre, Zaman Gazetesinin 18.07.2009 tarihli nüshasının 1. sayfasındaki “Korsan kararnameye tepkiler çığ gibi” başlıklı ve devamında sanığın isim ve soyismine de yer verildiği 14. sayfasında yayımlanan haberlerin eser sahibi olan sanık hakkında mahkemece 17.05.2010 tarihinde kabul edilen 13.05.2010 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı,
iddiaya konu haberlerin yayımlandığı “Zaman” gazetesinin günlük süreli yayınlardan olduğu ve 5187 sayılı Basın Kanununun, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 77. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki 26/1. maddesi gereğince, günlük süreli yayınlarla işlenen suçlarda kamu davasının 2 aylık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği re'sen yürütülen soruşturma kapsamında,
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçlarını Soruşturma Bürosuna 05.10.2009 tarihinde ulaşan yazı ile ilgili haberlerin eser sahibinin sanık olduğu konusunda bildirimde bulunulduğu, Basın Kanununun 26/4. maddesi uyarınca sorumlu müdürün yayımlanan eserin sahibini bildirmesi durumunda, eser sahibi aleyhine açılacak davada sürenin, bildirim tarihinden itibaren başlayacağı, sanık hakkında açılan kamu davalarının bildirim süresinden itibaren 2 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı;
aynı Kanunun 11/3. maddesinde yer alan, “Süreli yayınlarda eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması nedeniyle Türkiye'de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkum olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde, sorumlu müdür ve yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili sorumlu olur.
Ancak bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlanması halinde, bundan doğan sorumluluk yayımlatana aittir.” hükmü de gözetildiğinde söz konusu haberlerin yayımlanmasından dolayı sorumlu yazı işleri müdürü hakkında süresinde dava açılmış olmasının da sonuca etkili olmadığı ve anılan maddenin 2. fıkrası uyarınca iddia olunan suçlardan dolayı sorumluluğun sanığa ait olduğu,
sanık hakkında açılan kamu davalarının ise kovuşturma koşulu olan 2 aylık hak düşürücü süre içinde açılmadığı saptanmakla, kamu davalarının düşmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından katılanın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
C) Sanık ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
1- Zaman Gazetesinin 18.07.2009 tarihli nüshasının 1. sayfasındaki “Korsan kararnameye tepkiler çığ gibi” başlıklı ve devamında 14. sayfasında yayımlanan haberlerin eser sahibinin belli olması karşısında, 5187 sayılı Basın Kanununun 11/2-3. maddeleri gereğince ilgili haberlerden dolayı yazı işleri müdürü olan sanığın sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla, yargılama sonunda, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, katılanın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, beraata ilişkin hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,
2- Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyesi olup, değişik zamanlarda farklı yayın organlarında mesleki faaliyetleri nedeniyle haber konusu yapılan ve görevi gereği kamuoyu tarafından tanınan katılanın, bir yemek çıkışı, kamuya açık alanda, Ergenekon adı verilen soruşturma kapsamında “şüpheli” sıfatını taşıyan ve bilahare “sanık” sıfatıyla yargılanan bir kişinin de aralarında bulunduğu üç kişiyle birlikte, aynı karede görüntülenen fotoğrafının,
sanığın sorumlu yazı işleri müdürü olduğu Zaman Gazetesinin 18.07.2009 tarihli nüshasının 1. sayfasında, “HSYK üyesinin Ergenekon sanığına ziyareti belgelendi” başlıklı haberle beraber yayımlanması fiiliyle ilgisi yapılan değerlendirmede,
Haber içeriğinin görünür gerçeğe uygun olması ve kamuya mal olmuş katılanın, “şüpheli” sıfatını taşıyan biriyle aynı ortamı paylaştığına dair haberinin yapılmasında, yürüttüğü kamu hizmetinin niteliği ve toplum içindeki konumu gereği, kamu yararı ve toplumsal ilginin bulunması, haberi yapılan konunun güncel olması, haberde kullanılan ifadelerin ve haberle beraber yayımlanan fotoğrafın, habere konu olayla fikri bağlantısının bulunması,
haberin verilişinde tahkir edici bir dil kullanılmayıp, ölçülülük ilkesinin ihlal edilmemiş olması karşısında, yayımlanan haberin, basının haber verme hakkı sınırları içerisinde kalması sebebiyle, katılanın özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğinin kabulünün mümkün olmadığı, ayrıca haberde yer alan sözlerin, katılanın küçük düşmesine yol açan değer yargısı içerecek, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte de bulunmadığı,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/11888, K. 2013/18681, 8 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama