KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2013/24277 E., 2014/1570 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ocak 2014
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Dava
- Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü ile 3.602,05 TL maddi, 3.200 TL manevi tazminatın davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine
Karar Metni
413 kelime·2 dk okuma
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Haksız işlem tarihine göre, gerekçeli karar başlığında, dava türü olarak ''Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat'' ibaresi yerine, ''466 sayılı yasaya göre tazminat'' ibaresinin yazılmış olması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
5271 sayılı CMK.nın 34. maddenin 2. fıkrasında, “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” Aynı Kanunun 231. maddenin ikinci fıkrasında, “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.” Üçüncü fıkrada “Beraet eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hal varsa bu da bildirilir.” amir hükmü yer almaktadır. Kanunun 232/6. maddesinde ise.
“Hüküm fıkrasında, 223'üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.”şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Yasal düzenlemelere bakıldığında; gerek yüze karşı verilen, gerekse yoklukta verilen hükümlerde yasa yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların karara yazılması zorunlu kılınmıştır.
Somut olayda tazminat talebinin dayanağı olan beraat hükmünde, her ne kadar sanığa (davacıya) tazminat talep etme hakkı olduğu hatırlatılmış ise de, hüküm fıkrasında, kanun yolunun süresi, kanun yoluna başvuru şekli ve başvurunun hangi makama (merciie) yapılacağının yasal düzenlemelere uygun bir biçimde gösterilmemiş olması nedeniyle, davacının 13/02/2012 tarihinde vekili aracılığıyla dava dilekçesi vererek beraat hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren yasal bir yıllık hak düşürücü sürede dava açtığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki (1) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Maddi tazminat miktarının tayin ve tespitine esas alınan bilirkişi raporunda, davacı lehine hükmedilecek maddi tazminatın, davacının tutuklandığı 27.05.2009 tarihi ile, tahliye olduğu 02.10.2009 tarihleri arasında tutuklu kalınan 128 gün yerine, 219 gün üzerinden hesaplandığının dikkate alınmaması suretiyle, fazla maddi tazminata hükmedilmesi,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/24277, K. 2014/1570, 27 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama