İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /12. Ceza Dairesi

YARGITAY · 12. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2013/30406 K.2014/2980

Tehdit, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek ve sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçlarından sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2 (üç kez), 106/1-1. Cümle, 125/2, 134/2 ve 43/1. (iki kez) maddeleri gereğince 7…

Esas2013/30406Karar2014/2980Tarih10 Şubat 2014Okuma8 dk · 1.587 kelime

KÜNYE

12. Ceza Dairesi 2013/30406 E., 2014/2980 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
10 Şubat 2014
Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.587 kelime·8 dk okuma

Tehdit, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek ve sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçlarından sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2 (üç kez), 106/1-1. Cümle, 125/2, 134/2 ve 43/1. (iki kez) maddeleri gereğince 7 Ay 15 gün hapis, 3 ay 22 gün hapis ve 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair, Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/03/2013 tarihli ve 2012/1410 esas, 2013/435 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.

Dosya kapsamına göre,

1- Sanığın üzerine atılı hakaret ve özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek suçlarının soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olduğu ve müştekinin şikayetinden vazgeçtiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında düşme kararları yerine mahkumiyet kararları verilmesinde,

2- Sanığın üzerine atılı tehdit suçuna ilişkin, sanık tarafından gönderildiği belirtilen mesaj içeriğinin, 5237 sayılı Kanun'un 106/1-2. cümlesinde yer bulan sair tehdit suçuna vücut vereceği, bu suçun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olduğu ve müştekinin şikayetinden vazgeçtiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında düşme kararı yerine daha aleyhine sonuç doğuracak şekilde aynı Kanun'un 106/1-1.cümlesi gereğince mahkumiyet kararı verilmesinde,

İsabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 09.12.2013 gün ve 94660652-105-41-8996-2013-18564/75083 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.12.2013 gün ve .....sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Sanığın, bir dönem duygusal boyutta arkadaşlık ilişkisi içerisinde olduğu mağdurenin, adı, soyadı, mezun olduğu okul bilgileri, ikamet ettiği eve ait adres bilgileri ile birlikte, mağdurenin günlük hayatta çekilmiş fotoğrafı ile oturduğu eve ait dış cepheden çekilmiş fotoğrafları, mağdure tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak ve mağdurenin bilgisi ve rızası dışında, “facebook” adlı sosyal paylaşım sitesinde yayınladığı, mağdure adına oluşturduğu profil sayfasında mağdurenin küçük düşmesine yol açan değer yargısı içerecek, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte mağdurenin ağzından ifadeler yazdığı;

ayrıca, yine arkadaşlıklarının sona ermesinin etkisi ile, kendisine ait cep telefonundan mağdureye ait cep telefonuna, dosyada mevcut mesaj tespit tutanağında ayrıntılı şekilde belirtildiği üzere, yaklaşık bir hafta sürecek şekilde, mesajlar çekerek, mağdurenin hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehditte bulunduğu ve suretiyle mağdurenin onur, şeref ve saygınlığına saldırdığı olayla ilgili olarak,

(A) Tehdit suçundan kurulan hükümle ilgili kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde; Sanığın üzerine atılı tehdit suçuna ilişkin, sanık tarafından gönderildiği belirtilen mesaj içeriğinin, TCK'nın 106/1-2. cümlesinde yer bulan sair tehdit suçuna vücut vereceği, bu suçun şikayete tabi olduğu ve müştekinin şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle sanık hakkında düşme kararı yerine mahkumiyet kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de,

Dosya içerisinde mevcut 22.08.2012 tarihli, içeriği sanık tarafından da ikrar edilen ve kolluk tarafından düzenlenen “Mesaj tespit tutanağı” içeriğine göre, sanığın 10.08.2012 tarihinden itibaren 17.08.2012 tarihine kadar mağdureye tehdit ve hakaret içeren mesajlar gönderdiği, bu mesajların içerisinde, 10.08.2012 tarihli, 11.08.2012 tarihli, 12.08.2012 tarihli, 13.08.2012 (üç kez) tarihli olan mesajların içeriğinde, sanığın mağdureye işkence yapacağını, katil olacağını, mağdureyi “geberteceğini”, aralarındaki olayların her ikisinin canına mal olacağını beyan ederek tehditte bulunduğu,

bu ifadelerin TCK'nın “Tehdit” suçunu düzenleyen 106. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde yer alan ve soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi olmayan tehdit suçunu oluşturduğu, bu suçtan dolayı mağdurenin sanık hakkında şikayetçi olmamasının davanın düşmesine neden olmayacağı, davaya esas 22.10.2012 tarihli iddianamenin sanığın eyleminin tarif edildiği paragrafında “sanığın dosyada mevcut mesaj tespit tutanağında belirtildiği şekilde” mesajlar çekerek mağdureye tehditte bulunduğunun belirtildiği, bu itibarla sanık hakkında TCK'nın 106/1-1. cümlesinde düzenlenen ölümle tehdit suçundan dava açıldığı,

bu suç nedeniyle kurulan hükmün ise, mevcut hali ile usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, bu suç yönünden kurulan hükme ilişkin kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,

(B) Özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etme suçundan kurulan hükümle ilgili olarak kanun yararına bozma isteminin incelenmesinde de;

Sanığın üzerine atılı özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etme suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olduğu ve müştekinin şikayetinden vazgeçtiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında düşme kararı yerine mahkumiyet kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise de,

Belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin, başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi, TCK'nın 136/1. maddesinde “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” başlığı altında suç olarak tanımlanmış olup, eylemin; kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle gerçekleşmesi hali, aynı Kanunun 137. maddesinde cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.

Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA'sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü,

sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir; ancak, herkes tarafından bilinen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olan kişisel bilgiler, yasal anlamda “kişisel veri” olarak değerlendirilemez, aksinin kabulü; anılan maddenin uygulama alanının amaçlanandan fazla genişletilerek,

uygulamada belirsizlik ve hemen her eylemin suç oluşturması gibi olumsuz sonuçlar doğurur, bu nedenle, bir kişisel bilginin, açıklanan anlamda “kişisel veri” kabul edilip edilmeyeceğine karar verilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle değerlendirme yapılması, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun da ayrıca tespit edilmesi gerekir.

Özel hayat kavramı; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir.

Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez.

Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yapıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kavramı kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez.

Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kavramı kapsamına girip girmediği belirlenirken, sadece içinde bulunulan fiziki çevrenin özelliklerine bakılmamalı, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler de göz önüne alınmalıdır.

Özel hayata ilişkin görüntü ya da seslerin, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi, TCK'nın 134/1. maddesinin 2. cümlesinde; ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması, aynı maddenin 2. fıkrasında, özel hayatın gizliliğini ihlal başlığı altında, birbirinden bağımsız iki ayrı suç olarak düzenlenmiş olup; kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı,

istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı, herkes tarafından bilinmeyen ve/veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olmayan, kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin başkasına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi eyleminin TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçu kapsamında değerlendirilecektir.

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; sanığın, bir dönem duygusal boyutta arkadaşlık ilişkisi içerisinde olduğu mağdurenin, adı, soyadı, mezun olduğu okul bilgileri, ikamet ettiği eve ait adres bilgileri ile birlikte, mağdurenin günlük hayatta çekilmiş fotoğrafı ile oturduğu eve ait dış cepheden çekilmiş fotoğrafları, mağdure tarafından arkadaşlıklarına son verilmesine tepki olarak ve mağdurenin bilgisi ve rızası dışında, “facebook” adlı sosyal paylaşım sitesinde yayınladığı olayla ilgili olarak,

mağdurenin, aktif kullanımında olan, herkes tarafından bilinmeyen veya kolaylıkla ulaşılması ve bilinmesi mümkün olmayan, ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı adres bilgilerini, adı, soyadı, kendisine ve oturduğu eve ait fotoğrafı ile birlikte rızası dışında, başkalarının bilgisine sunan sanığın eyleminin TCK'nın 136/1. maddesindeki “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçunu oluşturacağı, mahkemece suç vasfında yanılgıya düşülerek,

sanığın yazılı şekilde TCK'nın 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de, sanığın sübut bulan eyleminin soruşturulmasının ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olmadığı, bu yönüyle sanık hakkında kurulan hükmün, usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, sanığın eyleminin şikayete tabi olduğu ve şikayet yokluğu nedeniyle davanın düşürülmesi gerektiği gerekçesiyle, bu suç yönünden kurulan hükme ilişkin kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,

(C) Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan kurulan hükümle ilgili olarak kanun yararına bozma isteminin incelenmesine gelince;

Sanığın üzerine atılı hakaret suçunun soruşturmasının ve kovuşturmasının şikayete tabi olduğu ve müştekinin şikayetinden vazgeçtiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında düşme kararı yerine mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden Adalet Bakanlığı'nın bu yöne ilişkin kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Gebze 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28.03.2013 tarih ve 2012/1410 esas, 2013/435 sayılı kararının, sanık hakkında hakaret suçundan cezalandırılmasına karar verildiği (2) numaralı hükmünün, 5271 sayılı CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA,

SONUÇ / HÜKÜM

CMK'nın 309/4-d maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme gereği bozma nedenine göre işlem yapılarak hakaret suçundan açılan kamu davasının “5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca şikayet yokluğu nedeniyle DÜŞMESİNE”; dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2013/30406, K. 2014/2980, 10 Şubat 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2013/30406
Karar No
2014/2980
Tarih
10 Şubat 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2013/30406 K.2014/7079
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2013/30406 K.2014/4739
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2013/30407 K.2014/3781
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2013/30407 K.2014/2970
  • Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2013/30407 K.2014/8104
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2013/30407 K.2014/3491

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.