KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2014/15277 E., 2015/13010 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2015
- Tebliğname No
- 12 - 2014/156400
- Mahkemesi
- İstanbul (Kapatılan) Anadolu 11. Sulh Ceza Mahkemesi
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma
Karar tarihi : 25/02/2014 Numarası : 2013/596 - 2014/132 Suç tarihi : 15/09/2013
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
05/07/2012 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 100. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın 324/4. maddesine eklenen, “Devlete ait yargılama giderlerinin 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde, bu giderin Devlet Hazinesine yüklenmesine karar verilir” şeklindeki cümle ile yargılama giderlerinin tahsili bakımından 6183 sayılı Kanunun 106. maddesine atıfta bulunulduğu,
anılan maddede, “Yapılacak takip sonunda tahsili imkansız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan ve 213 sayılı Kanun kapsamına giren amme alacaklarında 10 Türk Lirasına (10 Türk Lirası dahil), diğer amme alacaklarında 20 Türk Lirasına (20 Türk Lirası dahil) kadar amme alacakları, amme idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından tahsil zamanaşımı süresi beklenilmeksizin terkin olunabilir.
Bakanlar Kurulu, bu tutarları topluca veya ayrı ayrı on katına kadar artırmaya yetkilidir” düzenlemesine yer verildiği, incelemeye konu dosyada, hüküm tarihi itibariyle yargılama giderleri 8 TL olarak hesaplanmış ise de, hükmün kesinleşmesine kadar yapılan harcamaların tamamının yargılama giderleri kapsamında olması, dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi için yapılan giderin henüz hesaplanmamış olması ve bu giderin hesaplanmasından sonra ortaya çıkan bakiyenin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutarlardan az olması halinde hazine üzerinde bırakılabilmesi,
bu hususun infaz aşamasında değerlendirilmesinin mümkün olması nedeniyle, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle araç kullandığı tespit edilen sanık hakkındaki temel cezanın, 5237 sayılı TCK'nın 179/3. maddesi delaletiyle 179/2. maddesi uyarınca tayini gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Sanığın geçmişinde hapis cezası mahkumiyeti bulunduğu halde, tayin edilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, 5237 sayılı TCK'nın 50/3 maddesinin dayanak gösterilmesi,
3- TCK'nın 50/6. maddesinde bulunan “yaptırımın” ibaresinin 01/03/2008 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 26/02/2008 tarih, 5739 sayılı Kanunun 4. maddesi ile “tedbirin” olarak değiştirilmesi ile sözü edilen maddenin birinci fıkrasının “a” bendi uyarınca hapis cezasının paraya çevrilmesi seçenek yaptırım, diğer bentlerde düzenlenen hususların ise seçenek tedbir niteliğinde olduğu, TCK'nın 50/6. maddesinde hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesinin sonuçlarının düzenlediği,
somut durumda ise sanık hakkında bir tedbir niteliğini haiz olmayan kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verildiği, kaldı ki bu durumun hükmün tesisi aşamasında değil, hükmün kesinleşmesinden sonra infaz aşamasında nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin, infazı kısıtlar biçimde karar tesis edilmesi,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2014/15277, K. 2015/13010, 10 Eylül 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama