KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2015/2672 E., 2015/15660 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2015
- Tebliğname No
- 12 - 2014/242858
- Mahkemesi
- Mersin 4. Ağır ceza Mahkemesi
- Tarihi
- 29/04/2014
- Numarası
- 2013/312 – 2014/97
Karar Metni
467 kelime·2 dk okuma
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5271 sayılı CMK'nın 142/1-a maddesinde karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar ve hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğinin hüküm altına alındığı,
bu kapsamda tazminat talebinin dayanağı olan İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2009 tarih, 2007/410 esas, 2009/555 karar sayılı beraat hükmünün 13.12.2012 tarihinde kesinleştiği ve davacının talebi üzerine kesinleşmiş beraat hükmünün 01.02.2013 tarihinde davacıya tebliğ edildiği belirtilmiş ise de, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığı altındaki 40. maddesinin ikinci fıkrası gereğince.
“Devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını sonuna kadar arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlamayı amaçlamış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesini, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından belirtilen hususlara uyulmasını zorunlu kılmıştır.
Bu temel ilkenin kaynağını yalnız Anayasa değil, 5271 sayılı CMK ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi de oluşturmaktadır.
Bu hükme paralel olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 34. maddesinin 2. fıkrasında, “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” Aynı Kanunun 231. maddenin ikinci fıkrasında, “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.” Üçüncü fıkrada “Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hal varsa bu da bildirilir.” amir hükmü yer almaktadır. Kanunun 232/6. maddesinde ise.
“Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Yasal düzenlemelere bakıldığında; gerek yüze karşı verilen, gerekse yoklukta verilen karar ve hükümlerde yasa yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların karara yazılması zorunlu kılınmıştır.
Somut olayda tazminat talebinin dayanağı olan İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2009 tarih, 2007/410 esas, 2009/555 karar sayılı beraat hükmünde, sanığa (davacıya) tazminat talep etme hakkı hatırlatılmamış ve hüküm fıkrasında, tazminat talebi yönünden kanun yolu, süresi, kanun yoluna başvuru şekli ve başvurunun hangi makama yapılacağının gösterilmemiş olması karşısında, hükmün kesinleştiği 13.12.2012 tarihinden davacının vekili aracılığıyla 09.12.2013 tarihinde dava dilekçesi vererek bir yıllık hak düşürücü sürede dava açtığının anlaşılması karşısında, davanın kabulü yerine,
isabetsiz değerlendirme ile davanın CMK'nın 142/1. maddesinde öngörülen 3 aylık sürede açılmadığı gerekçesi ile süre yönünden reddine karar verilmesi,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2015/2672, K. 2015/15660, 19 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama