KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2016/2522 E., 2016/6768 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2016
- Mahkemesi
- Çocuk Mahkemesi
- Suç
- Taksirle yaralama
- Hüküm
- TCK'nın 31/2. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, 5395 sayılı Kanunun 11, 5/1-a, 36/1 ve 39. maddeleri gereğince danışmanlık tedbiri uygulanması
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma
Taksirle yaralama suçundan suça sürüklenen çocuk hakkındaki ceza verilmesine yer olmadığına ve danışmanlık tedbiri uygulanmasına ilişkin hüküm, müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin CMUK'un 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunduğundan bahisle tebliğnamede temyiz isteminin CMK'nın 317. maddesi gereğince reddi yönünde görüş belirtilmiş ise de katılan vekilinin temyiz istemi mahkemece 02.12.2014 tarihli ek kararla reddildiğinden ve verilen ek karara yönelik de bir temyiz istemi bulunmadığından, hükmün sadece suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyizi üzerine yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suça sürüklenen çocuğun, soruşturma evresinde sevkinin sağlandığı ...
Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Polikliniği Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Biriminde görevli Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olan doktor ... tarafından yapılan muayenesi üzerine aynı gün düzenlenen 03.02.2014 tarihli adli raporda; “yapılan psikiyatrik değerlendirme sonucu suça sürüklenen çocuğun isnat edilen taksirle yaralama suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği kanısına varıldığı” belirtilmiş ise de;
kovuşturma evresinde 5395 sayılı Kanunun 35. maddesi gereğince görevlendirilen ve suça sürüklenen çocuk ve ailesi ile görüşme yapan pedegog bilirkişi tarafından düzenlenen 04.04.2014 tarihli raporda, “çocuğun aile içerisinde korunduğu, ihtiyaçlarının karşılandığı, belirgin ihmal ya da istismara maruz kalmadığı, fiziksel ve zihinsel gelişimini tehlikeye düşürecek risk faktörlerinin aile ve yakın çevresinde olmadığı, ebeveyn denetiminin olduğu, manen terk edilmişliğinin olmadığı, hem ailesinin hem kendisinin problem çözme
becerilerinin sorunlarla baş etmede yeterli olduğu, bu nedenlerle suça sürüklenen çocuk için 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 5. maddesinde belirtilen koruyucu ve destekleyici tedbirlerden herhangi birisinin uygulanmasının gerekli olmadığı kanaatine varıldığının” ifade edilmesi ve suça sürüklenen çocuğun soruşturma evresinde müdafi eşliğinde alınan 03.02.2014 tarihli savunma içeriğine göre kendisini yeterince ifade edebildiği ve savunmasını ayrıntılı şekilde dile getirebildiğinin anlaşılması karşısında tek hekim tarafından düzenlenen rapor içeriği ile pedogog bilirkişi tarafından düzenlenen sosyal inceleme raporu içeriklerinin birbiriyle
çelişki içermesi nedeniyle, suça sürüklenen çocuğun Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine sevki sağlanarak, suç tarihi ve suç açıkça belirtilmek suretiyle TCK'nın 31. maddesi kapsamında işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2016/2522, K. 2016/6768, 19 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama