KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2020/11880 E., 2024/5165 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/482 Esas, 2016/375 Karar
- Suç
- Taksirle öldürme
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
1.015 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 52/2-4, 53/6. maddeleri uyarınca 12.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri;ölenin halihazırda ... Teknik A.Ş çalışanı olup, kendi işçisi olmadığına, meydana gelen kazanın iş kazası olmadığına, ölenin sanığın izni olmadan traktörü aldığı ve düz stabilize yolda kendi kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğinden, sanığın kusursuz olduğundan beraatine karar verilmesi, cezalandırılması durumunda lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın asli kusurlu olmasına rağmen teşdidin az uygulandığı ve sanığa verilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'in Yaylacık Orman İşletme Şefliğin'den 314 nolu bölmenin ağaç kesme üretim işini aldığı,
sanık ...'in bu işi dosyada tanık olarak beyanları alınan ..., ... ve ölen ... ile birlikte yaptıkları, olay günü 22.07.2015 tarihinde üretim işi için gidildiği sırada ölenin sanık ...'e ait traktör ile Yaylacık Ormanları Kelepir mevkiinde orman yolunda dar ve toprak zemin yolda traktörün hakimiyetini kaybederek traktörün üzerine devrilmesiyle ölümüyle sonuçlanan meydana gelen trafik kazasında, Orman İşletme Şefliğinin 10.03.2016 tarihli cevabi yazı ve eklerine göre, 314.
Bölmede üretim işinin sanığa verildiği, ekte gönderilen belgelere göre sanığa verilen işin toplamda 3002 adet karaçam ağacının 19.06.2015 - 30.10.2015 tarihleri arasını kapsar üretim işi olduğu, üretim işinin kesme, sürütme, yükleme ve nakliyat kalemlerinden ibaret olduğu, sanıkla orman idaresi arasında kesim, sürütme ve taşıma şartnamelerinin düzenlendiği, bu şartnamelerin ayrıntılı olduğu, özetle tüm bu işlerin işvereninin sanık olduğu, işten doğan 5510 sayılı, 4857 sayılı, 6331 sayılı mevzuat hükümleri ile meydana gelmesi halinde iş kazası ve vergi mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklerden sanığın sorumlu olduğu,
soruşturma aşamasında Ankara CBS marifetiyle bilirkişi raporu aldırıldığı, 30.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda; olayın iş kazası olduğu, tanık beyanları ve dosya içeriğine göre ölenin traktörde şoför olarak çalıştığı sabit olduğuna göre işyerinin çalışanı olarak kabulünün gerektiği ve gerekli eğitimin verilmemesi ve risk değerlendirilmesinin yapılmaması nedeniyle sanığın işveren olarak asli kusurlu olduğu, ölenin ise yaşı itibariyle şahsi güvenliğini sağlayabilecek birisi olarak gerekli dikkat ve özeni göstermemiş olması nedeniyle tali kusurlu olduğunun belirtildiği,
mahkemece elektrik elektronik mühendis A sınıfı iş güvenliği uzmanı, makine yüksek mühendisi iş sağlığı ve güvenliği eğitmeni, mühendis ve teknik bilirkişiden oluşan heyetten alınan 23.05.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre.
5510 sayılı Kanunun 13/a.maddesi uyarınca meydana gelen kazanın iş kazası olduğu, traktörün şoförü haricindeki yetkisiz kişilerce çalıştırılmasının engellenmesi için gerekli düzenlemelerin ve denetlemelerin yapılmaması ve öleni iş güvenliği bilinci oluşacak şekilde yeterli düzeyde gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmemiş olması nedeniyle sanık ...'in asli kusurlu olduğunun belirtildiği,
Yerel Mahkemece sanığın mevcut durumda, tecrübeli olmayan ve görevlendirmediği kişilerin güvenli olmayacak şekilde traktör kullanmalarını engelleyecek bir çalışma sistemi, düzeni ve yanında çalışan kişilere gerekli bilinçlendirmeyi sağlamadığının kabulünün gerektiği, bu konuda asgari düzeyde eğitim ya da bilgilendirme yapmadığının kendi beyanı ile de sabit olduğu, ayrıca traktörün anahtar üzerinde bir şekilde bırakılmasının, görevlendirmediği, kullanması güvenliğe uygun düşmeyen kişilerin traktörü kullanmalarını sağlayacak şekilde olduğu, bu konuda gerekli denetim, takip işi, otokontrolü oluşturmadığı,
daha öncesinde traktör kullandığına bir kez şahit olduğu ve bilgisi dışında tanık Veli'nin de kısa mesafelerde kullanmasına izin verdiği ölene, görevi dışında, güvenli olmayan çalışma tercih, hevesinin nelere sebebiyet verebileceği konusunda iş sağlığı ve güvenliği bilgilendirmesi yapılması gerektiği, bu açılardan bakıldığında sanığın olayla ilgili olarak, ölenin katkısına göre asli kusurlu olduğu olduğu kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Olayın gerçekleşme şekli, sanığın ve ölenin olaydaki rolü, sanığa yüklenen taksirin yoğunluğu gözetildiğinde sanık hakkında kurulan ceza miktarında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamenin bu hususta bozma isteyen görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi esnasında esas tam gün sayısının gösterilmemesi suretiyle 5237 sayılı Kanunun 52/3. maddesine aykırı davranılması,
TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği ve fıkra uyarınca bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerektiği gözetilmeksizin dosya içeriğine göre sanığın yürüttüğü faaliyetin ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olduğuna dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde soyut ifadelerle 6 ay süre ile meslek veya sanat icrasının yasaklama kararı verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Tavşanlı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının 4 numaralı paragrafın çıkarılarak yerine '"Sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak 1 yıl 8 ay 25 gün hapis cezasının TCK'nın 50/4. maddesi delaleti ile 50/1-a maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine,
TCK'nın 52/3. maddesi gereğince adli para cezasının belirlenmesine esas tam gün sayısının 630 tam gün olarak belirlenmesine.
TCK'nın 52/2. maddesi gereğince sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak bir gün karşılığı adli para cezasının takdiren 20 TL olarak hesabıyla 12.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi ve TCK'nın 53/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın hükümden çıkarılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/11880, K. 2024/5165, 9 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama