KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2020/2451 E., 2023/5037 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2023
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/103 E, 2015/466 K
- Suç
- 2863 sayılı Kanuna muhalefet
- Hüküm
- Mahkumiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
880 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Harran Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/103 Esas, 2015/466 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun 65 inci maddesinin birinci fıkrası , 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ,51 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, yedinci ve sekizinci fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; 1.Mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2.Suça konu alanın sit alanı içerisinde olduğunu bilmediğine,
3.Diğer temyiz nedenlerine ilişkin .
III. OLAY VE OLGULAR
A. Yerel mahkemenin kabulü.
"Sanığın İmambakır Mahallesinde mülkiyeti Vakıflar Bölge Müdürlüğüne ait 231 numaralı parselde bulunan ve III. derece sit alanı içerisinde yer alan arazi üzerinde tek katlı, kaba sıvası bitmiş, kapı ve pencereleri takılı olmayan , yarım metre yükseklikte ve 10,20x10,60 ebatlarında bina inşa etmiş olduğu tarihi Harran Surlarının Kültür Bakanlığınca koruma altına alınan yerlerden olduğu, yapının III. Derece arkeolojik ve kentsel sit alanı içinde kaldığı mahallinde yapılan keşif ile alınan bilirkişi raporlarıyla doğrulandığı,
sanığın izin almadan yaptığı yerin suça konu alanın III. Derece arkeolojik sit alanı içerisinde olduğu,sanığın yapımın yapılmasıyla fiziki müdahalede bulunduğu,orijinal dokuya zarar verdiği, sanığın Harran İlçesi'nde ikamet ettiği, Harran ilçesi'nin merkezi yerleşim yerinin çok büyük bir kısmının arkeolojik sit alanı olduğu, bu nedenlerle korunması gerekli yerlerden olduğunun herkes tarafından bilinebileceği kanaatine varılmıştır.
Dosya arasında bulunan belgelerden anlaşılacağı üzere Harran ilçesi, Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 10.03.1979 tarihli kararı ile üzerindeki tüm taşınmaz kültür varlıklarıyla birlikte “Arkeolojik Sit Alanı” olarak tescil edilmiş, 06.09.1983 tarihinde bu karar ilan edilmiştir. 1992 yılında “Harran Koruma Amaçlı İmar Planı” yürürlüğe girmiştir.
Böylece iddia, sanık savunması, mahallinde yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu, fotoğraflar, işaretli sit alanı haritası, kurul kararları, ile dosyadaki tüm tutanak ve belgelerden sanığın üzerine atılı 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrasına muhalefet suçunu işlediği hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde sübuta erdiğinin hukuki ve vicdani kanaatine varıldığından,
sanığın eylemine uyan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 5728 sayılı kanunun 408 inci maddesi ile değişik 65 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmalarına, sanığın eylemi nedeniyle meydana gelen zararı gidermemesi nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
sanığın daha önceden üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması ve suçu işledikten sonra yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları ile gösterdiği pişmanlık dolayısıyla yeniden suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde kanaat oluşmuş olmakla hapis cezasının ertelenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde mahkemesince hüküm kurulmuştur.
B.Sanık savunmasında; "Ben oranın sit alanı olduğunu bilmiyordum. İki yanımdaki parselde tapu kayıtlıydı. Sit alanı olduğunu bilseydim yapmazdım. Beraatimi talep ederim. Mahkeme aksi kanaatteyse lehe olan hükümler uygulansın dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur.
C.Mahkemesince 05.02.2015 tarihinde keşif yapılmış, keşif akabinde fen, inşaat ve arkeolog bilirkişilerce rapor tanzim edilmiştir.
IV. GEREKÇE
16.01.2014 tarihli yapı tatil zaptı ile sanık tarafından sit alanına izinsiz inşaat faaliyetinde bulunulduğunun tespit edilmesi üzerine sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kamu davası açıldığı, mahkemece 05.02.2015 tarihinde suç mahallinde keşif yapıldığı, keşif akabinde alınan arkeolog bilirkişi raporunda suça konu alanın III. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı, yapılan uygulama ile sit alanının bütünlüğüne ve doğal dokusuna zarar verildiğinin tespit edildiği, mahkemece sanığın eylemleri sabit görülerek mahkumiyet hükmü tesis edildiği anlaşılmakla;
Sanığın, III. derece arkeolojik sit alanı içerisindeki taşınmaz üzerine izin almaksızın yaptığı inşaatının ilk olarak 16.01.2014 tarihli yapı tatil zaptı ile tespit edildiği, yapı tatil zaptı düzenlenerek bahse konu izinsiz inşaatın mühürlendiği, daha sonra kolluk kuvvetlerince tanzim edilen 17.06.2014 tutanak ile inşaata devam edildiğinin belirlendiği anlaşılmakla; sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Anayasa Mahkemesinin, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilerek yapılan incelemede:
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Harran Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.12.2015 tarihli ve 2015/103 Esas, 2015/466 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2020/2451, K. 2023/5037, 15 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama