KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2021/2392 E., 2025/944 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2025
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/970 E., 2016/441 K.
- Suç
- Taksirle öldürme
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
846 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62, 50/1-a, 50/4, 52/2 maddeleri uyarınca 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğuna, mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerine yer verilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü, geçmişinde kalp kapak hastalığı ve hipertansiyon öyküsü bulunan 1955 doğumlu Mediha'nın, karın ağrısı, nefes almada güçlük, karında şişlik şikayetiyle Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine başvurduğu, kendisinin asistan doktor ...'ın muayenesi sonrası, kolesistit ön tanısıyla, dahiliye konsültasyonu istenerek acil dahiliye kısmına yönlendirildiği,
bu alanda hastayı karşılayan temyiz dışı sanık hemşire ...'nin, nöbetçi dahiliye uzmanı sanığın talimatı üzerine uyguladığı ilaç tedavisi sonrası anafilaktik şok geçirmesiyle, entübe edilerek, yoğun bakıma alındığı, yoğun bakımda iken 13 gün sonra vefat ettiği olayda, mahkemece, kusurlu şekilde neticeye sebebiyet verdiği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, sanığın tıp kurallarına uygun olmayan eylemi ile meydana gelen netice arasında uygun illiyet bağının kurulması halinde eylemin taksirle yaralama veya taksirle öldürme suçuna vücut vereceği, illiyet bağının bulunmaması halinde ise eylemin 5237 sayılı TCK'nın 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, aynı ... nedeniyle hem taksirle yaralama veya öldürme suçundan, hem de görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. Bu açıklamanın ışığında temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İstanbul 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24.02.2016 tarihli, 1173 karar numaralı raporunda,
''...Adli dosyada kayıtlı bilgiler ve tıbbi belgelere göre kendisinde hipertansiyon ve kalp kapak hastalığı bulunan kişinin ölümünün İlaç (İesef) allerjisi ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu...Müşteki ... GÜNDOGDU, Uz. Dr. ... ve Hemşire ... ...’in ifadeleri arasında çelişki bulunduğundan bu hususun adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu,
Müşteki ... GÜNDOGDU nun ifadesinin doğur olduğunun kabulü halinde, kişinin allerjisi olan ilaçları kayıda geçmediği ve Uz. Dr. ...’ye bildirmediği cihetle; Hemşire ... ...’in kusurlu olacağı,
Hemşire ... ... in ifadesinin doğru olduğunun kabulü halinde, allerji öyküsü bildirilmeyen kişide hekim tarafından kendisine sözel olarak verilen orderi (isolayt 500 cc içerisinde 1 gr iesef tedavisini) usulüne uygun olarak yerine getirmiş olduğu ve ortaya çıkan alerjik reaksiyonun bu şartlarda önceden öngörülemez bir klinik tablo olduğu cihetle; Hemşire ... ...’e kusur atfedilemeyeceği, Uz. Dr. ... nin allerji öyküsünü bilsin ya da bilmesin kendisine konsülte edilen hastayı görmeden, muayene etmeden, tetkiklerini değerlendirmeden, tedavisini düzenlemesinin uygun olmadığı cihetle; Uz. Dr. ... nin kusurlu olacağı,
Uz. Dr. ... nin ifadesinin doğru olduğunun kabulü halinde, hastayı kendisinin değerlendirmediği, kendisinin hastası olmadığı, Hemşire ... ... e gerekli tetkik ve tedavisinin ilgili hekim tarafından düzenleneceğini belirttiği cihetle; Uz. Dr. ...'e kusur atfedilemeyeceği, ancak ifadeler arasında çelişkiler bulunduğundan ilgili hekim ve yardımcı sağlık personelinin kusur durumu tespitinin adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur...'' Denilmektedir.
Yüksek Sağlık Şurası'nın 17-18 Nisan 2014 toplantı tarihli ve 13507 sayılı oy çokluğuyla alınan kararında ise,
''...Dosyadaki bilgi, belge ve bulgular değerlendirildiğinde; hastanın ölüm sebebinin anaflaktik şok olmadığı, otopsi yapılıp kesin ölüm sebebi belli olmadığı, mevcut bulgulara göre hastanın yoğun bakıma yatırıldıktan sonra durumunun kötüleştiği, klinik ve radyolojik incelemelere göre ölüm sebebinin serebral enfarkt ve gelişen problemlerden kaynaklandığı, Dr.... ve Hemşire ... ...’in eylemleri ile ölüm sebebi arasında illiyet bağı kurulamayacağından Dr.... ve Hemşire ... ...’e atf-ı kabil kusur bulunmadığına...'' ifadelerine yer verilmiş,
Aynı kararın muhalefet şerhinde,
''Sefalosporinlere karşı alerjisi olduğu bildirilen hastaya procain penisilin (İecef) uygulanması sonucu alerjik reaksiyon geliştiği; hastanın bundan ötürü yoğun bakım ünitesine yatırıldığı; hastanın yatırıldığı 26.04.2011 tarihinde çekilen kranyal BT’de patolojik görünüm olmadığı, bilahare hastanın bilinç düzeyindeki gerilemeden ötürü 29.04.2011 tarihinde yapılan MR ve difüzyon MR incelemede, muhtemelen supraklinoid segmentinden itibaren intemal karotis arterde oklüzyona bağlı gelişen serebral enfarkt-beyin damarı tıkanıklığı görüldüğü dikkate alındığında, hastanın ölümünün bu serebral patolojik süreç ve beraberinde ve ardından ortaya çıkan sistemik medikal sorunlara bağlı olduğu kanısıyla,
Dr....’nin (Dahiliye Uzmanı) hastayı görmeden talimat vermekten dolayı kusurlu olduğuna..'' biçiminde tespit yapılmıştır.
Hastayı görmeden, muayene etmeden telefonda verdiği talimat ile tedavi düzenleyerek mesleğinin gereklerine aykırı davranan sanık hekim tarafından meslekî özen yükümlülüğüne uygun şekilde gerekli tıbbî tetkik ve tedaviler gerçekleştirilmiş olsa dahi hastanın kurtulmasının mümkün olup olmadığının tespitinin ve sanık hekimin tıp kurallarına aykırı eylemi ile ölüm neticesi arasında illiyet bağının kurulup kurulamayacağının tespiti ile ölüm sebebi hakkında çelişkiler barından iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için bir kez de Adli Tıp Genel Kurulundan rapor alınması gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Bakırköy 38. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/2392, K. 2025/944, 23 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama