İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /12. Ceza Dairesi

YARGITAY · 12. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2021/5997 K.2023/1277

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci…

Esas2021/5997Karar2023/1277Tarih17 Nisan 2023Okuma12 dk · 2.493 kelime

KÜNYE

12. Ceza Dairesi 2021/5997 E., 2023/1277 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Nisan 2023
Mahkemesi
Ceza Dairesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.493 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle;

Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Davacı vekili 19.01.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının kamuoyunda “... casusluk, fuhuş ve şantaj davası” olarak adlandırılan ve ...

5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas sayılı dava dosyasında haksız ve hukuksuz bir şekilde yargılandığını, bu dava gerekçe gösterilerek resen emekliye sevk edildiğini, bilahare bu işlemin iptali için açtığı davanın kabul edildiğini ve buna istinaden 2015 yılı Kasım ayında tekrar TSK’ya katıldığını, ardından da 2016 yılı Ocak ayında kendi isteği ile emekli olduğunu, açılan davanın yapılan yargılama sonucunda beraatına karar verildiğini, 2016/37 Karar sayılı ve 26.02.2016 tarihli kararın 21.10.2016 tarihinden kesinleştiğini,

kamu davası ve yargılama nedeni ile müvekkilinin avukatının duruşmaları takip ettiğini ve bu dönemde avukatına ödeme makbuzları ile ispat edilen toplam 10.560,00 TL ödeme yaptığını, soruşturma ve kovuşturma sürecinde ...’e geliş ve gidişi için 4.668,00 TL masraf yaptığını, haksız ve hukuksuz bir şekilde söz konusu davada yargılanıyor olması gerekçe gösterilerek resen emekliye sevk edilmesi nedeni ile generalliğe terfi etme hakkından mahrum bırakılmasından dolayı 832.000,00 TL. maddi kayba uğradığını, bu miktarların yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş,

ayrıca soruşturma ve dava nedeni ile idarenin hiç bir savunma hakkı tanımadan ve ani olarak tesis ettiği haksız ve hukuksuz idari işlemle kişilik haklarına saldırıldığını, onuru ve gururunun ayaklar altına alındığını, tarifi mümkün olmayan çok büyük üzüntü ve acılar yaşatıldığını, aile bütünlüğünün tehlikeye atıldığını, resen emekli edilmesi nedeni ile birlikte maaşının düştüğünü ve geçim sıkıntısına düşürüldüğünü, süreç boyunca alıştığı yaşam standartlarından uzak bir yaşam sürmesine neden olunduğunu, resen emeklilik işleminden dolayı aile fertlerinin de zarar görmesi nedeni ile acı ve üzüntüsünün daha da arttığını,

davadan dolayı ahlaksız ilan edildiğini, söz konusu haksız yargılama süresince bir karalama kampanyası yürütülerek haksız yakıştırmalar yapıldığını ve bu nedenle müvekkilinin küçük düştüğünü, onurunun kırıldığını ve duyduğu acıların arttığını, bu dava ile ilgili hakim ve savcıların FETÖ/PDY üyesi oldukları gerekçesi ile meslekten ihraç edildiklerini ve bazılarının tutuklandığını belirterek 1.000.000,00 TL manevi tazminatın da ilk ifade tarihi olan 18.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir

2. Davalı vekili 24.03.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ihtimale dayalı geleceğe yönelik tazminat talep edilemeyeceğini, talep edilen manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

3. ... 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2017 tarihli ve 2017/60 Esas, 2017/203 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2017/4167 Esas, 2018/1927 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.09.2021 tarihli, davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlikten reddi ile davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri

1.Davanın reddi gerektiğine,

2.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine, ilişkindir.

B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri

1.Davacının ... olduğu vekâlet ücretinin tamamının maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine,

2.Davacının yargılama sebebiyle yapmış olduğu yol masraflarının maddi tazminat kapsamında ödenmesi gerektiğine,

3.Davacının terfi edememesi nedeniyle uğradığı maddi zararların ödenmesi gerektiğine,

4.Manevi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Davacının yargılandığı dosyada 26.02.2016 tarihinde beraatine karar verildiği, kararın 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği, kararın davacı veya vekiline tebliğ edilmediği, davanın süresinde açıldığı tespit edilmiştir.

Davacı tarafından açılmış başka bir tazminat davasının bulunmadığı, UYAP üzerinden yapılan araştırmada başka bir tazminat davasının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Davacı tarafça vekâlet ücretine ilişkin iki adet makbuz bulunduğu, beraat ettiği dosyada davacı için 442.00 TL vekâlet ücreti takdir edildiği, takdir edilen bu miktar düşüldükten sonra davacının makbuzla ödendiği tespit edilen 10.118.00 TL maddi zararının olduğu kabul edilerek bu miktarın maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

Davacının dilekçesinde belirttiği diğer tazminat talepleri ile ilgili olarak ise ihtimale dayalı geleceğe yönelik tazminat talep edilemeyeceği, ayrıca KKK.lığı 16.12.2015 tarihli yazı cevabına göre de göreve iade edilen Topçu Kurmay Kd. Albay ...'e ilgi yazı ile gönderilen mahkeme kararına göre 15.04.2014, 15.09.2015 arası özlük haklarının ödendiği görülmekle diğer maddi tazminat taleplerininde bu nedenle reddine karar verilmiştir.

Hak ve nesafet kuralları, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, olaydan dolayı yaşadığı elem ve ızdırap dikkate alınarak sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak şekilde 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; maddi tazminatın belirlenmesinde, elde edilmesi mutlak, objektif, somut, daha önce kazanıldığı veya sahip olunduğu halde soruşturma veya yargılama nedeni ile kaybedilen gelirler veya hakların nazara alınabileceği, davacının sanık sıfatı ile yargılandığı davanın soruşturma ve kovuşturma sürecinde ...’e geliş ve gidişleri için yaptığı yol masraflarının, gerçek maddi zarar kapsamında olmadığının kabulü gerektiği,

davacının idarenin yaptığı resen emeklilik işlemi sonrasında generalliğe terfi etme hakkından mahrum bırakılması nedeni ile özlük haklarında maddi bir kayba uğradığının da kabul edilemeyeceği, zira davacının anılan soruşturma ve kamu davası olmasa generalliğe terfi edeceğinin mutlak, muhakkak ve kesin olmadığı, idari tasarruf kaynaklı olabilecek atama nedeni ile talep edilen miktarın muhtemel ve varsayımsal gelir kaybına ilişkin olup gerçek maddi zarar kapsamında kabul edilemeyeceği, açıklanan hususların sübut bulmadığı ve bu nedenle maddi tazminat hesabında dikkate alınamayacağı kabul olunmuştur.

Bu bakımdan İlk Derece Mahkemesi tarafından da anılan taleplerin maddi tazminat kapsamına dahil edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davacı vekili davacının avukatlık ücreti olarak 10.560,00 TL ödeme yaptığını belirterek bunun tahsilini talep etmiştir.

Yargılama sırasında anılan soruşturmaya ve yine açılan kamu davasına ilişkin biri 10.07.2013 tarihli ve 1.600,00 TL bedelli, diğeri de 26.07.2013 tarihli ve 8.960,00 TL bedelli iki adet serbest meslek makbuzu ibraz edilmiştir. Tazminat davasının dayanağı olan ...

5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ve 26.02.2016 karar tarihli dosyasında, kendisini dosyaya vekaletname sunan bir müdafii aracılığı ile temsil ettiren ve beraat eden davacı (sanık) yararına, beraat kararının verildiği tarihte geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.600,00 TL maktu vekalet ücreti takdiri gerektiği, buna göre aynı avukat ile temsil edilse bile beraat eden birden çok sanık olması durumunda her bir sanık yararına ayrı maktu vekalet ücreti tayini gerektiği,

fakat mahkemece davacının (sanık) başka 14 sanıkla birlikte ve ancak aynı avukat ile temsil edildiğinden bahisle sadece 6.200,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, bu hususun ise temyiz konusu yapılmadığı, öte yandan ait olduğu davada hüküm altına alınması gereken vekalet ücretinin yargılama gideri kapsamında olup bu hakkın asıl davadan bağımsız olarak dava konusu yapılamayacağı ve bu kapsamda asıl ceza davasında ödenmeyen vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamına dahil edilmesinin mümkün bulunmadığı cihetle.

İlk Derece Mahkemesi tarafından, davacı vekili tarafından sunulan 10/07/2013 tarihli ve 1.600,00-TL. bedelli ile 26/07/2013 tarihli ve 8.960,00-TL. bedelli tahsilat makbuzlarında yer alan toplam miktardan, beraat kararının verildiği tarihte hükmolunması gereken 3.600,00-TL. vekalet ücretinin mahsubu ile kalan 6.960,00-TL.sının davacı yararına maddi tazminat olarak hüküm altına alınması gerekirken, hatalı kabul ile serbest meslek makbuzlarında yer alan toplam miktarın, hükmedilmesi gereken vekalet ücreti düşülmeksizin,

beraat kararı verilen dosyada davacı hissesine düşen 442,00 TL'sinden mahsubu ile kalan toplam 10.118,00 TL maddi tazminata hükmolunması doğru ve isabetli bulunmamıştır.

Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacı ve vekili manevi tazminat talebini, kamuoyunda “... casusluk, fuhuş ve şantaj” olarak adlandırılan kamu davası nedeni ile, soruşturma ve davadan dolayı idarenin hiç bir savunma hakkı tanımadan ve ani olarak tesis ettiği haksız ve hukuksuz idari işlemle davacının kişilik haklarına saldırılmasına, onur ve gururunun ayaklar altına alınmasına, tarifi mümkün olmayan çok büyük üzüntü ve acılar yaşatılmasına, aile bütünlüğünün tehlikeye atılmasına, resen emekli edilmesi nedeni ile birlikte maaşının düşmesine ve geçim sıkıntısına düşürülmesine,

süreç boyunca alıştığı yaşam standartlarından uzak bir yaşam sürmesine neden olunmasına, resen emeklilik işleminden dolayı aile fertlerinin de zarar görmesi nedeni ile acı ve üzüntüsünün daha da artmasına, davadan dolayı ahlaksız ilan edilmesine, söz konusu haksız yargılama süresince bir karalama kampanyası yürütülerek haksız yakıştırmalar yapılmasına ve bu nedenle küçük düşürülmesine, onurunun kırılmasına ve duyduğu acıların artmasına, bu dava ile ilgili hakim ve savcıların FETÖ/PDY üyesi oldukları gerekçesi ile meslekten ihraç edilmelerine dayandırmıştır.

Anılan soruşturma ve kamu davası nedeni ile davacı hakkında bir gözaltı veya tutuklama işlemi yoktur. Yine CMK'nın 141/1. maddesinde tazminat isteme koşulları açıklanmış olup, aynı maddede bir kimse hakkında beraat ettiği suçlar nedeni ile sadece kamu davası açılmış olmasına dayalı olarak tazminat isteminde bulunabilme hakkı düzenlenmemiştir.

CMK'nın 141/3. maddesinde ise "Birinci fıkrada yazan haller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir." denmektedir. Davacı ve vekili, ...

5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı dosyasında, soruşturmayı ve kovuşturmayı yürüten hakim ve Cumhuriyet savcılarının davacı hakkında kasıtlı olarak kamu davası açtıklarını, sahte deliller ürettiklerini ve haksız işlemler yaptıklarını ileri sürmüşlerdir.

İlgili davada soruşturmayı ve kovuşturmayı yürüten hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında kamuoyunda haksız ve kasıtlı işlemler yaptıkları konusunda bir kabul, yaygın bir şayia bulunduğu da doğrudur ve ancak az önce açıklanan CMK'nın 141/3. maddesine göre, bu madde uyarınca tazminata hükmedebilmek için hakim veya Cumhuriyet savcısının icrai olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu suretle de görevi kötüye kullandıklarının bir yargı kararı ile tespit edilmiş olması gereklidir.

Oysa gerek işbu davanın açıldığı ve gerekse Dairemiz tarafından hüküm kurulduğu aşamaya kadar bu konuda ortaya çıkmış ve kesin hüküm halini almış herhangi bir yargı kararı bulunmamaktadır. Böyle bir yargı kararının ortaya çıkması halinde, CMK'nın 142/1. maddesinde belirtilen süreler dahilinde davacı tarafından manevi tazminat istemine dayalı bir dava açılması ise mümkün görülmüştür.

Dolayısı ile işbu tazminat davasında manevi tazminat istemi koşulları bulunmadığı halde İlk Derece Mahkemesi tarafından davacı yararına manevi tazminata hükmedilmiş olması da doğru ve isabetli bulunmamış, bu açıklamalar ışığında Dairemizce, gerek maddi ve gerekse manevi tazminat talebi yönünden doğru ve isabetli olmayıp yasaya uygun bulunmayan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması, maddi tazminat talebinin vekalet ücreti yönünden kısmen kabulü, manevi tazminat talebinin de tamamen reddi gerektiği vicdani kanaatına varılarak yeni bir hüküm kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin esasını oluşturan ... 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/100 Esas, 2016/37 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme, suç işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olmak ve kişisel verileri kaydetmek suçlarından yargılandığı, yapılan yargılama üzerine 26.02.2016 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 21.10.2016 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 47.530,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen 10.118,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın Bölge Adliye Mahkemesince ortadan kaldırılarak 6.960,00 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi nedeniyle toplam tazminat miktarının 6.960,00 TL olduğu, 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

B.1. Davacının ... Olduğu Vekâlet Ücretinin Tamamının Maddi Tazminat Kapsamında Ödenmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas ve 1957/16 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere , vekâlet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekâlet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekâlet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmelidir.

Anılan içtihadı birleştirme kararı ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekâlet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilmesi hukuka aykırı olsa da temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

B.2. Davacının Yargılama Sebebiyle Yapmış Olduğu Yol Masraflarının Maddi Tazminat Kapsamında Ödenmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Davacının yol masrafları sebepleriyle uğradığı maddi tazminat talebinin 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddeleri gereğince hesaplanması gereken maddi zarar kapsamında olmadığından bu hususlara ilişkin olarak maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B.3. Davacının Terfi Edememesi Nedeniyle Uğradığı Maddi Zararların Ödenmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Davacının talep etmiş olduğu terfi edememesi sebebiyle oluşan maddi zararlarının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu giderlere ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

B.4. Manevi Tazminat Talebinin Kabul Edilmesi Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;

Soruşturmayı ve kovuşturmayı yürüten hâkim ve Cumhuriyet savcıları hakkında 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince tazminata hükmedebilmek için hâkim veya Cumhuriyet savcısının icrai olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu suretle de görevi kötüye kullandıklarının bir yargı kararı ile tespit edilmiş olmasının gerektiği, davacı vekili ilgili hâkim ve savcılar hakkında yürütülen bir kovuşturmanın olduğunu beyan etmiş ise de sonuç olarak kesin hüküm halini almış herhangi bir yargı kararı bulunmadığı, bu itibarla davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR

A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2017/4167 Esas, 2018/1927 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2017/4167 Esas, 2018/1927 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

17.04.2023 tarihinde karar verildi.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2021/5997, K. 2023/1277, 17 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Hukukî Süreç
  4. II. Temyiz Sebepleri
  5. A. Davalı vekilinin temyiz sebepleri
  6. B. Davacı vekilinin temyiz sebepleri
  7. III. Dava Konusu
  8. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
  9. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
  10. IV. Gerekçe
  11. A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
  12. B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
  13. V. Karar
  14. A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
  15. B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
12. Ceza Dairesi
Esas No
2021/5997
Karar No
2023/1277
Tarih
17 Nisan 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2021/6001 K.2023/17204
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2021/6001 K.2023/2520
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/6002 K.2023/2008
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/6003 K.2023/1997
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/6004 K.2023/2167
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2021/6006 K.2023/2193

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.