İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2022/2937 Karar: 2023/3291 Tarih: 2023

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2022/2937 K.2023/3291

12. Ceza Dairesi 2022/2937 E. , 2023/3291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/151 E., 2016/80 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat KARAR : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı H

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2022/2937 E. , 2023/3291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/151 E., 2016/80 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat KARAR : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı H

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2022/2937 E. , 2023/3291 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/151 E., 2016/80 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat KARAR : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Mahkemece kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 427 nci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 08.04.2014 tarihli dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilin beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında planlayarak teşekkül halinde silahla adam öldürme ve yaralama suçundan 31.07.2006 - 05.03.2008 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalması sebebiyle oluşan zararının karşılığı olarak 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini arz ve talep ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. 2. Davalı vekili 06.05.2014 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "Davanın süresinde açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur. 3. Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli ve 2014/151 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.11.2020 tarihli ve 2016/273709 sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Davacı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminat miktarının asgari ücretten hesaplanmasına, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ve sair nedenlere, ilişkindir. 2.Davalı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna ve sair nedenlere, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; Yerel Mahkemenin Kabulü Davacı hakkında Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/293 Esas, 2013/328 Karar sayılı kararında maktul ...'ın öldürülmesine azmettirme, mağdurlar ... ve...'nun kasten öldürülmesine teşebbüs edilmesine azmettirme suçlarından 31.10.2013 tarihinde beraatine karar verildiği, sanık müdafiinin yüzüne karşı tefhim edilen hükmün 08.11.2013 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen kararın 25.01.2014 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davanın 08.04.2014 tarihinde yasal süresi içerisinde açıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından müvekkilinin tutuklandığı tarihlerde oteli ve kozmetik firması olduğunun beyan edildiği davacının haksız tutuklama nedeniyle müşteri potansiyelinde azalma olduğunu ve gelirinden mahrum kaldığı ve manevi olarak da zarar gördüğü belirtilerek ilgili belgeler sunulmuştur. Davacı 31.07.2006 tarihinde gözaltına alınmış, 02.08.2006 tarihinde tutuklanmış ve 05.03.2008 tarihinde tahliye edilmiştir. Toplam 584 gün tutuklu olarak kalmıştır. Davacının tutuklu kaldığı süreler başka bir suçtan mahsup edilmemiştir. Davacının aynı tutuklama nedenine dayalı olarak başka bir dava açıp açmadığı sorulmuş, başka dava açılmadığı hususunda bilgi verilmiştir. Ayrıca UYAP kayıtlarının çıktısında da aynı tutuklama nedenine dayalı başka bir dava açtığına ilişkin bilgiye rastlanılmamıştır. Dava dosyası ele alındığında, kolluk araştırma tutanaklarından davacının iddia ettiği işyerlerini oğlu ile birlikte işlettiği, işyerlerindeki faaliyetinin durma ve aksamanın söz konusu olmadığı, işyerlerini oğlu ile birlikte işlettiği ve tutukluluk süresi boyunca oğlu tarafından işletildiği, davacının kendisinin fiilen işletmenin başında bulunmadığı, davacının gelir kaybına ilişkin kanaat verici maaş bordrosu gibi resmi bir belge sunulmadığı değerlendirmeye alınmakla dosyada mevcut belgeler doğrultusunda davacının kazancı konusunda vasıfsız bir işçi gibi değerlendirilmiş ve asgari ücret esas alınmış ve 05.06.2015 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. Davacının haksız tutuklama nedeniyle yasal koşulları oluşan maddi ve manevi tazminata hak kazandığı, bu çerçevede tutuklu kaldığı döneme ilişkin olarak toplam 11.025,75 TL maddi tazminata; davacının ekonomik ve sosyal durumu, hak ve nefaset ilkesi ile manevi tazminatın zenginleşmeye neden olmaması gerektiği ilkesi göz önünde bulundurularak, takdiren 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/293 E., 2013/328 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının planlayarak teşekkül halinde silahla adam öldürme ve yaralama suçundan 31.07.2006 - 05.03.2008 tarihleri arasında 583 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 08.11.2013 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye dava açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır. A. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden; 1.Davacıya ait şirketlerin davacının gözaltına alınması ve tutuklanması nedeniyle zarara uğradığına ilişkin somut bir belgeye rastlanmadığından bu hususa ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da altında olacak şekilde eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur. 3.Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, hükmedilen tazminat miktarlarına tutuklama tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talep edilmesine rağmen mahkemece bu hususun gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. B. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden; Davacıya ait şirketlerin davacının gözaltına alınması ve tutuklanması nedeniyle zarara uğradığında ilişkin somut bir belgeye rastlanmadığından bu hususa ilişkin maddi tazminatın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamakla birlikte; davacı lehine tutuklu kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan 7.872,89 TL maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünün (A-2), (A-3) ve (B) paragraflarında açıklanan nedenlerle Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2016 tarihli ve 2014/151 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla