KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2022/409 E., 2024/336 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/573 E., 2020/1694 K.
- Suç
- Taksirle öldürme
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması
Karar Metni
3.297 kelime·16 dk okuma·8 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2016/224 Esas, 2018/468 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.
2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2019/573 Esas, 2020/1694 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan vekili tarafından yapılan istinaf başvuruları üzerine yapılan inceleme sonucu, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 09.01.2022 havale tarihli ve 2021/12379 sayılı, "Temyiz İstemlerinin Esastan Reddi ile Hükmün Onanması" görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.
Sanık müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin cezasının artırılmasını kabul etmediklerine, müteveffanın olay nedeniyle vefat etmediğine, bilinçli taksir uygulamasını kabul etmediklerine, müteveffanın da kusurlu olduğuna, İstinaf incelemesinde Ceza Kanunu hükümlerinde sanık lehine uygulanabilecek hiçbir hüküm uygulanmamış olduğuna, sanık ..., kaza mahallinde kesinlikle U dönüşü yapmayacağını, köy yoluna gireceğini beyan etmesin rağmen bu hususa itibar edilmemiş olduğuna, İstinaf incelemesinde dikkate alınmayan ve irdelenmeyen bir başka husus da mütevaffanın yaşanan kaza sebebiyle değil,
Balıkesir Devlet Hastanesi'nde hastane mikrobu kapması sebebiyle vefat ettiği hususu olduğuna, zira bu husus gizlenmiş ve ortaya çıkmamış olduğuna, sanık hakkında HAGB verilmesi gerekirken veya para cezasına çevrilebilecek nitelikte olmasına rağmen bilinçli taksirin uygulanmasını kesinlikle kabul etmediklerini, kusur tespitine, kusura ilişkin yetersiz inceleme ile alınan raporların hükme esas alındığına, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi tarafından yapılan istinaf incelemesinde verilen cezayı kabul etmemekle beraber paraya da çevrilmemiş ve aynı zamanda müvekkili açısından lehe hükümler uygulanmamış olduğuna,
sanığın beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.
B. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında eksik cezaya hükmedildiğine, Bursa BAM 10. C.D. si TCK 85/1'e göre sanığın 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eyleminin bilinçli taksir ile gerçekleştiği anlaşıldığından TCK 22/3 maddesi gereğince 1/3 oranında artırarak 4 yıl hapis cezasına hükmetmiş, daha sonra cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak sanığın cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmış ve 3 yıl 4 ay hapis cezasına hükmedilmiş olduğuna, neredeyse alt sınırdan hüküm kurmasının hatalı olduğununa, cezaların üst sınırdan hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Karacabey 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2018 tarihli ve 2016/224 Esas, 2018/468 Karar sayılı kararı ile;
"...İddia, savunma, katılan beyanı, adli tıp raporu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; olay tarihinde vefat eden ... 'in sevk ve idaresindeki 34 UY 8313 Plakalı aracı ile seyir halindeyken Bursa İzmir karayolunun Gölkıyı mevkisine geldiğinde sanık ...'ün sevk ve idaresindeki 06 PJB 70 Plaka sayılı kamyonun U dönüşü yaparken ...'in aracının önüne çıkması sonucu her iki aracın çarpıştığı, kaza neticesinde ...'in yaşamını yitirdiği, 16/11/2015 tarihli kaza tespit tutanağında; kazanın oluşumunda sanık ... ün sola dönüş kurallarına riayet etmeme kuralını ihlal ederek kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüş.
Mahkememizce yapılan keşif ve sonrasında alınan bilirkişi raporu ile ve yine mahkememizce alınan 11/01/2018 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporu ile sanığın asli kusurlu, vefat eden sürücü ...'in tali kusurlu olduğu belirtilmiş ise de; mahkememizce İTÜ Trafik Daire Başkanlığı'ndan 3'lü bilirkişilerden alınan 10/06/2018 tarihli rapor ile sanığın asli kusurlu, sürücü ...'in ise kusursuz olduğunun belirtildiği görülmüş.
Alınan tüm raporlarda sanığın gerçekleşen kazada asli kusurlu olduğunun sabit olduğu, vefat eden sürücü ...'in kusurlu olup olmaması hususunda ise 10/06/2018 tarihli İTÜ'den alınan raporun kazanın oluşumuna, olay yeri inceleme kaza tespit tutanağı ve fotoğraflardaki araçların konumuna daha uygun olduğundan ve daha önce alınan raporların bağlayıcı niteliği de bulunmadığından 10/06/2018 tarihli İTÜ'den alınan rapor esas alınarak sanığın asli kusurlu şekilde yüklenen suçu işlediği kanaatine varılarak eylemine uyan TCK.85/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Suçun işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen sonucun ağırlığı, sanığın asli kusurlu olması, vefat eden sürücünün kusursuz olması da göz önünde bulundurularak sanık hakkında verilen cezada alt sınırdan uzaklaşılmış, sanık hakkında verilen sonuç ceza 2 yılın üzerinde olduğundan kanunen uygulanması mümkün olmadığından CMK.231 ve TCK.51 hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş.
TCK.50/4 gereği taksirli suçlandan dolayı hükmolunun hapis cezası uzun süreli de olsa diğer koşulların varlığı halinde TCK.50/1-a bendine göre APC'ye çevrilebilecek ise de; sanığın kişiliği, suçun işlenişindeki özellikler, sosyal ekonomik durumu, gerçekleşen sonucun ağırlığı, olay sonrası katılan tarafla birebir iletişim kurulmaması, yargılama sürecinde pişmanlık duyulduğu kanaatine ulaşılamaması,
cezanın caydırıcılık özelliği dikkate alınarak taksirli suçtan verilen uzun süreli hapis cezasının TCK.50/1-a gereğince APC'ye çevrilmesine yer olmadığına..." gerekçeleri ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir.
2.Olay günü saat 19:30 sıralarında sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki 06 PJB 70 plaka sayılı kamyon ile Bursa istikametinden Balıkesir istikametine doğru meskun mahal dışında iki yönlü asfalt kaplama yolda seyri sırasında, olay mahalline geldiğinde "U dönüşü yasak" trafik levhasının bulunduğu yol bölümünden Bursa istikametine dönmek istediği esnada, aracın sol arka teker kısımlarına; gerisinden, sol şeridi takiben gelen, ölen sürücü ...'in sevk ve idaresindeki 34 UY 8313 plaka sayılı otomobilin ön kısımları ile çarpması sonucu sürücü ...'in öldüğü anlaşılmaktadır.
3.Maktulün kesin ölüm sebebini belirleyen, Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kuruluna ait 16.03.2016 tarihli raporunda;
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2019/573 Esas, 2020/1694 Karar sayılı kararı ile;
"...Olay tarihinde vefat eden ... 'in sevk ve idaresindeki 34 UY 8313 Plakalı aracı ile seyir halindeyken Bursa İzmir karayolunun Gölkıyı mevkisine geldiğinde sanık ...'ün sevk ve idaresindeki 06 PJB 70 Plaka sayılı kamyonun dönüş yasağı olan yerde dikkatsizce U dönüşü yaparken ...'in aracının önüne çıkması sonucu her iki aracın çarpışmasıyla, sanığın asli ve tam kusuruyla ...'in ölümüne sebebiyet verdiği olayda,
sanığın kesin ve emredici trafik kurallarını ihlal etmek suretiyle eylemini bilinçli taksir ile gerçekleştirdiği ve cezasında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiği gözetilmemesi..." gerekçeleri ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan vekili tarafından yapılan istinaf başvuruları üzerine yapılan inceleme sonucu, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 inci maddesinin üçüncü fıkrası,
62 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesi gereğince 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi tarafından talimatla alınan savunmasında sanık;
"Ben olay günü İzmir den İstanbul ' a bayrampaşa haline kamyonla sebze götürüyordum. Yasa gereği dört buçuk saatte bir 45 dakika dinlenme zorunluluğum var. Bulunduğum bölgede sadece bir tane dinlenebileceğim tesis vardı çünkü saattim dolmuştu. Tesisin az ilerisinde alt geçittin dönüp tesise giriş yaptım 45 dakika dinlenmemi tamamladıktan sonra aynı geldiğim şerit ters istikamette kaldığı için orda dönüş yapamazdım. Mecburen tesisin 200 metre ilerisinde köy yoluna giriş vardı.
Köy yoluna giriş yapıp oradan dönüp tekrar İstanbul istikametine dönüş yapacaktım ancak köy yoluna dönebilmem için Sinyalimi verdim karşı şeride geçmek için ... geliyordu mecburen araca yol vermek için durdum araçlar arkamdan rahatlıkla geçiyordu. Tam o sırada vefat eden şahıs firene dahi dokunmadan orta tekerin ordan kamyona çarptı şahıslar vardı.
Korna çalıp uyarmalarına rağmen hiç firen dahi tutmadan çarptı şahitlerde bunu ifadelerinde söylediler. araçtan indim şahısla ilgilendim. Sadece omuzum ağrıyor dedi.Ambulansı çağırdık. Normalde jandarma bölgesi olmasına rağmen sonradan öğrendiğime göre ölen şahsın abisi trafik polisiymiş. O bölgede de tanıdıkları olduğunu öğredim, önce trafik polisleri geldi. Sonra olay yerine siyah bir ... geldi.
Trafik polisleriyle konuşup gittikten sonra trafik polisleri şahitleri oradan uzaklaştırdılar. Yaralıyı hastaneye kaldırdılar beni jandarma karakoluna götürdüler. Hastanede hayati tehlikesi yoktur diye rapor geldi savcılıktan serbest bırakıldım. Hastaneye gittim, ancak yakınları taşkınlık çıkarır diye hastane polisi görüştürmedi.
Hayati tehlikesi olmadığı ve omuzunda kırık olduğunu söylediler, aradan 10-15 gün geçti vefat eden şahıs Balıkesir de Devlet hastanesinde kalın bağırsaktan ameliyat olmuş ve enfeksiyondan dolayı vefat etmiş bunu da ailesi kazaya bağlamış, benim şahsın ölümüyle ilgili bir ilgim yoktur, kazanın ölümüyle ilgisi de yoktur, sigorta şirketi ölümüyle ilgili ailesine para ödemiyor, adli tıp raporunu kabul etmiyorum, çünkü şahsın kazada sadece omuzu kırıktı ,hastane raporları da bu şekildedir, bilirkişi bile benim yüzde yüzde suçlu olmadığıma kanaat getirdi,beraatimi isterim,
hakkımda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul etmiyorum benim suçum yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
Yapılan inceleme neticesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin oluş ve kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
A.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Sübuta, Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Oluş, dosya kapsamı, sanığın soruşturma aşamasındaki ikrarı, ölen hakkında tanzim olunan adli muayene raporları, ölü muayene ve otopsi tutanağı, doktor raporları, Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kuruluna ait 16.03.2016 tarihli raporu, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiği; ayrıca soruşturma aşamasında kolluk tarafından düzenlenen Kaza Tespit Tutanağı ile Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporlarına göre sanığın kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Tayin Edilen Cezaya İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Sanığın dosyada bulunan deliller kapsamında tayin olunan eylemi bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak sanık hakkında belirlenen temel ceza miktarında bir isabetsizlik bulunmamış olup, sanık müdafinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3.Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
Olay günü saat 19:30 sıralarında sanık sürücünün sevk ve idaresindeki 06 PJB 70 plaka sayılı kamyon ile Bursa istikametinden Balıkesir istikametine doğru meskun mahal dışında iki yönlü asfalt kaplama yolda seyri sırasında, olay mahalline geldiğinde "U dönüşü yasak" trafik levhasının bulunduğu yol bölümünden Bursa istikametine dönmek istediği esnada, aracın sol arka teker kısımlarına; gerisinden sol şeridi takiben gelen, ölen sürücü ...'in sevk ve idaresindeki 34 UY 8313 plaka sayılı otomobilin ön kısımları ile çarpması sonucu sürücü ...'in öldüğü olayda;
sanığın bir kişinin ölmesine sebebiyet verdiği eyleminde bilinçli taksir koşullarının bulunduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında tayin edilen cezasında 5237 sayılı Kanun'un 22 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan bilinçli taksir hükümlerine göre artırım yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış olup, sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
4.Lehe Hükümlere Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasında 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca 1/6 oranında takdiri indirim uygulandığı, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın eylemi bilinçli taksirle işlemesi ve cezanın süresi nedeniyle 5237 sayılı Kanunun 50 nci maddesi ile erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık görülmemiş olup, sanık müdafinin buna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1.Temel Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak,
failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre bir kişinin ölmesine neden olan ve tamamen kusurlu olduğu Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince kabul ve tespit edilen sanık hakkında, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedildiği anlaşıldığından,
hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş;
ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır.
5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca,
duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; " Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
C.“16.11.2015” olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında hatalı gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2019/573 Esas, 2020/1694 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karacabey 1.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2024 tarihinde karar verildi.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/409, K. 2024/336, 24 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama