Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2022/4173 E. , 2026/4023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/676 E., 2021/1408 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yön
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2022/4173 E. , 2026/4023 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/676 E., 2021/1408 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 63/1 ve 53/6. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba, 2 yıl süreyle maden mühendisi vardiya amirliği icrasından yasaklanmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; ölenlerin güvenli bölgeden ayrılmasına dair sanığın emir vermediğine, tanıkların sadece soruşturma evresindeki beyanlarının dikkate alındığına, covid-19 salgınından dolayı üretimin durmasından kaynaklı kaçınılmazlık ilkesinin bulunduğuna, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 12.04.2020 tarihli bilirkişi raporu ile ... Üniversitesi öğretim üyeleri ve uzmanlardan oluşan beş kişilik heyet tarafından düzenlenen 22.05.2020 tarihli bilirkişi raporları da dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 10.04.2020 tarihinde Akhisar ili ... ilçesinde bulunan ... A.Ş.ye ait yeraltı kömür ocağında sorumlu maden mühendisi sanık ... ile sorumlu nezaretçi (maden çavuşu) temyiz dışı sanık ... nezaretinde ... Panosu 2. kat 1. ayağın ayak başında bozulan klasik kasaların tamir taraması ve daralan kesitin genişletilmesi işi yürütülürken, bozulan ve dayanımı azalan tahkimat sisteminin yenilenmesine yönelik işçiler ..., ..., ... ile mağdur ...'in görevlendirildiği, çalışma sırasında saat 10.57 sıralarında tarama yapılan bölgenin tavanından su geldiği ve bir miktar pasa aktığı görülerek durum sanık ... tarafından fark edilip çalışma durdurulmuş, işçiler geriye çekilerek tehlikeli bölgeden uzaklaştırılmış ve aynı panoda bulunan teknik müdür, maden mühendisi temyiz dışı sanık ...’ya haber verilmiş ise de olay yerine gelmesi beklenmeden su gelişinin azaldığı ya da kesildiğinin ekipçe değerlendirilmesi üzerine aynı ekip nezaretçi temyiz dışı sanık ... gözetiminde yeniden kaza mahalline gitmiş, işçilerin de aldıkları talimat doğrultusunda temyiz dışı sanık ...'ni takiben güvenli bölgeden çıkarak su gelişinin olduğu alana girdikleri, saat 11.20 sıralarında aynı bölgede bu kez büyük göçük meydana gelmiş ve işçiler ..., ..., ... ile mağdur ... göçük altında kalmış, olay öncesinde biriken suyun ezilmiş ve yumuşamış şlam ile birlikte akmaya başlamasının büyük patlamadan önce uyarı niteliğinde olduğu ve bu nedenle olayın öngörüldüğü kabul edilmiş ise de sanıkların bu öngörü karşısında kayıtsız kalmayarak ekibi 6-7 metre geriye çektikleri, bu sebeple olası kast veya bilinçli taksir bulunmadığı, ancak tavandan akan suyun tahliyesi için pompa getirilmesi ve ek ağaç tahkimat sağlanması yönünde talimat verilmesine rağmen malzemeler gelmeden ve göçüğün meydana geldiği yerde gerekli güvenlik önlemleri alınmadan çalışmaya devam edilmesi sonucu ..., ... ve ...’nin vefat ettiği, bu nedenle eylemin basit taksir kapsamında kaldığı değerlendirilmiş, kazanın meydana geldiği panonun sorumlusu olan maden mühendisi sanık ...’in olay yeri tavanında su birikintisi olduğunu ve bunun bir tehlike kaynağı olabileceğini mesleki bilgi ve tecrübesi ile öngörmesi, dolayısıyla kaza yerinde gerekli önlemleri alıp, tehlikenin geçmesine kadar vardiye çavuşunu ve işçileri kaza yerine sokmaması ve kaza yerine gitmelerine müsaade etmemesinin gerektiği, bu şekilde bir davranış sergilemesi halinde, ölenlerin olay yerine tekrar intikal etmeyecek oldukları ve bu suretle somut olayın önüne geçilebilecek olduğu, sorumlu maden mühendisi olarak sanık ...'in meydana gelen kazada olayında asli derecede kusurlu olduğu kabul edilmiş, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi uyarınca taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiş; ancak TCK'nın 53/6. maddesinde "belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceğinin" düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetlerini kısıtlayacak şekilde maden mühendisi vardiya amirliği icrasından yasaklanmasına karar verilmesi hukuka aykırı görülerek düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, sanığın... A.Ş. de çalışması, tecrübeli bir maden mühendisi olması, olayın meydana geldiği yeraltı kömür ocağında yürütülen tahkimat yenileme, tamir tarama ve daralan kesitin genişletilmesi faaliyetlerinin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında çok tehlikeli işler sınıfında yer alması, bu tür işlerde en küçük ihmalin dahi ölümcül sonuçlar doğurabileceğinin özellikle sorumlu maden mühendisi sıfatıyla mesleki bilgi ve tecrübesi gereği kendisi tarafından açıkça bilinmesi, olaydan hemen önce tavan kısmından su gelmesi ile pasa ve şlam akıntısının başlaması üzerine çalışmayı durdurup işçileri geri çektirerek yaklaşan göçük tehlikesini somut olarak fark etmiş olmasına rağmen gerekli teknik inceleme yapılmadan, risk tamamen bertaraf edilmeden, pompa ve ek tahkimat malzemeleri temin edilmeden ve güvenli çalışma koşulları sağlanmadan işçilerin yeniden olay mahalline dönmelerine engel olmaması karşısında, öngördüğü neticeyi istememekle birlikte gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket ettiği, bu nedenle eyleminde 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi kapsamında bilinçli taksir koşullarının oluştuğu gözetilmeksizin basit taksir hükümleri gereği mahkûmiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 307/5. maddesi dikkate alınarak sonuç ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Akhisar 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde karar verildi.