İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2022/5119 Karar: 2024/6697 Tarih: 2024

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2022/5119 K.2024/6697

12. Ceza Dairesi 2022/5119 E. , 2024/6697 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1805 E., 2021/1963 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incel

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2022/5119 E. , 2024/6697 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1805 E., 2021/1963 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incel

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2022/5119 E. , 2024/6697 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1805 E., 2021/1963 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle ıslah ile 14.379.40 TL maddi ve 250.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 14.379.40 TL maddi ve 27.000 TL manevi tazminatın gözatı tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinafı üzerine, maddi tazminat miktar 16.117.62 TL'ye yükseltilip, değişen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca cumhuriyet savcısının kişisel haklara ilişkin temyiz hak ve yetkisi bulunmadığından bahisle temyiz isteminin reddine ve davacı vekilinin temyiz istemine yönelik manevi tazminat miktarının eksik tayin edildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkindir. Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; bölge adliye mahkemesince, davacı vekilinin dava dilekçesinde maddi tazminata ilişkin belirttiği miktarın üzerinde hüküm tesis etmesinin taleple bağlılık ilkesi gereğince hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İzmir 1. Ceza Mahkemesinin 2018/322 Esas – 2019/72 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kasten adam öldürme suçundan 29.06.2012 - 08.04.2014 tarihleri arasında 648 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 03.05.2019 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutuklama süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince davacının gözaltına alındığı tarihte 16 yaşından küçük olduğu, 16 yaşını doldurduğu tarihe kadarki döneme ilişkin maddi tazminatın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca belirlenen 16 yaşından küçük çalışanlar için net asgari ücret üzerinden hesaplanması, 16 yaşına girdiği tarihten asgari ücret hesabında 16 yaş ayrımının kalktığı 01.01.2014 tarihine kadarki dönem için 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret üzerinden hesaplanması, 01.01.2014 tarihinden sonra tahliye olduğu döneme kadar da o yıl geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinden bahisle buna göre maddi tazminat miktarının 16.117.62 TL'ye yükseltilip, değişen vekalet ücreti yönünden düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Davacı vekilinin 10.05.2019 tarihli dava dilekçesinde maddi tazminat miktarı olarak 14.379.40 TL talep ettiği, mahkemece konuya ilişkin olarak alınan 04.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının maddi kaybının 16.700.28 TL olarak tespit edildiği, 16.12.2019 tarihli duruşmada davacı vekiline bu hususun sorulması üzerine, bilirkişi raporunda hesaplanan miktarın kendi taleplerinden başka bir miktar olduğu ancak kendi talep ettikleri tazminat miktarına göre karar verilmesini istedikleri yönünde beyanı ve sonrasında da maddi tazminat miktarı yönünden ıslaha dair herhangi bir başvurularının olmadığı dikkate alındığında, bölge adliye mahkemesince taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde davacı lehine fazla maddi tazminata hükmedilmesi temyiz edenin sıfatı doğrultusunda bozma nedeni yapılmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı temyiz istemi yönünden; Her ne kadar 5271 sayılı CMK'nın 142/8. maddesinde, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat taleplerine ilişkin kararlara karşı, Cumhuriyet savcısının kanun yoluna müracaat edebileceği belirtilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/12/1977 tarih, 393/435 sayı ve 23/03/1992 tarih, 3/68-91 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, kişisel hakka ilişkin taleplerle ilgili olarak Cumhuriyet savcısının temyiz isteminde bulunamayacağı; bu kapsamda koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında, Cumhuriyet savcısının belirlenen tazminat miktarına yönelik olarak temyiz hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi gereğince; Tebliğnameye uygun olarak, oy çokluğuyla REDDİNE, Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle eleştirilen husus dışında davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Dava, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat konuludur. Davacı haksız olarak tutuklu kaldığı savıyla Hazine ve Maliye Bakanlığını hasım göstererek CMK’nın 141-144. maddelerinde düzenlenen haklardan istifade etmek istemiş ve 14.379,40 TL maddi 250.000 TL manevi tazminatın kendisine ödenmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi bu taleple bağlı kalmış ve 14.379,40 TL maddi, 27.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Bu karar davacı ve davalı vekilince istinaf edilmiş, bunun üzerine inceleme yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafların bir talebi olmamasına (ıslah) rağmen davacıya ödenen maddi tazminatı davacının talebini aşar biçimde 16.117,62 TL’ye çıkartmış, manevi tazminata ise dokunmamıştır. Bunun üzerine davacı vekili ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı kararı temyiz etmişlerdir. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı temyiz isteminde bölge adliye mahkemesinin davacının maddi tazminat talebini aşacak şekilde karar verdiğini dile getirmiştir. Dairemiz çoğunluk görüşü ise “bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının kişisel haklara ilişkin taleplerle ilgili olarak temyiz talebinde bulunamayacağı” yönünde oluşmuş ve bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemini reddetmiştir. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları CMK’nın 141-144. maddeleri arasında düzenlenmiş ve davaya bakmaya görevli mahkeme olarak ağır ceza mahkemesi belirlenmiştir. İlk derece mahkemesi kararlarına karşı Cumhuriyet savcısının temyiz yetkisi olduğu CMK’nın 142/8. maddesinde açıkça belirlenmiştir. Hangi bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği de CMK’da ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Mevcut davamız temyiz edilmesi mümkün olan kararlardan olduğu, kararı Cumhuriyet savcısının temyiz edebileceği, hatta bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının kişisel haklara ilişkin hususları temyiz edemeyeceği yönünde taraflar arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Görüş ayrılığı ise bölge adliye mahkemesinin davacının talebini aşar biçimde verdiği maddi tazminat hususunun bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyize getirilip getirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davanın konusu koruma tedbirleri ama sonucu tazminat olduğu için hem hukuk hem de ceza usulü bu davada uygulanabilmekte hangi hallerde hangi usulün uygulanacağı ise Yargıtay kararları ile şekillenmektedir. Bu düzenlemelerde yıllar içinde oturmuş mahkemeler ve doktrin tarafından da benimsenmiştir. İlk derece mahkemesinin ve Bölge adliye mahkemesinin koruma tedbirleri nedeniyle tazminata hükmederken tazminat hukuku açısından olaya bakması ve HMK’nın koyduğu temel prensiplere uygun davranması bir zorunluluktur. Hem ilk derece mahkemesinin hem de bölge adliye mahkemesinin emredici hükümlere aykırı karar veremeyeceği aksi halin bir temyiz nedeni olduğu da HMK’da açıkça düzenlenmiştir. HMK’nın 26. maddesi “(1) Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır” hükmü ile mahkemelere nasıl davranabileceğini açıkça belirtmektedir. Bu hüküm emredici nitelikte ve hakimi davacı talebiyle bağlı kılacak niteliktedir. Doğal olarak emredici bir hukuk kuralı olarak kabulü gerekir. Davamızda ise bu açık yasa hükmüne rağmen bölge adliye mahkemesinin davacının talebini aşacak biçimde maddi tazminata hükmetmiş, davalı ise bu hususu temyiz konusu yapmamıştır. Bu durumu fark eden bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı bu hususu temyiz konusu yapmıştır. Cumhuriyet savcısının hükmünü temyize konu etmesi Dairemizin dayandığı Ceza Genel Kurulu kararına aykırı ve kişisel hakka ilişkin bir temyiz olmayıp emredici bir usul hükmüne aykırılığı ortadan kaldırmaya yöneliktir. Bu itibarla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının emredici usul hükmüne aykırı kararın bozulmasına ilişkin talebinin kabulüyle hükmün bozulması yerine Cumhuriyet savcısının kişisel haklara ilişkin temyiz yetkisinin bulunmadığı savıyla temyiz talebinin reddine karar verilmesine ilişkin çoğunluk görüşüne iştirak etmiyorum. 25/11/2024

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla