İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2022/8161 Karar: 2025/929 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2022/8161 K.2025/929

12. Ceza Dairesi 2022/8161 E. , 2025/929 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2235E. - 2022/144K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölg

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2022/8161 E. , 2025/929 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2235E. - 2022/144K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölg

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2022/8161 E. , 2025/929 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2235E. - 2022/144K. SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Menemen 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 09.01.2020 tarihli ve 2017/644 Esas, 2020/22 Karar sayılı ilamı ile somut olayda sanıkların kast yada taksirinin bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, karara karşı katılan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmalı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'un 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2, 51, 53 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının ertelenmesine ve 1 yıl 8 ay denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karara karşı sanıklar müdafilerinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafinin temyiz isteği; suçun unsurlarının oluşmadığına, müvekkilinin suç kastıyla hareket etmediğine suçun işlendiği iddia olunan tarihte tapu kaydına herhangi bir şerh düşülmemiş olduğuna, buranın sit alanı olarak ilan edildiğini müvekkilin bilmesinin mümkün olmadığına, sit alanı ilanı ve tapuya kaydı suç tarihinden sonraki bir tarihe rast geldiğine , dava konusu yerin suç tarihinden sonra tescil ve ilan edildiğine sair ve resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin Belediye başvurduğuna ve Belediyece dolgu toprak dökülmesinde sakınca olmadığına ilişkin yazının mevcut olduğuna, doğal sit şerhinin suç tarihinden sonra tapuya işlendiğine, müvekkilinin suç kastıyla hareket etmediğine kendisine ait tarlaya ulaşmak amacıyla toprak dolgu döktüğüne, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına sair ve resen tespit olunacak nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 04.08.2016 tarihli dilekçe ile sanıkların izinsiz olarak toprak dökerek yol yaptıklarının bildirilmesi üzerine çevre denetim personelince 23.08.2016 tarihinde yerinde yapılan inceleme neticesinde dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre Mülga İzmir I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 18.02.1999 tarihli ve 7770/1 sayılı kararıyla 1.derece doğal sit alanında kalan alanda araziye harifyat toprağı ile dolgu dökülerek yol yapıldığının tespit edilmesi ile suç duyurusunda bulunulması üzerine sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan açılan kamu davası kapsamında; Sanık ... tarafından Menemen Belediye Başkanlığı'na sunulan 15.12.2016 tarihli dilekçe içeriğine göre traktörle toprak dökerek arazilerine geçiş yolu yaptıklarını belirterek bu işlem bakımından Belediyece bir sakınca olmadığına dair resmi yazı talep ettiği anlaşılmıştır. Belediye'nin aynı gün tarihli verdiği cevabi yazısında iki kadastral yolu birbirine bağlamak ve arazilere geçiş yapmak amacıyla dolgu yapılmasında bir sakınca bulunmadığı belirtilmiş ise de 4 gün sonra 19.12.2016 tarihli yazı ile yapılan incelemede 1.derece doğal sit alanında kaldığı tespit olunduğundan Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün uygun görüşü doğrultusunda Belediye tarafından görüş verilebileceği belirtilerek dolgu yapılmasında sakınca olmadığına ilişkin görüş yazısının iptal edildiğinin sanığa elden teslim edildiği anlaşılmıştır. Sanıkların Yerel Mahkeme savunmalarında benzer şekilde dava konusu alanın sit alanında kaldığını bilmediklerine tarlalarına geçiş yapabilmek amacıyla toprak döktüklerine suç kastıyla hareket etmediklerine dair savunmada bulundukları anlaşılmıştır. Yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde, oluşturulan dolgu alanının 1.derece doğal sit alanında kaldığı, fiziki müdahale niteliğinde olduğu, bitki örtüsüne, endemik bir türe ve ağaca zarar verilmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde; "... 119 ada 1 parsel nolu alan ile 212 ada 1 ve 2 parsel alanlarının 21/05/2018 tarih 15390 sayılı doğal sit sürdürelebilir koruma ve kontorllü kullanım alanı beyanı ile 25/06/2018 tarihinde kayda geçtiği, söz konusu şerhin suç tarihinden sonra konulmuş olması sebebiyle mahkememizce yapılan kolluk araştırmasında suça konu yerin sit alanı olup olmadığının, suç tarihi itibariyle haricen bilebilecek kişilerin istendiği ancak yapılan araştırma neticesinde konu hakkında kimsenin tespit edilemediğinin bildirildiği, somut olayda sanıkların kast yada taksirinin bulunmadığı" gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak yürütülen yargılama sırasında Mülga İzmir I numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 18.02.1999 tarihli ve 7770/1 sayılı kararı ile mahallinde sit kararın ilanına ilişkin ilan tutanakları dosyaya arasına alındığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde; "Yerel mahkemece, sanıkların suça konu toprak dolgu yapılan alanın sit alanında olduğunu bilmediklerinden bahisle beraatlerine karar verilmişse de; suça konu fiziki müdahalede bulunulan alanın sanıklara ait olmayıp, 119 Ada 1 parsel ile 212 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazlar arasında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, sanıkların eylemlerinin hukuka aykırı zeminde gerçekleşmesi nedeniyle iyiniyet çerçevesinde değerlendirilemeyeceği gibi mahkeme hükmünde yer alan suça konu alana komşu parsellerin tapu kayıtlarındaki 25/06/2018 tarihli şerhlerin daha önceden 1. 2. ve 3.derece doğal sit alanı olan yerlerin koruma statülerinin değiştirilmesine ilişkin olup, söz konusu alanın sit niteliğinin değişmediği, suça konu devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanın, 18/02/1999 tarih ve 7770/1 sayılı koruma kurulu kararı ile 3.derece sit alanı olarak tescil edilip, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri gereğince de mahallinde ilan edildiğinin getirtilen tutanaklar ile anlaşılması nedeniyle sanıkların savunmalarına itibar edilemeyeceğinden, yerel mahkemece hatalı hukuki değerlendirme sonucu sanıkların üzerlerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı kabul edilerek CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiş olmasının hukuka aykırılık teşkil ettiği " gerekçesiyle katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak sanıkların ayrı ayrı mahkumiyetlerine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Menemen 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla