Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2022/8429 E. , 2024/7385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3183 E., 2022/865 K. DAVA : 466 sayılı Yasa uyarınca tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahk
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2022/8429 E. , 2024/7385 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/3183 E., 2022/865 K. DAVA : 466 sayılı Yasa uyarınca tazminat HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı, tutukluluk ve uzun yargılama nedeniyle 150.000,00 TL maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin, davacı hakkında yapılan yargılama sonunda zaman aşımından düşme kararı verildiği, 466 sayılı Kanun gereğince zaman aşımından düşme halinin tazminat istenebilecek haller arasında yer almadığından bahisle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; düşme kararı verilmesinin tazminat istemeye engel oluşturmadığına, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine, davacı hakkında maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/393 Esas sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının yasa dışı örgüt üyesi olmak, adam öldürme ve diğer suçlardan 20.12.1980-09.06.1983 tarihleri arasında 901 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda yargılamaya konu suçlar bakımından zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, düşme kararının 30.05.2011 tarihinde kesinleştiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanunda öngörülen süre içinde düşme kararı yönünden yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ancak 466 sayılı Kanun uyarınca zaman aşımından düşme kararı verilmesinin tazminat istenebilecek haller arasında bulunmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesi karar başlıklarında "466 sayılı Kanun gereğince tazminat" olan dava türünün "Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat" olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım yanlışı olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar davacı vekilince emsal karar olduğu ileri sürülerek Dairemizin 14.05.2024 tarihli ve 2022/1507 Esas-2024/2337 Karar sayılı ilamı dosya kapsamına sunulmuş ise de; emsal gösterilen ilamda davacı bakımından kesinleşme şerhinin düzenlenmemiş olduğu, bu itibarla kararın kesinleşme tarihinin tespit edilemediği, yargılamanın 5271 sayılı Kanun döneminde de devam etmiş olması nedeniyle, makul sürede yargılanmaya ilişkin talebin 5271 sayılı Kanun kapsamında ele alınarak davanın 1 yıllık yasal süre içinde açılıp açılmadığının tespiti sonrası bir karar verilmesi gerektiği yönünde bozma kararı verildiği, eldeki davada ise davacı hakkında verilen zaman aşımından düşme kararı bakımından kesinleşme şerhi düzenlendiği, kesinleşme şerhine göre düşme kararının 30.05.2011 tarihinde kesinleştiği görülmekle, makul sürede yargılanmaya ilişkin taleplerin 5271 sayılı Kanun gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediği anlaşılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, davacının 20.12.1980-09.06.1983 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kaldığı, yargılamanın 5271 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden sonra da devam etmesi nedeniyle yargılamanın makul sürede bitirilmediğine yönelik talebin 5271 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilerek, kararın 30.05.2011 tarihinde kesinleşmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı görülmekle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.12.2024 tarihinde karar verildi.