KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2023/3995 E., 2023/4030 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2022/4719 E., 2023/183 K.
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü
- Tebliğname görüşü
- İade, Onama
Karar Metni
1.415 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
Davacının temyiz istemi yönünden; davacı tarafından kanunî süresi içinde 14.02.2022 tarihli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden sonra, davacının 07.03.2023 tarihinde Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesine verdiği dilekçe ile temyiz hakkından feragat ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Davacı hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 31.08.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; tümgeneral olarak görev yapmakta iken kamuoyunda Balyoz davası olarak bilinen dava kapsamında 11.02.2011 tarihinde tutuklandığını, yargılama sonucu 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini, hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasına ve tahliyesine karar verildiğini,
Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucu adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi sonrasında İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/181 Esas sayılı dosyasında yargılamanın yenilenmesi ile yeniden yargılamaya başlandığını ve davacının beraatine karar verildiğini, verilen kararın temyiz edilmeksizin 03.06.2015 tarihinde kesinleştiğini, böyle bir suçtan haksız yere tutuklanıp yargılanmasından dolayı maddi ve manevi anlamda sıkıntılar yaşadığını, bu nedenlerle haksız olarak tutuklulukta geçirdiği günler için aile bireylerinin cezaevi ulaşım bedeli,
kızı ile kızının eşi olan Daniel Voyce'un cezaevi ulaşım bedeli, vekalet ücretine ilişkin, aile bireyleri ile yapılan telefon görüşmeleri bedeli, maaş farkı, emekli ikramiyesi kaybı ile OYAK ikramiyesi kaybının bulunduğuna ilişkin çalışamamaktan kaynaklı zararları, cezaevi harcaması,
askeri cezaevinde kalanlardan kesilen yemek bedeli, Silivri duruşmalarını takip etmesi nedeniyle ulaşım ve konaklama masrafları, oğlu ...'ın üniversiteki dönem kaybına ilişkin zararları, kızı Burcu Işık'ın düğününe katılamaması nedeniyle ikinci kez düğün yapması ve ev satışından kaynaklanan satış zararı olduğundan 1.027.475 TL ve 642.59 GBP maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminatın tutuklanma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte, davalı ...
Hazinesinden tahsiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 17.02.2017 tarihli dilekçesinde maddi tazminatın 3.865,405 TL, manevi tazminatın ise 2.000.000,00 TL olması gerektiğine yönelik ıslah dilekçesi sunduğu anlaşılmıştır.
2.Davalı vekili 18.09.2015 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; 5271 sayılı Kanun 141 maddesine dayandırılan tazminat ve işleyecek faiz taleplerinin aynı yasanın tanzimindeki amaca ters düşecek şekilde ve haksız zenginleşmeye yol açacak nitelikte olması nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesini, öne sürmüştür.
3.Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2017 tarihli ve 2015/302 Esas, 2017/55 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile 5.517,92 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
4.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.06.2017 tarihli ve 2017/1844 Esas, 2017/1931 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca maddi tazminat bakımından emeklilik kazanç kaybı olan 1.327,95 TL olması gerektiği ve tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücreti de eklenilmesi suretiyle 2.327,95 TL maddi tazminatın ödenmesi gerektiği, manevi tazminatın ise 140.000,00 TL olması gerektiğinden bahisle bu kısımların değiştirilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.06.2017 tarihli ve 2017/1844 Esas, 2017/1931 Karar sayılı kararının davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 03.10.2022 tarihli ve 2021/3061 Esas, 2022/6151 Karar sayılı kararı ile;
tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin maddi zarar olarak verilmemesi gerektiğini, maddi tazminatın, davacının emekli olduğu tarih ile tahliye olduğu tarih arasındaki döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan “1.062,93’’ TL yerine, hatalı hesaplama ile bu miktarın üstünde kalacak şekilde “1.327,95’’ TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması ve yasal faizin emeklilik tarihinden işletilmesi gerekirken, 11.02.2011 tarihinden faiz uygulanması gerektiği,
manevi tazminatın ise eksik olduğundan bahisle davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
6.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.01.2023 tarihli ve 2022/4719 Esas, 2023/183 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile 1.062,93 TL maddi tazminatın 30.08.2013 tarihinden, 450.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
7.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.04.2023 tarihli tebliğnamesi ile davacı vekilinin temyiz istemi bakımından davacı asilin temyizden feragat etmesi nedeniyle iadesini, davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep etmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davacının temyiz istemi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna ilişkindir.
B. Davalı vekilinin temyiz istemi
Kararın usul ve Yasaya aykırı olduğunu, zarar görenin zararın doğumuna neden olan kusuru bulunup bulunmadığının araştırılmadığına, davanın reddi gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fazla olduğuna, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince; davacının İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/181 Esas – 2015/145 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 11.02.2011 – 09.10.2013 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 03.06.2015 tarihinde kesinleştiği, davacı lehine bozma ilamına da uyularak 1.062,93 TL maddi tazminatın 30.08.3013 tarihinden, 450.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faiz ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/181 Esas – 2015/145 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan 11.02.2011 – 09.10.2013 tarihleri arasında 971 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 03.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A.Davacının Temyiz İstemi Yönünden; Davacı tarafından kanunî süresi içinde 14.02.2023 tarihli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden sonra, 07.03.2023 tarihinde Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesine verdiği dilekçe ile temyiz hakkından feragat ettiğini bildirdiği, 28.03.2023 tarihli temyize cevap dilekçesinin feragatten vazgeçme niteliğinde olan dilekçenin hukuki değeri bulunmadığı anlaşılmakla, temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, davacı vekilinin temyiz istemi yönünden incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden; 1.Davanın reddi gerektiğine yönelik temyiz talebi yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, davanın kısmen kabulü kararında usul ve Yasaya aykırı olmadığından davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
2.Hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yönünden; Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Dairemizin yerleşik kararlarında da vurguladığı üzere, nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması hukuka aykırı bulunmuş bu nedenle tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Davacının Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe başlığında (A) harfiyle gösterilen alt başlıkta açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği davacının temyiz istemi yönünden dava dosyasının, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünün (B-2) paragrafında açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 18.01.2023 tarihli ve 2022/4719 Esas, 2023/183 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2023/3995, K. 2023/4030, 16 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama