Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/4911 E. , 2023/4164 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/863 E., 2023/1008 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Sanığın hükmün onanması istemi yönünden; sanığın ve
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/4911 E. , 2023/4164 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/863 E., 2023/1008 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Sanığın hükmün onanması istemi yönünden; sanığın vekâletnameli müdafii tarafından kanunî süresi içinde 25.04.2023 tarihli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla gönderdiği "Onama (H.K)" konulu 06.10.2023 tarihli dilekçe ile dosyasının bir an önce incelenip onanmasına karar verilerek mağduriyetinin sonlandırılmasını talep etmiş olması ve aynı dilekçede temyiz isteminden vazgeçtiğine dair bir ifadesinin bulunmaması karşısında, sanığın hükmün onanmasından ibaret isteminin temyizden vazgeçme niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır. Sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.02.2023 tarihli ve 2022/217 Esas, 2023/35 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin ikinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.04.2023 tarihli ve 2023/863 Esas, 2023/1008 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 20.06.2023 tarihli ve 2023/71966 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın, temel cezada alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak, orantılılık ilkesine uygun biçimde cezalandırılması yerine sonuç olarak 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sanığa az ceza hükmedildiğine, yasal ve yeterli olmayan soyut gerekçelere dayalı olarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığına ve vesaire ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın kendi yönüne yeşil ışık yandığını düşünmesinin nedeninin sürekli şekilde yeşil renkte yanan ve sürücülerin yanılgıya düşmelerine sebep olan led aydınlatmalı ışıklandırma direkleri olduğu ve bu durumun kusur durumunu etkileyeceği dikkate alınarak, keşif yapılması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, iradi olarak kırmızı ışıkta geçmeyen sanığın eyleminin basit taksir kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, sanığın kusur durumuna uygun şekilde ceza belirlenmediğine ve vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. İlk Derece Mahkemesince, 08.08.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, 08.08.2022 tanzim tarihli olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisi, kaza öncesi, kaza anı ve kaza sonrası ile ilgili Kent Güvenliği Yönetim Sistemi (KGYS) kameralarınca kaydedilen görüntüler ile kolluk görevlilerince düzenlenen 08.08.2022 tarihli kamera izleme ve çözümleme tutanağı, sanık sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik 08.08.2022 tarihli alkol raporu ile katılan sürücünün alkollü olup olmadığını tespite yönelik 08.08.2022 tarihli genel adlî muayene raporu, ölen yolcuların ölüm sebeplerinin tespitine ilişkin Çorum Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.08.2022 tarihli olay yeri, ölü muayene ve otopsi tutanakları ile Adli Tıp Kurumu Çorum Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 09.08.2022 tarihli raporları, katılan sürücünün sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Çorum Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 13.02.2023 tarihli kesin rapor, soruşturma evresinde alınan 15.08.2022 tarihli bilirkişi raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Posta ve Telgraf Teşkilatı'nın (PTT) anlaşmış olduğu taşeron bir firmada şöför olarak çalışan sanık sürücü Sinan'ın, sevk ve idaresindeki ticari kamyon ile 08.08.2022 tarihinde saat 00.21 sıralarında, açık havada, gece vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 70 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, bölünmüş, toplam 10,50 metre genişliğindeki üç şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı devlet kara yolunda, Samsun istikametinden orta şerit üzerinden seyirle geldiği ışık kontrollü dört yönlü kavşağa, kendisine hitaben yanan kırmızı ışığa rağmen durmayıp beyanında 70 - 80 kilometre/saat olarak ifade ettiği mevcut hızıyla tehlikeli şekilde giriş yaptığı esnada, gidiş istikametine göre sağından yeşil ışıkta kavşağa giriş yapıp, kavşaktan geçiş yapmakta olan katılan sürücü ...'in yönetimindeki otomobilin sol yan kısımlarına, idaresindeki kamyonun ön kısımlarıyla zeminde sola yönelen kesik kesik 4 metre fren izi bırakarak kavşak alanında sol şeritte çarpmasının akabinde etrafında dönen otomobilin refüj kenarındaki bordürlere ve refüj başı levhasına çarpıp, orta refüje çıkarak ve kamyonun çarpmadan sonra zeminde 11 metre daha fren izi bırakarak son konumlarını aldıkları, katılan sürücü ...'in yönetimindeki otomobilin hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı; ancak sanığın idaresindeki kamyonun hızının 81 - 90 kilometre/saat ve fren izi uzunluğunun toplam 15 metre olarak belirlendiği; ayrıca, her iki ... sürücüsünün alkollü olmadıklarının ve sürücü belgelerinin mevcut olduğunun tespit edildiği, meydana gelen trafik kazasından dolayı katılan sürücü ...'in yönetimindeki otomobilde yolcu olarak bulunan ve adı geçenin eşi olan...'nun genel beden travmasına bağlı kafatası, kaburga ve ekstremite kemik kırıklarıyla birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama, katılan sürücü ... ve ölen ...'nun müşterek çocukları olan ...'nın künt kafa travmasına bağlı kafatası kırıklarıyla birlikte beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti sonucu öldükleri, katılan sürücü ...'in ise bel omurlarından ikisinde saptanan kırıklara göre hayat fonksiyonlarını orta (3.) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanarak sanıktan şikâyetçi olduğu, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir. 2. Katılan ...; yönetimindeki otomobil ile çevre yolunda Samsun istikametine doğru seyirle geldiği İskilip kavşağından yeşil ışıkta geçiş yaptığı esnada sanık idaresindeki kamyonun kamera kayıtlarında da görüldüğü üzere kırmızı ışıkta durmayıp kullanmakta olduğu aracın sol tarafına çarpması neticesinde otomobilin arka yolcu koltuğunda oturan eşi...'nun ve 8 aylık kızı ...'nın öldüklerini, kendisinin ise yaralandığını, olaydan tahminen bir ay sonra sanığın kardeşi ile beraber sanığın müdafiinin taziye için geldiğini; ayrıca olayla ilgili sadece sigorta şirketinden tazminat aldığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiş olup, şikâyetçi mağdur sürücünün duruşmanın 17.01.2023 tarihli ilk oturumunda talebine uygun olarak davaya katılmasına karar verilmiştir. 3. Sanık ...; PTT'nin anlaşmış olduğu taşeron bir firmanın şöförü olarak Trabzon Ankara arasında posta dağıtım işi yaptığını, olay günü aracı Trabzon'dan Samsun'a kadar diğer şoför Seyfullah'ın kullandığını, Samsun'da aracın şoför koltuğuna kendisinin geçtiğini ve Samsun'dan Çorum'a saat 23.15'te giriş yaptıklarını, PTT'de işlerini bitirdikten sonra Ankara istikametine doğru Çorum çevre yolundan hareket ettiğini, söz konusu kazanın olduğu kavşağa yaklaştığı esnada 70 - 80 kilometre/saat hızla ilerlediğini ve diğer şoförün arkada istirahat hâlinde olduğunu, kavşaktaki ışıklara 5 - 10 metre kala istikametine yanan ışığın yeşil olduğunu görerek ayağını gazdan çektiğini ve kamyonun mevcut hızı ile ışıklardan geçmeyi düşündüğünü, tam ışıklardan geçerken ışığın kırmızı ya da yeşil olduğunu hatırlamadığını; ancak son anda ışığın değiştiğini fark etmemiş olabileceğini, güzergâhında ışıklarda bekleyen başka bir ... olmadığını, kavşağa yaklaştığında ışıkları geçince sağ taraftan bir aracın hareket hâlinde kavşağa girdiğini gördüğünü, kaza yapacağını anladığı anda frene bastığını, tam dört yol ağzında diğer aracın arka kapı civarına ortadan vurmasıyla diğer aracın refüje sürüklendiğini, ön tarafında hasar oluşan kendi aracının ise otomatik olarak yolun ortasında durduğunu, hemen etrafta bulunanlar birlikte diğer araçtakilere yardıma koştuğunu, daha sonra 112 Acil Çağrı Merkezi ekiplerinin geldiğini, çok üzgün olduğunu beyanla üzerine atılı suçlamayı savunmasında açıkladığı hâliyle kabul etmiştir. 4. Tanıklar Arif ve Sabri kovuşturma evresindeki yeminli anlatımlarında; istikametlerine yeşil ışığın yanmasıyla katılan sürücü ...'in ve kendilerinin harekete geçip katılan sürücü ...'in idaresindeki otomobil önde olmak üzere kavşaktan geçtikleri esnada, kırmızı ışıkta durmayan kamyonun otomobile çarptığını ve hemen otomobilin yanına gidip yardıma koştuklarında kamyon sürücüsü sanığın da olay yerinde olduğunu ifade etmişlerdir. 5. Kusur durumuna ilişkin olarak; a) 08.08.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 84 üncü maddesinde asli kusur olarak sayılan kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçme kuralını ihlâl etmesi ve hız ölçen teknik cihaz veya çeşitli teknik usullerle yapılan tespit sonucu Yönetmelikte belirlenen hız sınırlarını yüzde elliden fazla aşarak aynı Kanun'un 51 inci maddesine aykırı davranması nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, katılan sürücünün kusurunun bulunmadığı, b) Soruşturma evresinde alınan 15.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda; sanığın, 2918 sayılı Kanun'un 84 üncü maddesinde asli kusur olarak sayılan kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçme kuralını ihlâl etmesi nedeniyle asli ve tam kusurlu olduğu, katılan sürücünün kural ihlâlinin bulunmadığı, Belirtilmiştir. 6. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin trafik kazası tespit tutanağına ve bilirkişi raporuna itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, ayrıca, kırmızı ışıkta durmayıp seyrine devam eden sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, iki kişinin ölümü ve bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. 7. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "Suçun vasıf ve mahiyeti, fiilin özellikleri, suç konusunun önem ve değeri, sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve meydana gelen zararın ağırlığı" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca "Sanığın tır vasfında ağır tonajlı ... ile dosya içerisinde yer alan kamera çözümleme tutanağındaki tespite göre süratli bir şekilde ve kırmızı ışık yandıktan belli bir süre sonra geçmesi de dikkate alındığında" biçimindeki gerekçelerle takdîren (1/2) oranında artırım ve "Sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri, olaydan sonra olay yerini terk etmemesi, olaydan sonra dolaylı da olsa karşı taraf ile iletişim çabası" biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren (1/6) oranında indirim yapılarak, sonuç ceza 7 yıl 6 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, sanığın (C1) sınıfı sürücü belgesinin 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca takdîren 1 yıl 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, müdafii tarafından mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması talep edilen sanık hakkında, hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde, diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır. 8. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 51 yaşını doldurduğu ve daha önce hakkında mala zarar verme suçundan mahkûmiyet, kasten yaralama ve taksirle yaralama suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Eksik İncelemeye ve Kusur Durumuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Dosyada mevcut 08.08.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu, kaza öncesi, kaza anı ve kaza sonrası ile ilgili KGYS kameralarınca kaydedilen görüntüler ile kolluk görevlilerince düzenlenen 08.08.2022 tarihli kamera izleme ve çözümleme tutanağı, olayın gerçekleşme şekli ile sanığın taksirli davranışını dosyada mevcut delil durumuna uygun ve teknik verilere dayalı olarak açıklayan 15.08.2022 tarihli bilirkişi raporu, katılan sürücü ile tarafsız tanıklar Arif ve Sabri'nin anlatımları birbirleriyle uyumlu olup, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar yeterince açıklığa kavuştuğu durumda artık yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı da gözetildiğinde, sübuta yönelik gerekli araştırma ve incelemelerin yapıldığı, dava dosyasının tekemmül ettirildiği, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, bu bağlamda maddî sorunun isabetli bir şekilde tespit edilerek, sanığın yönetimindeki aracın kırmızı ışıkta kavşağa giriş yaptığı kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanıp, kazaya neden olan ışık ihlâlinin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin eksik incelemeye ve kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. 2. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A-1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde; ışıklı işaret cihazlarıyla donatılmış kavşağa yaklaşırken hızını azaltmayan ve mesleği şöförlük olan sanığın, seyir yönüne kırmızı ışık yanabileceğini, mevcut hızı nedeniyle duramayacağını, bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, özellikle de kavşağın boş olmasından faydalanarak geçişini tamamlayabileceğine ve şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, kendisine hitaben yanan kırmızı ışığa rağmen durmayıp mevcut hızıyla tehlikeli şekilde giriş yaptığı kavşak alanında katılan sürücünün yönetimindeki otomobile sola direksiyon manevrası yapmasına ve fren tedbirine başvurmasına rağmen çarparak, iki kişinin ölümü ve bir kişinin de nitelikli şekilde yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasına sebep olduğu, bununla birlikte kavşağa yaklaşırken ön ilerisini ve kavşağı boş görerek, mevcut hızı ve şoförlük becerisiyle kavşaktan geçebileceğine inandığı ve son anda sola yönelen fren tedbirine başvurup, çarpışmayı önlemeye çabaladığı, meydana gelen sonucu kabullenmediği ve arzulamadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın iki kişinin ölümüne ve bir kişinin de nitelikli şekilde yaralanmasına neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. 2. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. 3. Öte yandan, taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemelidir. 4. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; yönetimindeki kamyonu yasal hız sınırının üzerinde süratlice sürüp, kendisine hitaben yanan kırmızı ışığa rağmen durmayıp mevcut hızıyla tehlikeli şekilde giriş yaptığı kavşak alanında tam kusurlu olarak iki kişinin ölümü ve bir kişinin nitelikli şekilde yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasına neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen temel cezada suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı aynı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan artırım sonucunda hükmolunan 9 yıl hapis cezasının, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temel ceza miktarına ve bilinçli taksir artırım oranına, katılan vekilinin temel ceza miktarına ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde bu nedenlere dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. D. Takdirî İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1 inci maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği ifade edilmiştir. 2. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; mesleği şöförlük olan sanığı yargılama sırasında bizzat gözlemleyen İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde, "Sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri, olaydan sonra olay yerini terk etmemesi, olaydan sonra dolaylı da olsa karşı taraf ile iletişim çabası" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdirî indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan vekilinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. E. Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 12.04.2023 tarihli ve 2023/863 Esas, 2023/1008 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2023 tarihinde karar verildi.