İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/5393 Karar: 2023/5139 Tarih: 2023

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5393 K.2023/5139

12. Ceza Dairesi 2023/5393 E. , 2023/5139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 say

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/5393 E. , 2023/5139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 say

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/5393 E. , 2023/5139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davalı vekilinin, davacı vekilinin temyiz dilekçesiyle birlikte gerekçeli kararın kendisine 03.07.2023 tarihinde tebliğinin ardından 03.07.2023 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin katılma yoluyla temyiz olduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 10.09.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; "müvekkilinin 16.03.2018 tarihinde gözaltına alındığını, 26.03.2018 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle serbest bırakıldığını, yapılan soruşturma eticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterek; haksız koruma tedbirleri uygulanması nedeniyle 5.500 TL'si hazırlık soruşturma vekalet ücreti olmak üzere 70.000 TL maddi ve 70.000 TL manevi olmak üzere 140.000 TL tazminatın haksız gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini" talep etmiştir. 2.Davalı vekili 16.10.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "davanın süresinde açılmadığını, tazminat talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini" beyan etmiştir. 3.Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2018 tarihli ve 2018/421 Esas 2018/497 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2019/126 Esas 2019/3047 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 01.11.2021 tarihli tebliğname ile davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi, 18.07.2023 tarihli ek tebliğname ile davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşleriyle Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının düşük olduğuna, avukata ödenen vekalet ücretinin maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol altında geçen süre için de maddi tazminata hükmedilmesi gerektiğine davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin maktu vekalet ücretinin altında kaldığından ilişkindir. Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın reddi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğuna ve davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince; davacının 16.03.2018 tarihinde saat 14:00'te gözaltına alındığı, gözaltı süresinin dokuz kez uzatılmasına karar verilmekle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mevcutlu olarak sevk edildiği Adana 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 26.03.2018 tarih ve 2018/536 sorgu sayılı kararı ile adli kontrol tedbiri uygulanmak suretiyle serbest bırakıldığı, davacının müsnet suça iştirak ettiğine dair kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığından Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçları Soruşturma Bürosu'nun 2018/20692 soruşturma sayılı dosyası ile 13.08.2018 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davacı hakkında verilen takipsizlik kararın tebliğinden sonra soruşturma dosyasına yansımış herhangi bir itirazın bulunmadığı, davacı vekili tarafından 10.09.2018 tarihinde iş bu davanın açıldığı, kesinleşme tarihi itibariyle mahkememizde açılan iş bu davanın CMK'nın 142/1 maddesinde yazılı üç ay içinde ve herhalde bir yıllık süresinde açıldığı, davacının 16.03.2018 tarihinde saat 14:00'te gözaltına alınarak 26.03.2018 tarihinde ise serbest bırakıldığını anlaşıldığından, gözaltı süresine ilişkin olarak ilk gün maddi tazminatın hesaplanmasına dahil edilmeyerek davacının gözaltında geçirdiği süre toplam 10 gün olarak hesap edildiği, davacı vekilinin asgari ücrete muvafakati de dikkate alınarak davacının gözaltında kaldığı süreye ilişkin olarak Çalışma Bakanlığı tarafından belirlenen en az kazanabileceği kabul edilen aylık ve günlük asgari ücret esas alınarak mahkeme tarafından yapılan hesaplamada davacının 10 gün gözaltında kalması nedeniyle oluşan maddi gelir kaybını gözaltında kaldığı sürede geçerli olan net asgari ücretin 1.603,12 TL olduğu, aylık ücretin belirlenmiş olması nedeniyle aylık ücretin 30 gün üzerinden değerlendirilerek günlük 53,43 TL'ye denk geldiği anlaşılmakla buna göre net asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada 10 günlük maddi zarar 534,37 TL olarak hesap edildiği, davacı vekili tarafından 24.07.2018 tarih ve 5.500 TL bedelli serbest meslek makbuzu sunulmuş olup; 459 sıra nolu VUK Genel Tebliğine istinaden "Tevsik kapsamında olanların , kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu kapsamında olmayanlarla yapacakları , 7.000 TL'yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur." düzenlemesi uyarınca finansal kurum kanalıyla ödeme zorunluğu bulunmadığı sonucuna varılmakla yapılan incelemede; Adana Barosu Başkanlığının 16.11.2018 tarihli cevabi yazısı ile davacı adına ilgili soruşturma dosyasında müdafii tayini yapılmadığının bildirildiği, davacı vekilinin sorgu aşamasında hazır bulunmak suretiyle takip ettiği anlaşıldığından 5.500 TL makbuz da maddi tazminata dahil edildiği belirtilerek; davacının tazminat isteminin kısmen kabülü ile 6.034,37 TL maddi ve 800 TL manevi tazminatın talep doğrultusunda gözaltı tarihi olan 16.03.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Bölge Adliye Mahkemesince; İstinaf incelemesi sonucunda; toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına, göre sair istinaf istemlerinin reddine, ancak; Yargıtay 12. Ceza Dairesi Başkanlığının 18/02/2019 tarih, 2018/8525 Esas, 2019/2137 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilemeyecekken ve davacı hakkında hazırlık soruşturması sırasında kendini vekil ile temsil ettirdiğinden soruşturma tarihindeki geçerli maktu vekalet ücreti gözönüne alınarak maddi tazminat olarak 660 TL ile olay tarihinde geçerli asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplanan 534.37 TL maddi tazminatın toplamı üzerinden maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken , 6.034.37 TL olarak fazla maddi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle hüküm fıkrasından maddi tazminat miktarına ilişkin "6.034.37TL" ibaresinin çıkartılarak "1.194.37 TL" ibaresinin yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın, Anayasanın 141/son, CMK'nun 280/1-a ve 303. maddeleri ile HMK'nın 353.m/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin esasını oluşturan Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun 2018/20692 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 16.03.2018-26.03.2018 tarihleri arasında 10 gün gözaltında kaldığı, adli kontrol uygulanmak suretiyle serbest bırakıldığı, yapılan soruşturma neticesinde 13.08.2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, gözaltı tarihi itibariyle davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır. A.Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden A.1.Maddi tazminata ilişkin temyiz sebebi yönünden; 1. Avukatlık ücretinin davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanması nedeniyle davacı tarafça sunulan serbest meslek makbuzunda belirtilen miktarın maddi zarar miktarının tayininde esas alınamayacağı, ancak; tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma dosyasında davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği dikkate alınarak, Bölge Adliye Mahkemesince kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmak olan ve kamusal nitelik taşıyan ceza mahkemesinde, bazı koruyucu tedbirlere başvurulması gerekebilir. Bu tedbirler, muhakemenin yapılabilmesi açısından, delillerin karartılmasını önlemeye yönelik olabileceği gibi şüpheli ya da sanığın hazır bulundurulmasını veya ilerde verilecek hükmün yerine getirilmesini sağlamak amacını da taşıyabilir. Koruma tedbirleri kavramı içinde yakalama, gözaltına alma, tutuklama, arama ve el koyma, adli kontrol, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme ve telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi konuları yer almaktadır. 466 sayılı Kanunda bu koruma tedbirlerinden yakalama, gözaltı ve tutuklama, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141. ve devamı maddelerinde ise yakalama, gözaltı, tutuklama, arama ve el koyma işleminden kaynaklanan maddi ve manevi zararların tazmininin düzenlendiği dikkate alındığında, davacı hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 109. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince düzenlenen yurt dışına çıkmamak şeklindeki adli kontrol tedbirinin bunlar arasında sayılmadığı gözetildiğinde, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 3.Gözaltında dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya gözaltında kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. A.2.Manevi tazminata ilişkin temyiz sebebi yönünden; Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir. A.3.Vekalet ücretine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 15.08.2017 tarihli 694 sayılı KHK ile değişik, 01.02.2018 tarihli 7078 sayılı Kanunun 139 uncu maddesi ile aynen kabul edilen düzenleme ile 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı ve davacı lehine hükmedilen tazminat miktarı gözetilerek davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. B.Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden B.1. Davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz sebebi yönünden; 5271 sayılı Kanun’un "Tazminat istemi" kenar başlıklı 141 inci maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "(1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında; ... e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen, ... Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler. ... Bu itibarla kanunda öngörülen yasal şartlar oluştuğundan davanın kısmen kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.2.Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden; Gözaltında dönem içerisindeki maddi zararını ücret bordrosu, vergi kaydı, gelir vergisi beyannamesi gibi itibar edilebilecek bir belgeyle ispatlayamayan davacıya gözaltında kaldığı dönemde 16 yaşından büyükler için geçerli net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir. B.3.Reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 tarih, 2007/8-2 Esas, 2007/63 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi haksız tutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarının davacı tarafça kesin bilinmesi mümkün olmadığından, davalı lehine avukatlık ücreti ödenebilmesi ancak davanın tamamen reddi halinde mümkün olduğundan davalı lehine vekâlet ücreti ödenmemesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 04.12.2019 tarihli ve 2019/126 Esas 2019/3047 Karar sayılı kararında davacı ve davalı vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 4. Ağır Ceza Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla