Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/5620 E. , 2023/4163 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/936 E., 2023/1231 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî iade, kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Sanık müdafiinin temyiz istemi yönün
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/5620 E. , 2023/4163 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/936 E., 2023/1231 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî iade, kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden, sanık müdafii tarafından kanunî süresi içinde 16.07.2023 tarihli duruşmalı inceleme talepli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla Dairemize gönderdiği 21.08.2023 tarihli dilekçe ile temyiz hakkından vazgeçtiğini ifade ederek, hükmün onanmasını talep ettiği anlaşılmıştır. Katılan vekilinin temyiz istemi yönünden, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 46. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.05.2023 tarihli ve 2023/80 Esas, 2023/696 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2023/936 Esas, 2023/1231 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden sanığın temyizden feragat etmesi nedeniyle dava dosyasının incelenmeksizin iadesine ve katılan vekilinin temyiz istemi yönünden katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren 07.08.2023 tarihli ve 2023/87104 sayılı Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; sanığın sübutu kabul edilen eylemi olası kastla işlemesine rağmen bilinçli taksirle işlediği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşülmesi ve sanığın üst sınırdan cezalandırılmaması nedeniyle usûl ve kanuna aykırı olan hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. İlk Derece Mahkemesince, 19.12.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağı ve tutanakta yer alan kaza yeri krokisi, kolluk görevlilerince düzenlenen olay yerinde Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE) kameraları ya da kaza anını gösteren herhangi bir kamera görüntüsünün bulunmadığına dair 19.12.2022 tarihli kamera araştırma tutanağı ile Plaka Tanıma Sistemi (PTS) görüntülerinin çözümüne ilişkin 20.12.2022 tarihli CD izleme tutanağı, kazaya karışan sürücülerin alkollü olup olmadığını tespite yönelik 20.12.2022 tarihli alkol raporu ile Adli Tıp Kurumu Ankara Kimya İhtisas Dairesi Başkanlığı Toksikoloji Şubesinin 23.01.2023 tarihli raporu, ölen sürücünün ölüm sebebinin tespitine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20.12.2022 tarihli ölü muayene tutanağı ile Adli Tıp Kurumu Ankara Morg İhtisas Dairesi Başkanlığının 31.01.2023 tarihli otopsi raporu, soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 19.01.2023 tarihli raporu başta olmak üzere dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Sanık sürücü Abdurrahman'ın, sevk ve idaresindeki otomobil ile 19.12.2022 tarihinde saat 23.00 sıralarında, açık havada, gece vakti, aydınlatması mevcut ve azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri içinde, platform genişliği 15 metre olan bölünmüş, 3,5 metre genişliğindeki dört şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz, görüşe engel bir durumun ve yol sorununun bulunmadığı caddede, ön yolcu koltuğunda oturan dayısının oğlu ve sol arka yolcu koltuğunda oturan onun arkadaşı ile birlikte 19 Mayıs Bulvarını takiben şehir merkezi istikametine beyanına göre 70- 80 kilometre/saat hızla seyirle geldiği varyanta girmek üzere orta şeritten sağ şeride yöneldiğinde, ön ilerisinde üçüncü (sağ) şeridi takiben varyanta girmek üzere bulunan sürücü ... yönetimindeki otomobilin arka kısımlarına sağ şeritte önlemsizce çarptığı, her iki aracın hızı ve fren izi uzunluğuna ilişkin herhangi bir belirleme yapılmadığı, 20.12.2022 tarihinde saat 00.05'te yapılan ölçüme göre sanığın 1,46 promil alkollü olduğunun belirlendiği, ayrıca, (A1), (A2), (B), (B1), (D), (D1), (F), (M) sınıfı sürücü belgesinin daha önce alkollü olarak ... kullanmasından dolayı altı ay süreyle geri alındığının tespit edildiği, trafik kazasının ardından hastaneye kaldırılan otomobil sürücüsü ...'un yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak, genel beden travmasına bağlı iskelet sistemi kemik kırıkları ile birlikte iç organ ve büyük damar harabiyetlerinden gelişen iç kanama sonucu öldüğü, olayın başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçlarının bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir. 2. Katılan ...; kazayla ilgili görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını beyan etmiş, ölenin eşi olan şikâyetçi Duygu'nun duruşmanın 12.04.2023 tarihli ilk oturumunda talebine uygun olarak davaya katılmasına karar verilmiştir. 3. Sanık ...; sevk ve idaresindeki otomobil ile 19.12.2022 tarihinde saat 21.30 - 22.00 sıralarında, ön yolcu koltuğunda oturan dayısının oğlu tanık Emrah ve sol arka yolcu koltuğunda oturan onun arkadaşı tanık Yiğit ile birlikte soruşturma evresindeki "100 km hızla seyrediyordum" biçimindeki ifadesinin aksine 70 - 80 kilometre/saat hızla seyirle geldiği varyanta girmek üzere sağ şeride geçtiğinde, diğer aracın da sağa dönüş yapmak için bir anda önüne geçmesi üzerine bu araca arkadan çarpmak zorunda kaldığını, kaza tarihinden 4 ay kadar önce alkollü ... kullanması nedeniyle sürücü belgesinin altı ay süreyle geri alınmış olmasından dolayı korkarak olay yerinde durmayıp, bir süre sonra karakola giderek teslim olduğunu, kaza anında alkollü olmasına rağmen bilincinin yerinde olduğunu, ölenin yakınlarına başsağlığı dilediğini, kazadan dolayı üzgün ve pişman olduğunu; ancak kusurunun bulunmadığını beyanla üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. 4. Tanık Durmuş kovuşturma evresinde; "... Geçtiğimiz aralık ayında saat 21:00-22:00 sıralarında kullandığım ... ile yanımda arkadaşım ...olduğu halde Mamak tarafına doğru seyir halindeyken 19 Mayıs Bulv. Üzerinde Honda marka bir ... yanına çok hızlı bir şekilde geçti ve ilerisinde sağa dönüş yapmak isteyen araca arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle önündeki ... reklam tabelalarının olduğu direğe çıktı. Çarpan aracın plakası olay yerinde düştü. Fakat durmayıp olay yerinden ayrıldı. Ben ve arkadaşım ...polis ve ambulansı aradık. Araçta bulunan yaralıydı, nabzı atıyordu kaza yapan aracın sürücüsünü görmedim..." biçiminde ve tanık ...da benzer şekilde anlatımda bulunmuş; ayrıca soruşturma evresinde sanığın idaresindeki otomobilin ön yolcu koltuğunda oturan Emrah'ın mağdur ve sol arka yolcu koltuğunda oturan Yiğit'in bilgi veren sıfatıyla verdikleri ifadelerle yetinilmiştir. 5. Kusur durumuna ilişkin olarak; a) 19.12.2022 tanzim tarihli ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağında; sanığın, diğer aracı izlerken, hızını, kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmayıp, güvenli bir mesafe bırakmaması nedeniyle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52 nci maddesini ihlâl ettiği, ölen sürücü ...'un herhangi bir kural ihlâlinin bulunmadığı, b) Soruşturma evresinde alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 19.01.2023 tarihli raporunda; sanığın, orta şerit üzerinde seyir hâlindeyken, sağ şeridin yeterince ilerisinin boş olup olmadığını kontrol etmeden mahal şartları üzerindeki mevcut hızıyla sağ şeride geçerek, sürücü ... idaresindeki otomobile tehlikeli biçimde yaklaşıp, bu aracın arka kısımlarına sağ şerit üzerinde önlemsizce çarpması nedeniyle asli kusurlu olduğu, ölen sürücü ...'un kazaya etken kural ihlâli bulunmadığından kusursuz olduğu, Belirtilmiştir. 6. İlk Derece Mahkemesince, kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 19.01.2023 tarihli raporuna itibar edilip, kazanın oluşumunda sanığın asli kusurlu olduğu, ayrıca, kaza anında güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olan sanığın bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilerek, bir kişinin ölümünden dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımı yapılan taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. 7. İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kurulan mahkûmiyet hükmünde, "dosya kapsamı, kusur durumu dikkate alınarak" biçimindeki gerekçelerle temel ceza alt sınırdan uzaklaşılıp 4 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, suçun bilinçli taksirle işlenmesinden dolayı hükmolunan cezada 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdîren (1/3) oranında artırım yapılarak, sonuç ceza 5 yıl 4 ay hapis cezası olarak tayin edilmiş, sanığın sürücü belgesinin 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince takdîren 2 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün hâller nedeniyle geçirilmiş süreler 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığa hükmolunan hapis cezasından indirilmiş, müdafii tarafından mahkûmiyet hükmü kurulması hâlinde lehine olan kanun maddelerinin uygulanması talep edilen sanık hakkında, "Sanığın cezasından başkaca yasal yada taktiri arttırma veya indirme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına," biçimindeki gerekçelerle 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesi uygulanmamış, hükmedilen sonuç ceza gözetildiğinde diğer kişiselleştirme kurumları olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve hapis cezasının adlî para cezası seçenek yaptırımına ya da diğer seçenek tedbirlere çevrilmesi hükümlerinin yasal engelden dolayı uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır. 8. Sanığın, adlî sicil kaydı ve resmî nüfus kayıt örneği dava dosyasında mevcut olup, kaza tarihinde 28 yaşını doldurduğu ve mevcut kazadan yaklaşık 3 ay önce 29.09.2022 tarihinde 1,11 promil alkollü olarak ... kullanmasından dolayı hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet kararı, 20.01.2020 tarihinde ise uyuşturucu madde kullanmak ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu işlediği gerekçesiyle hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Sanığın vekâletnameli müdafii tarafından kanunî süresi içinde 16.07.2023 tarihli duruşmalı inceleme talepli dilekçe ile hükmün temyiz edilmesinden sonra, sanığın, tutuklu olarak bulunduğu cezaevi kanalıyla Dairemize gönderdiği 21.08.2023 tarihli dilekçe ile temyiz hakkından vazgeçtiğini bildirdiği, temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında "150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır." biçiminde yer alan müdafiin iradesine üstünlük tanınması gerektiğine ilişkin istisna hâlin de söz konusu olmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 1. Katılan Vekilinin Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Gerek öğreti gerek yerleşmiş yargısal kararlarda yer alan kabullere göre gerçekleşmesi muhakkak görünen neticenin sanık tarafından bilinmesi ve istenmesi hâlinde doğrudan kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kasıt, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen neticenin meydana gelmesinin engellenemediği durumda bilinçli taksir, öngörülebilir neticenin özen yükümlülüğüne aykırı hareket edilmiş olması nedeniyle öngörülmediği hâllerde ise basit taksir söz konusu olacaktır. 2. Öte yandan, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu tarafından, 1,01 promil ve üzerinde kan alkol düzeyine sahip sürücülerin bireysel farklılıkları ortadan kaldırabilecek ölçüde alkollü olduklarının, bu seviyede alkol tesiri altındaki sürücülerin emniyetli sürüş yeteneklerinin olumsuz olarak etkilendiğinin, kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığının bilimsel olarak kabul edilmesi gerektiği ifade edilmektedir. 3. Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında (A-1) paragrafında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; kazadan yaklaşık 1 saat 5 dakika sonra yapılan ölçümde 1,46 promil alkollü olduğu belirlenen ve kandaki alkol oranının her saat için ortalama 0,15 promil azaldığına dair Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunun raporlarında yer alan yerleşmiş kabulüne göre olay anındaki alkol düzeyi yaklaşık 1,62 promil olan sanığın, güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmasına rağmen direksiyon başına geçip, yönetimindeki otomobili sürmeye devam ettiği, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve bu hâli ile yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde tecrübesine, şoförlük yeteneklerine, gece olması nedeniyle trafiğin az olacağına, özellikle de şansına güvendiği, böyle bir zanla objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, ön ilerisinde seyir hâlinde olan otomobilin arkasına önlemsizce çarparak, otomobil sürücüsünün ölümüyle sonuçlanan trafik kazasına sebep olduğu, bununla birlikte meydana gelen muhtemel sonucu kayıtsız kalarak kabullendiğine ve arzuladığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle olası kastın uygulanma koşullarının oluşmadığı, gerçekleşmesini istemediği ancak öngördüğü sonucun meydana gelmesini engelleyecek şekilde objektif özen yükümlülüğüne uygun davranmayan sanığın bir kişinin ölümüne neden olma eyleminde bilinçli taksirle hareket ettiği, sonuç olarak sanığın eylemine uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin suç vasfına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Katılan Vekilinin Ceza Miktarına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 nci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkralarında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi ve temel ceza belirlenirken kasıtlı suçlarda uygulanması mümkün olan 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "suçun işlenmesinde kullanılan araçlar", (f) bendindeki "failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı" ve (g) bendindeki "failin güttüğü amaç ve saik" ölçütlerine dayanılmaması gerekir. 2. Ayrıca, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." biçimindeki düzenleme uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında orantı bulunması, böylece suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır. 3. Öte yandan, taksirli suçlarda, bilinçli taksir söz konusu olduğunda, 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hükmedilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak olup, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarihli ve 2017/12-701 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; bu durumda, hâkim somut olayın özelliklerini de gözeterek, bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısı gibi kriterlere göre bir değerlendirme yapıp, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesine de aykırı düşmeyecek şekilde artırım oranını belirlemelidir. 4. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası tayin ve takdir etmek durumunda olan İlk Derece Mahkemesince, "dosya kapsamı, kusur durumu dikkate alınarak" biçimindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçelerle temel cezanın 4 yıl hapis cezası olarak belirlenmesinin, işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı, hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun olduğu; ayrıca güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olmak şeklinde tek bir bilinçli taksir oluşturan hâlin söz konusu olması ve bilinçli taksir oluşturan başkaca bir hâlin bulunmaması karşısında, temel cezada üçte birden yarıya kadar artırım öngören 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca (1/3) oranında artırım yapılmasının isabetli ve orantılılık ilkesine de uygun olduğu anlaşıldığından, katılan vekilinin ceza miktarına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu nedene dayalı hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3. Katılan Vekilinin Diğer Temyiz Sebepleri Yönünden 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. 2. Dairemizin istikrar kazanan kararlarında vurgulandığı üzere; sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfının belirtilmesi, kazaya karışan aracı sürme yetkisi veren sınıf ile sınırlı olarak sürücü belgesinin geri alınması gerekirken, sanığın, (A1), (A2), (B), (B1), (D), (D1), (F), (M) sınıfı ehliyetinin bulunması ve yargılamaya konu trafik kazasını yönetimindeki otomobil ile yapması nedeniyle Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Sürücü Belgelerinin Sınıfları" başlıklı 75 inci maddesi uyarınca otomobil kullanacaklara verilen (B) sınıfı ile sınırlı olarak sanığın sürücü belgesinin geri alınması gerekirken 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrasının amacına aykırı şekilde sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden geri alınmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de tespit edilen hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünün (B-3) bendinin (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2023/936 Esas, 2023/1231 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği İlk Derece Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasının sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin bölümünde yer alan "sürücü belgesinin" ibarelerinin "(B) sınıfı sürücü belgesinin" ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 46. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2023 tarihinde karar verildi.