Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/6045 E. , 2024/3367 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/11 E., 2021/112 K. SUÇLAR : Taksirle yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma HÜKÜM : Mahkûmiyet, hüküm kurulmasına yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Dairemizce verilen bozma ilâ
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/6045 E. , 2024/3367 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/11 E., 2021/112 K. SUÇLAR : Taksirle yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokma HÜKÜM : Mahkûmiyet, hüküm kurulmasına yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık hakkında verilen hüküm kurulmasına yer olmadığına (karar verilmesine yer olmadığına) ilişkin kararın CMK'nın 223/1.maddesinde belirtilen hüküm türleri arasında yer almaması sebebiyle temyiz kabiliyetinin bulunmadığı belirlenmiştir. İncelenen dosyada; 05.08.2017 tarihli ve 30145 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 291. maddesinin 1. fıkrasındaki 15 günlük sürenin istinaf mahkemelerine ilişkin temyiz süresini düzenlediği, daha önce Yargıtay incelemesinden geçen dosyalara ilişkin temyiz süresinin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesine göre 1 hafta olduğu gözetilmeksizin, hüküm fıkrasında temyiz süresinin 15 gün olarak belirlenmesi suretiyle tarafların yanıltıldığı ancak temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşılarak yapılan incelemede: Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan kurulan hükmün; sanık, sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 22/3, 62/1, 58/6-7. maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 179/3-2, 62/1, 53/1-3, 58/6-7. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararlarının, sanık, sanık müdafii, sanık vasisi ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.09.2019 tarihli ilâmıyla sanık hakkında verilen kararın bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra sanık hakkında taksirle yaralama suçundan,5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 62/1, 58/6-7, 53/6.maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına; trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık, sanık müdafii, katılan vekilinin temyiz istemleri hakkında hükmün bozulması karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ve sanık müdafinin temyiz isteği; tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, kazanılmış hakkınını ihlal edildiğine ilişkindir. B. Katılan vekilin temyiz isteği; kararın, usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilin yaralanmasına sebep olan sanık hakkında verilen ceza suçun mahiyeti ve işleniş biçimi göz önüne alındığında eksik ve yetersiz olduğuna, aynı zamanda sanık hakkında trafik güveliğini tehlikeye sokma suçundan ceza verilmemesi haksız ve hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay günü kazadan yaklaşık 2 saat sonra yapılan alkol ölçümüne göre 1,88 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın idaresindeki araçla, kırmızı ışıkta durmakta olan katılan ...'ın sevk ve idaresindeki araca arkadan çarparak zincirleme trafik kazasına neden olduğu ve iki kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde sanığın tamamen kusurlu olduğunun mahkemece kabul edildiği ve sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/1.maddesinde düzenlenen taksirle yaralama ve trafik güvenliğinin tehlikeye sokma suçlarından mahkûmiyetine ilişkin kararların sanık, sanık müdafii, sanık vasisi ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.09.2019 tarihli ilâmıyla; "...Olay günü, kazadan yaklaşık 2 saat sonra yapılan alkol ölçümüne göre 188 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın idaresindeki araçla katılan ...'ın sevk ve idaresindeki araca arkadan çarparak zincirleme trafik kazasına neden olduğu ve iki kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaralandığı somut olayda; olay sebebiyle yaralanan müşteki ... ile mağdur ...'ın da sanık hakkındaki şikayetlerinin devam ettiği anlaşılmakla, eylemin TCK'nın 89/4 maddesine dönüşmesi nedeniyle, sanığa, iddianamede eyleminin tarif edildiği de nazara alınıp, CMK'nın 226. maddesi uyarınca TCK'nın 89/4. madde ve fıkrasının uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanındıktan sonra, sanık hakkında TCK'nın 89/4. madde ve fıkrasındaki taksirle yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek, sanık hakkında yazılı şekilde TCK'nın 89/1. maddesi gereğince mahkumiyetine karar verilmesi ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarının olayda birlikte oluştuğu ancak bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın eyleminin, zarar suçu niteliğinde olduğu da değerlendirilerek, sanığın taksirle yaralama suçundan TCK’nın 89/4, 22/3. maddeleri gereğince mahkûmiyetine karar verilmesi, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir iken, yazılı şekilde sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 1-Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan verilen hükümde tekerrür uygulaması yapılırken, tekerrüre esas alınan ilamın kasıtlı suça ilişkin olduğu, TCK'nın 58/4. maddesi uyarınca kasıtlı suça ilişkin mahkumiyetin, taksirli suç açısından tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden de tekerrür uygulamasında esas alınan ilamın kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra olmasına rağmen, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi, 2-Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih, 2014/140 - 2015/85 sayılı iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece bozma ilâmına fiilen uyulup sanığın savunması alındıktan sonra hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 62/1, 58/6-7, 53/6.maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına; trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Sanık hakkında tanzim edilen iddianamede sevk maddeleri olarak TCK'nın 179/3, 89/1, 53/1-6. maddeleri gösterilmiş ve sanığa ek savunma hakkı tanındıktan sonra, TCK'nın 89/4. maddesi gereğince cezalandırılmasına hükmedilmiş olduğu, iddianamedeki anlatımda, olay sebebiyle birden fazla kişinin yaralanmasından söz edilmediği, ancak iddianame başlığında yaralanan katılanların isimlerine yer verildiği ve sanıktan şikayetçi oldukları, ayrıca bozma ilâmı sonrası sanığın savunmasının da alındığı dikkate alındığında sanığın suçun niteliğinden haberdar olduğu anlaşılmakla; tebliğnamede bu hususta bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Olay günü kazadan yaklaşık 2 saat sonra yapılan alkol ölçümüne göre 1,88 promil alkollü olduğu tespit edilen sanığın idaresindeki araçla kırmızı ışıkta durmakta olan katılan ...'ın sevk ve idaresindeki araca arkadan çarparak zincirleme trafik kazasına neden olduğu ve iki kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek derecede yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde sanığın tamamen kusurlu olduğunun mahkemece kabul edildiği olayda; mahkemece tayin edilen ceza miktarında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; tebliğnamede bu hususta bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, yasaya aykırı olmakla birlikte ilamda gösterilen esaslar yerine getirilerek karar verildiği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. A- Katılan vekilinin, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde: Hüküm kurulmasına yer olmadığına (karar verilmesine yer olmadığına) ilişkin kararın CMK'nın 223/1. maddesinde belirtilen hüküm türleri arasında yer almaması sebebiyle temyiz kabiliyetinin bulunmadığının anlaşılması karşısında; dosyanın bu suç yönünden incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, B- Sanık, sanık müdafii ile katılan vekilinin taksirle yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde ise; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık, sanık müdafii ile katılan vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz..." şeklindeki düzenleme gözetildiğinde, sanığın tekerrüre esas alınabilecek nitelikte taksirli suçtan sabıkası bulunduğu halde, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan verilen hükümde tekerrür uygulaması yapılırken, tekerrüre esas alınan ilamın kasıtlı suça ilişkin olduğu, TCK'nın 58/4. maddesi uyarınca kasıtlı suça ilişkin mahkumiyetin, taksirli suç açısından tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Uşak 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık, sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan " Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 27/05/2014 tarih 2013/668 Esas 2014/425 Karar sayılı 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasına ilişkin kesinleşmiş ilamı nedeni ile " ibaresinin, "Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2011 tarih ve 2011/64 Esas, 2011/218 Karar sayılı, 27.05.2011 kesinleşme tarihli TCK'nın 89/4 maddesi gereğince hükmedilen 6 ay 20 gün erteli hapis cezasına ilişkin kesinleşmiş ilamı nedeni ile" olarak değiştirilmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2024 tarihinde karar verildi.