İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2023/6262 Karar: 2023/5758 Tarih: 2023

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/6262 K.2023/5758

12. Ceza Dairesi 2023/6262 E. , 2023/5758 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4056 E., 2021/693 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddiyle onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adl

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2023/6262 E. , 2023/5758 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4056 E., 2021/693 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddiyle onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adl

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2023/6262 E. , 2023/5758 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4056 E., 2021/693 K. HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz taleplerinin esastan reddiyle onama İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Davacı vekili 13.04.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Anayasa düzenlenen hakimlik teminatını güvence altına alan maddelere aykırı davranılarak görevsiz Cumhuriyet Başsavcılık ve hakimlik tarafından yasadışı yakalanması, gözaltı alınması ve tutuklanması sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 11 aydır tutuklu olmasına rağmen makul sürede hakkında karar verilmemesi sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, ifade ve sorgu sırasında üzerine atılı suçu ne şekilde, hangi eylemleriyle, ne zaman işlediğine dair herhangi bir somut olgu isnat edilmeden tutuklanması sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, Trabzon 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklama sonrasında ailesine haber verilmemesi sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, suçta kullanıldığına veya suçtan elde edildiğine dair delil emare bulunmamasına rağmen parası ile aldığı silaha el konulması sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi maddesi, 11 aydır verilen tutuklamanın uzatılmasına itirazları hakkında karar verilmeyerek yasa yoluna başvurma hakkının gerekçesiz şekilde eliden alınması sebebiyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi, basit şüpheye dahi delil olmamasına rağmen darbeye kalkışma suçu nedeniyle 11 ay boyuncu hakkında soruşturma yapılması ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmesi nedeniyle haksız şekilde gözaltında ve tutuklu kaldığı 16.07.2016-18.12.2017 tarihileri arasındaki kayıpları için 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca 1.500.000,00 TL manevi, 113.316,66 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, ıslahla maddi tazminat miktarını 64.791,8 TL daha yükseltmiş, maddi ve manevi tazminatlar için faizin başlangıç tarihini gözaltına alınma tarihi olan 16.07.2016 tarihi olarak güncellemiştir. 2. Davalı vekili 08.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, tazminat isteme koşullarının oluşmadığını öne sürerek davanın reddini talep etmiştir. 3. Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2019 tarihli ve 2018/225 Esas, 2019/159 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 17.03.2021 tarihli ve 2019/4056 Esas, 2021/693 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. 5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2022 tarih, 20121/76520 sayılı tebliğnamesi ile temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanması talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi, 1. Davacının son aldığı maaşı üzerinden maddi kazanç kaybının hesaplanması gerekirken hatalı raporlara itibarle asgari ücret üzerinden hesap yapıldığına, 2. Faiz talebinin gözaltına alınma tarihinden itibaren olmasına rağmen dava tarihinden faiz hükmedilmesine, 3. Ceza evinde yapılan harcamalar, yakınlarının kendisini ziyaret sebebiyle yaptıkları masrafların maddi zarara dahil edilmesi gerektiğine, 4. Ceza davası nedeniyle ödenen avukatlık ücretinin de maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, 5. Davacının silahına el konulması nedeniyle silah bedelinin de maddi zarar kapsamına alınması gerektiğine, 6. Hükmedilen manevi tazminat miktarının süreçte ağır bedeller ödeyen davacının manevi zararını gidermede yetersiz olduğuna, mahkemenin manevi zarara ilişkin eksik araştırma yaptığına İlişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü; Mahkeme gerekçesinde "Davacının talep ettiği maddi tazminat talebinin konusu cezaevinde bulunduğu süre içinde çalışamamaktan kaynaklı kazanç kaybıdır. Dosyada davacının çalıştığı dönemde elde ettiği aylık kazanca dair ayrıntılı bilgi ve belgenin sunulmadığı, bu nedenle en azından çalışsa idi aylık net asgari ücret kadar bir kaybının olacağı değerlendirilmiştir.Davacının tutuklu kaldığı tarihlerde yürürlükte olan asgari ücret tarifesi esas alınarak hazırlanan bilirkişi raporunda; davacının 29.11.2016 tarihine kadar kamu görevlisi olduğu ve söz konusu tarih olan 29.11.2016 tarihine kadar ücretinin ödendiği hak ve alacağının bulunmadığı, davacının gözaltı ve tutuklama süresinin toplam 384 gün olduğunu ve tutuklama süresince davacının net gelir kaybının 17861,44 TL olduğu belirtilmiş, bilirkişi tarafından tespit edilen 17861,44 TL miktar üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının talep ettiği manevi tazminat talebinin konusu, temel hak ve hürriyetlerden olan özgürlük ve güvenlik hakkına aykırı olarak haksız yere hürriyetinin kısıtlanması sonucu kişinin duyduğu ve telafisi imkansız veya çok güç olan acı, elem ve ızdırabın onarılmasıdır. Bunun yanısıra haksızlığa uğrayan kişinin sadece kendinden kaynaklı içsel sıkıntıların değil, içinde bulunduğumuz toplumun bir parçası olarak da çevresindeki insanların gözündeki itibar ve haysiyet kaybının da yarattığı olumsuzlukların telafisi ve onarımıdır.... Sonuç olarak, yukarıda açıklandığı üzere davacının talep ettiği maddi tazminattan 17861,44 TL ile davacının tutuklu kaldığı süre, duyduğu acı ve üzüntü, şahsi ve sosyal durumu dikkate alınarak takdiren 27000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 13/04/2018 arihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hazineden alınıp davacıya verilmesine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü; Bölge Adliye Mahkemesince davacı hakkında hükmedilen maddi tazminat miktarının 21.109,68 TL'ye, manevi tazminat miktarının ise; 70.000 TL'ye yükseltilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Tazminat talebinin dayanağı olan Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2039 sayılı soruşturma dosyası üzerinden yürütülen soruşturma sırasında davacının, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından 16.07.2016 tarihinde gözaltına alınıp 19.07.2016 tarihinde aynı sorgu ile tutuklandığı, 15.05.2017 tarihinde Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, suçundan resen tahliye edilerek, aynı gün hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, yine aynı gün silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında iddianame tanzim edildiği 18.12.2017 tarihinde silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan da tahliye edildiği, bu şekilde 520 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/293-2018/36 sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraat ettiği, kararın 13.02.2018 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma ve tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanuna tabii olduğu, süresinde açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların gerçekleştiği anlaşılmıştır. 1. UYAP'tan yapılan SGK sorgulamasında davacının halen Maçka Adliyesinde aktif çalışan olarak göründüğü de değerlendirildiğinde, davacının görevine iade edilip edilmediğinin araştırılarak iade edilmesi halinde maddi kazanç kaybı olmadığından maddi tazminatın reddine karar verilmesi gerektiği hususu temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılamamış, Mahkemenin kabulüne göre ise; 24.08.2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılan ve bu tarihe kadar kurumundan kesintili de olsa maaşını almaya devam eden davacının tutuklanması sebebiyle eksik aldığı maaşının iadesinin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasına konu edilemeyeceği ve bu tarihten sonra da daha fazla geliri olduğuna yönelik belge sunmayan davacının kamu görevinden çıkarılmasının idari işlem niteliğinde olduğu da gözetildiğinde maddi kazanç kaybının asgari ücret üzerinden hesaplanmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2. Davacının dava dilekçesinde yasal faiz talep etmesine rağmen faizin başlangıç tarihine yönelik bir açıklama yapmadığı; ancak 08.06.2018 havale tarihli dilekçesinde faiz başlangıç tarihini gözaltına alınma tarihi olan 16.07.2016 olarak ıslah ettiği anlaşıldığından davacı hakkında hükmedilen manevi tazminata gözaltına alınma tarihi olan 16.07.2016 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. Davacı hakkında hükmedilen maddi tazminat miktarına ise; maddi zararın doğduğu kamu görevinden ihraç tarihi olan 24.08.2016 tarihinden itibaren faiz uygulanabileceği; ancak (1) numaralı paragrafta izah edildiği üzere kamu görevine iade edildiğinin saptanması halinde maddi tazminatı hak etmeyecek olması ve bu hususun temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılamıyor oluşu da dikkate alındığında maddi tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi bozma konusu yapılmamıştır. 3. Cezaevinde yapılan harcamalar, yakınlarının kendisini ziyaret sebebiyle yaptıkları masrafların koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında talep edilebilecek gerçek zarar kapsamında olmadığından bu masrafların maddi tazminata dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir. 4. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, 1957/16Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir. Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin buna ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir. 5. 3713 sayılı Terör Mücadele Kanununa 25.7.2018 tarihinde eklenen tarihli Ek 4. maddedeki "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar ile (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/6/2022 tarihli ve E.: 2018/137, K.: 2022/86 sayılı Kararı ile.) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/6/2022 tarihli ve E.: 2018/137, K.: 2022/86 sayılı Kararı ile.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı nedeniyle kamu görevinden çıkarılanların silah ruhsatları iptal edilir, (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/6/2022 tarihli ve E.: 2018/137, K.: 2022/86 sayılı Kararı ile.)Müsadere hükümleri saklıdır. Birinci fıkrada belirtilen sebeplerin ortadan kalkması hâlinde, mülkiyeti kamuya geçirilen silahlar sahibine iade edilir. İadesinin mümkün olmaması hâlinde rayiç değeri tespit edilerek sahibine ödenir." şeklindeki düzenleme nazara alınarak davacının el konulan silahıyla ilgili nasıl bir işlem tesis edildiği araştırılıp, UYAP'tan yapılan SGK sorgulamasında davacının halen aktif çalışan olarak göründüğü de değerlendirildiğinde görevine iade edilip edilmediği, edilmiş ise; silahının söz konusu düzenleme kapsamında kendisine iade edilip edilmediği araştırılarak el koyma nedeniyle 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci maddesinin (j) bendindeki tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadan eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. 6. Davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edildiği anlaşıldığından davacı vekilinin manevi tazminat miktarına ve eksik araştırmaya yönelik temyiz sebepleri de yerinde görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünün (2-5) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 17.03.2021 tarihli ve 2019/4056 Esas, 2021/693 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla