Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2023/6406 E. , 2026/1238 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2175 E., 2023/1004 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin ka
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2023/6406 E. , 2026/1238 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2175 E., 2023/1004 K. SUÇ : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5271 sayılı Kanunun 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 136/1, 43/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket ettiğinden söz edilemeyeceği gözetilmeden unsurları oluşmayan müsnet suçtan beraatı yerine mahkumiyetine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; aracını uygun olmayan bir yere park eden sanığı aracını çekmesi için uyarmaya giden katılanların görüntülerini video kaydına aldığı, daha sonrasında olaya konu video kaydını "... " isimli ... gurubunda ve Cezaevi Hekimlerinin bulunduğu "... " isimli ... gurubunda paylaştığı olayda sanığa yüklenen bu suç açısından sanığın kastının bulunmaması nedeni sanık hakkında 5271 sayılı Kanunun 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme sonunda sanığın delillerin kaybolmaması için video kaydını Whatsapp guruplarında paylaştığı yönündeki hayatın olağan akışına uygun olmayan savunmasına itibar edilmemiş, tüm bu gelişmelerin ışığı altında sanığın katılanların görüntülerini içeren video kayıtlarını ortada herhangi bir sebep yokken çok sayıda kişinin bulunduğu Whatsapp guruplarında paylaştığı olayda sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Özel hayat; kişinin sadece gözlerden uzakta, başkalarıyla paylaşmadığı, kapalı kapılar ardında, dört duvar arasındaki yaşantısı ve mahremiyetinden ibaret değil, herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerir. Bu nedenle, kamuya açık alanda bulunulması, bu alandaki her görüntü veya sesin dinlenilmesine, izlenilmesine, kaydedilmesine, sürekli ve izinsiz olarak elde bulundurulmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez. Kamuya açık alanda bulunulduğunda dahi, “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” prensibi geçerli olup, kamuya açık alandaki kişinin, gün içerisinde yapıkları, gittiği yerler, kiminle niçin, nasıl, nerede ve ne zaman görüştüğü gibi hususları tespit etmek amacıyla sürekli denetim ve gözetim altına alınması sonucu elde edilmiş bilgileri ya da onun başkalarınca görülmesi ve bilinmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına girdiğinde şüphe bulunmayan faaliyetleri özel hayat kapsamına dahildir; ancak, süreklilik içermeyen ve özel yaşam alanına dahil olmayan olay ve bilgiler ise bu kapsamda değerlendirilemez. Sonuç olarak, bir olay ya da bilginin, özel hayat kapsamına girip girmediği belirlenirken, kişinin toplum içindeki konumu, mesleği, görevi, kamuoyu tarafından tanınıp tanınmadığı, dışa yansıyan davranışları, rıza ve öngörüleri, sosyal ilişkileri, içinde bulunduğu fiziki çevrenin özellikleri, müdahalenin derecesi gibi ölçütler göz önüne alınmalıdır. 5237 sayılı Kanun'un 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşabilmesi için, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip bir alet kullanılması gerekmeyip, bir özel hayat olayının çıplak gözle seyredilmesi ya da özel hayat kapsamına giren seslerin, anlaşılmaz olsa dahi, gizlice dinlenilmesi yeterlidir. 5237 sayılı Kanun'un 134. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde; bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin, ilgilisinin bilgisi ve rızası dışında, resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip aletle belli bir elektronik, dijital, manyetik yere sabitlenmesi eylemi düzenlenmiştir. Kaydedilen görüntüdeki kişinin tanınabilir ya da sesin anlaşılabilir olması gerekmez; özel hayat kapsamına giren seslerin, anlaşılmaz olsa dahi, gizlice kaydedilmesi, bu düzenlemenin uygulanması için yeterlidir. Özel hayata ilişkin görüntü veya sesin kaydedilmesiyle suç tamamlanır; başkaca bir neticenin doğması ve mağdurun zarara uğramış olması gerekmediği gibi, failin kaydedilen görüntüleri izlememiş ya da sesleri dinlememiş olmasının suçun oluşumuna bir etkisi yoktur. 5237 sayılı Kanun'un 134. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun oluşabilmesi için, bir özel hayat görüntüsü ya da sesinin, taksirle ya da tamamen hukuka uygun elde edilmiş olsa dahi, ilgilisinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, aleniyet kazandırılması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması gerekir. İfşanın kabulü için, ses veya görüntüyle özel hayatı ihlale uğrayan kişi anlaşılmalı, en azından anlaşılabilir olmalı ya da açıklanmalıdır. Bu suç, birinci fıkradan bağımsız ayrı bir suçtur. Bu açıklamalar ışığında; sanığın katılanların kendisine bir zarar vereceklerinden endişe ederek cep telefonunun kamerası ile katılanların rızası dışında video kaydını başlattığı, katılanlar ile sanık arasında gerçekleşen tartışmaya ilişkin video kaydını delil olarak adli makamlara sunmak yerine Whatsapp gruplarından paylaşan sanığın eyleminin hukuka uygunluk sınırları kapsamında değerlendirilemeyeceğinin tespiti ile, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu yönünden değerlendirmiş olsa da somut olayda katılanların özel hayatlarına ilişkin olan görüntülerin katılanların rızası dışında video kaydına almasına konu eyleminin 5237 sayılı Kanunun 134/1-2. cümlesindeki görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu, ayrıca katılanların bu görüntülerinin katılanların rızası dışında Whatsapp gruplarında paylaşılmasına konu eyleminin 5237 sayılı Kanunun 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçunu oluşturduğu, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 134/1-2. cümlesi ve 134/2 maddeleri uyarınca sanığın ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek katılanların özel yaşam alanına ilişkin olmadığına dair yasal, yeterli ve geçersiz olarak yazılı şekilde aynı Kanun'un 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi kısmen yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanunun 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, BOZULMASINA, aynı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca ceza miktarı açısından sanığın KAZANILMIŞ HAKKININ SAKLI TUTULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.