Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/1353 E. , 2024/7662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/314 E., 2023/355 K. DAVA : 466 Sayılı Kanun uyarınca Tazminat HÜKÜM : Kısmen kabul TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine Mahkemece kurulan hükmün davacı vekili ile katılma
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/1353 E. , 2024/7662 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/314 E., 2023/355 K. DAVA : 466 Sayılı Kanun uyarınca Tazminat HÜKÜM : Kısmen kabul TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine Mahkemece kurulan hükmün davacı vekili ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 373/4. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin, davacının Hizbullah terör örgütü suçlamasıyla yakalanarak gözaltına alındığını, gözaltı sonucu 23/05/2000 tarihinde tutuklandığını, 09/08/2000 tarihinde tahliye olduğunu, yapılan yargılama neticesinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, haksız yargılama ve 80 gün haksız koruma tedbiri uygulanması sebebiyle 50.000 maddi tazminat ile haksız tutuklama tedbiri nedeniyle 50.000 TL manevi tazminatın ayrıca müvekkili hakkında 16.02.2000 tarihinde başlayan yargılamanın 13.12.2018 tarihinde kesinleşmesi ile neticelendiğini dolayısıyla 18 yılı aşkın süredir devam eden uzun yargılama nedeniyle, anayasanın adli yargılanma, eşitlik haklarının ihlal edildiğini, ceza tehdidi altında yaşayan davacı için 25.000 TL olmak üzere toplam 75.000 TL manevi tazminatın yakalama tarihinden itibaren işleyecek mevduat uygulanacak en yüksek faiziyle davalıdan tahsiline ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02/05/2023 tarih ve 2021/7794 Esas - 2023/1397 Karar sayılı ilamıyla: "tutuklama tarihi itibariyle davanın 466 sayılı Kanuna tabii olduğu, davacının haksız koruma tedbirine yönelik tazminat istemi hakkında 466 sayılı Kanun hükümleri esas alınarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, tutuklama işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olmayan 5271 sayılı CMK’nın 141. ve devamı maddeleri gereğince değerlendirme ve uygulama yapılması ve yargılamanın 5271 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra da devam ettiği anlaşılmakla; davacının yargılamanın makul sürede bitirilmediğine yönelik talebi hakkında 5271 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilme yapılması gerekirken davacının bu talebine ilişkin değerlendirme yapılmadan karar verilmesi" kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulması üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 220,01 TL maddi ve 1.000 TL manevi tazminatın vicahi tevfik kararı olan 23/05/2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizili ile birlikte davalı ... hazinesinden tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davalı vekilinin temyiz sebepleri; maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığına davanın reddi gerektiğine ve resen sebeplere , davacı vekilinin temyiz sebepleri, hükmedilen tazminat miktarlarının çok düşük olduğuna, her iki tazminat yönünden davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğine ve vekalet ücretine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/120 Esas ve 2018/217 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 23.05.2000 - 09.08.2000 tarihleri arasında 2 ay 17 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının mahkumiyetine karar verildiği, kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 28.04.2011 tarih, 2010/14479-2011/2558 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği; ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 20.03.2018 tarihli, 2017/1398-2018/621 sayılı kararıyla itirazın kabulü ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2010/14479-2011/2558 sayılı onama kararının kaldırılarak, davacı sanık ... hakkında karar tarihinde yürürlükte bulunan 4959 sayılı Kanunun 4-a maddesi uygulanması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde 4959 sayılı Kanunun 3. maddesi kapsamında olmayan sanığın örgütten ayrılıp suçunu kabul etmesi ve pişmanlığını ifade etmesi sebebiyle 4959 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın 14.12.2018 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle davanın 466 sayılı Kanuna tabii olduğu, makul sürede karar verilmemesine yönelik talep yönünden, davanın, yargılamanın 5271 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonrada da devam etmesi nedeniyle, 5271 sayılı Kanuna tabii olduğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davalı vekili ile davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1- Tutuklama müzekkeresinin infaz edilip edilmediği, infaz edilmiş olması halinde, infaz tarihleri ile infaz edilen tutuklama müzekkeresine dair suç bilgisinin, infaz edilen sürenin tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Yargılamanın 5271 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra da devam etmesi nedeniyle yargılamanın makul sürede bitirilmediğine yönelik talebin 5271 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilerek, yargılamanın 18 yıl kadar sürmüş olduğunun anlaşılması karşısında makul sürenin aşıldığının kabulü ile davacı lehine makul bir miktar manevi tazminata hükmolunması gerektiğinin gözetilmeyerek yetersiz gerekçe ile talebin reddedilmesi, 3-Gerekçeli karar başlığında, ''466 sayılı Kanun uyarınca Tazminat'' olan dava türü yerine ''Tazminat'' yazılması Kabule göre de; Davacının haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2024 tarihinde karar verildi.