İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2024/2096 Karar: 2025/1498 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/2096 K.2025/1498

12. Ceza Dairesi 2024/2096 E. , 2025/1498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/218 E., 2023/125 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2024/2096 E. , 2025/1498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/218 E., 2023/125 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2024/2096 E. , 2025/1498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/218 E., 2023/125 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...'nin süresinde yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin; 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 54.700,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına; sanıklar ..., ... ve ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin verilen verilen kararların, o yer Cumhuriyet savcısı, sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ... tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.03.2022 ilâmı ile sanık ... hakkında verilen düşme hükmüne ilişkin onama, diğer sanıklara ilişkin verilen hükümlerin ise bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 1412 sayılı CMUK m.326/son maddelerine göre 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kazanılmış hakkı dikkate alınarak sonuç ceza olarak 54.700,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümler verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ...'nin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... ve ... müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm kurulduğuna, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, müvekkillerinin kusurlarının bulunmadığına, müvekkillerinin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmalleri olduğu kabul edilse dahi bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığına, sorumluluğun fenni mesule ait olduğuna, inşaatın yapım, malzeme ve işçilik yönünden müvekkillerinin bir sorumluluğu bulunmadığı gibi bu yönde müvekkillere atfedilebilecek bir kusur da bulunmadığına, müvekkilleri hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, müvekkillerinin inşaatın tekniğine göre inşa edilip edilmediği noktasında bir denetleme veya kontrol görevi bulunmadığına, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkillerinin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmalleri olduğu kabul edilse dahi, bu eylemlerinin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebiyet vermeyeceği ve bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığına, müvekkillerinin olsa olsa görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sorumlu tutulabileceğine, görevi kötüye kullanma suçu açısından da zamanaşımı süresinin dolduğuna, bu sebeple müvekkilleri hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğine, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte, olayda bilinçli taksirin unsurlarının bulunmadığına, en kötü ihtimalde dahi müvekkillerinin ancak ve ancak bilinçsiz taksir ile sorumlu tutulabileceğine, hükmün gerekçesiz olduğuna, gerekçesiz olarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verildiğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte; yerel mahkemece, müvekkiller hakkındaki ceza tayininde, dosya kapsamında yer alan müşteki ve katılanların büyük bir çoğunluğunun şikayetçi olmamalarına ve alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir herhangi bir sebep bulunmamasına rağmen hiçbir haklı gerekçe göstermeden cezanın alt haddinden uzaklaşılarak verildiğine, müvekkilleri hakkında temel hürriyeti bağlayıcı cezanın yasal olmayan gerekçeler ve orantılılık ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde üst sınırdan belirlenmesinin yasaya ve Yargıtay uygulamalarına açıkça aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ...'nin temyiz isteği; üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, binanın yapımına başlamak için ruhsat verdiğini fakat yapı kullanma izin belgesi ve teknik rapor düzenlemediğine, yapı sahiplerinin bina yapım aşamasında düzenli olarak beton dökülmeden önce tarafına haber verilmesi gerekirken haber verilmeden yapıya devam edildiğine, ayrıca tarafına haber verilmeden kaçak kat inşa edildiğine, bu nedenle de kendisinin teknik rapor düzenlemediğine ve yapı kullanma izin belgesi vermediğine, ruhsatın 5 yıl geçtiğinden hükümsüz olduğuna, binanın kaçak yapı olduğundan yapı kullanma izin belgesi vermediği için fenni mesul sayılmasının mümkün olmadığına, bu bina ilgili hiçbir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığına, beraatine karar verilmesi gerekirken cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23 Ekim 2011 günü saat 13:41'de Van ilinin kuzeyinde merkezi ... Köyü olan şiddeti yaklaşık 7,1 - 7,3 şiddetinde odak derinliği 19,02 km olan deprem nedeniyle Erciş İlçesi ... Mahallesinde bulunan ... apartmanının tamamen çökmesi sonucu 20 kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü olayda; sanık ...’nin ... apartmanı inşaatının teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen fenni mesul inşaat mühendisi olduğu ve işin bitimine kadar teknik uygulama sorumluluğunu almayı, gerek malzeme, gerek işçilik yönünden TSE’ye uygun hareket etmeyi noter onaylı taahütname ile taahhüt ettiği; hakkında beraat kararı verilen temyize getirilmeyen sanık ... ’ın yapı sahibi olan ve 2008 yılında ölen ...’ın oğlu, sanık ...'nun binaya ait 01/12/1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen Belediye fen işleri memuru, sanık ... 'in ruhsatı kontrol eden Belediye fen işleri müdür vekili, sanık ...'in ise ruhsatı onaylayan Belediye Başkanı olduğu; yapı ruhsatı düzenlenirken ruhsat eki projelerinden mimari ve statik projelerinin olduğu, ancak bu projelerin üzerinde isim ve imzalar bulunmadığından proje müelliflerinin (mimari ve statik) tespit edilemediği; dosya kapsamından, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 01.12.1999 tarih ve 99/213 numaralı yapı ruhsatı verildiği, yıkılan ... Apartmanının yapım yılına göre 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, apartmana ait mimari, statik ve elektrik tesisat projeleri mevcut olduğu, statik hesaplamaların, tesisat projelerinin ve zemin etüt raporunun bulunmadığı, zemin etüt raporu bulunmadığı, 01.12.1999 tarihli yapı ruhsatına göre bina, dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, ancak mimari projeden binanın zemin ve 4 normal kat olmak üzere toplam 5 kattan oluştuğu (son katın ruhsata aykırı olarak kaçak yapıldığı) binaya ait mimari projenin düşey kesitlerinde kat yükseklikleri belirtilmediğinden dolayı yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik projelerle uyumlu olup olmadığının tespit edilemediği, Soruşturma aşamasında çöken binaya ait karot numune örnekleri ve yapılan keşif sonucunda fen bilirkişileri ve inşaat mühendisleri tarafından düzenlenen 14.11.2011 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Ağustos 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi kurulu raporunda; binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve denetlenmesi aşamasında eksikliklerin olduğu, -1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.2 Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgiler verilmektedir. ... Apartmanına ait statik projede malzeme ve donatı sınıfı belirtilmemiştir. Ayrıca binaya ait hesap raporları mevcut değildir. Karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımının 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı sağlamadığı, yönetmeliğin "7.2.5. Malzeme Dayanımları" Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılması zorunludur ibaresinin bulunduğu, sözkonusu binada beton sınıfı olan C16yı sağlamadığı, bunun da dökülen betonun heterojen olduğu anlamına geldiği, Yönetmeliğin "7.7.4 Kolon Enine Donatı Koşulları" bölümünde kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon-kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında bilgiler verildiği, etriye aralığı açısından yetersizlikler gözüktüğü, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, yapılan analizler sonucunda, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlenmiş, Mahkemece hükme esas alınan 29/09/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda: "Soruşturma kapsamında yapılan detaylı bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu depremde yakılan ... Apartmanı'na ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklerle bilirkişi kurulumuzca da itibar edildiği, sanık ... 'nın yıkılan binanın "Fenni Mesülü" olduğu, bu konuda taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, ancak somut olayda sanık bakımından ihmali davranışının yol açabileceği sonuçları öngörebildiği bir halin varlığından bahsetmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla sanığın bilinçsiz taksirle hareket ettiği, sanık ... ...'ın bina sahibi, müteahhidi merhum ...'ın oğlu olması dışında binanın yapımı ile ilgili herhangi bir resmi belgede adının geçmemesi ve sanık/tanık ifadelerinin de bu doğrultuda olması nedeniyle dava konusu binanın yıkılmasında herhangi bir dahlinin olmadığı, ...'in usta olarak inşa sorumluluğu üstlendiği binayı, inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için sorumluluğunun bulunduğu, dolayısı ile binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından bahsedilen dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, İmar ve belediye mevzuatına göre belediyelerin ruhsat verdikleri inşaatların yapımıyla ilgili denetleme görevlerinin, binanın inşaat tekniğine göre inşa edilip edilmediğini kapsamadığı, bu nedenle belediye görevlileri ..., ... ve ... hakkında yapılacak değerlendirmede bu hususun dikkate alınması gerektiği, ancak gerek bilirkişi raporlarından, gerekte KTÜ raporundan anlaşılacağı üzere somut olayda ... Apartmanı için statik ve mimarı proje müellifleri ile zemin etüt raporu ile statik hesap raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verildiği anlaşılmaktadır, statik ve mimarı proje üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermeyen yukarıda isimleri geçen belediye görevlilerinin meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği, bu nedenle belediye görevlilerinin taksirlerinin bulunduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre, somut olayda meydana gelen niteceler bakımından birden fazla kişinin tiksirli davranışlarını müessir olduğu ve bu nedenle sanıkların sorumluluklarının belirlenmesinde Türk Ceza Kanununun taksirli suçlarda şahsi sorumluluk esasını düzenleyen " Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur, her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir." şeklindeki 22. Maddesi beşinci fıkrasının göz önünde bulundurulması gerektiği," şeklinde görüş bildirilmiş ve mahkemece sanık ...'nin meydana gelen olayda taksirli sorumluluğunun bulunduğu, sanığın bu şekildeki davranışları neticesinde, taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık sebebiyle suçun kanunda kanuni tanımında belirtilen neticeyi öngörmeyerek gerçekleştirdiğinin kabulü ile mahkûmiyetine, Belediye görevlilerinin (yapı ruhsatında isimleri bulunan) sanıklar ..., ... ve ... hakkında bilirkişi raporlarında, sorumlu olduğu tespit edilmiş ise de; sanıkların gerekli evrak ve raporları temin etmeden usulsüz olarak yapı ruhsatı düzenlemeleri ve diğer tespit edilen bu hususlarda ihmalleri olduğu kabul edilse dahi bu eylemlerinin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebebiyet vermeyeceği, bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığı, sanıkların üzerilerine atılı söz konusu eylemlerin ruhsat tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Yasanın 228 maddesi uyarınca görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, bu suça ilişkin zamanaşımı süresinin 765 sayılı TCK'nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıl olduğu ve isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun yapı ruhsatının 1999 yılında düzenlenmesi nedeniyle zamanaşımına uğradığının kabulü ile kamu davasının CMK'nın 223/8. maddesi gereğince ayrı ayrı düşmesine karar verilmiş, bu kararların sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ... ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.03.2022 tarihli ilâmı ile; "...Sanık ...’nin ... apartmanı inşaatının teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen Fenni mesul inşaat mühendisi olduğu ve işin bitimine kadar teknik uygulama sorumluluğunu almayı, gerek malzeme, gerek işçilik yönünden TSE’ye uygun hareket etmeyi noter onaylı taahütname ile taahhüt ettiği; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanığın fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu anlaşılmakla; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın, yapı ruhsatının binaya başlayabilmek için bir izin belgesi olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunun 29 .maddesine göre 5 yıl içinde yapı kullanım izni verilmeyen yapı ruhsatlarının hükümsüz olacağı ve kaçak yapı sayılacağı bu nedenle yapı kullanım izni verilmeden su, elektrik aboneliği yapan ilgili birimlerin kusurlu olduğuna, binanın yapımı aşamasında bina sahibi tarafından kendisine bilgi verilmediği, kaçak kat yapımından bilgisi olmadığına, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması gerektiğine, mahalli Cumhuriyet savcısının ise yargılama giderlerinin sanıklardan eşit olarak değil, mahkumiyet kararı verilen tek sanık olan ...’ye yükletilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, ancak; a-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... apartmanının tamamen çökmesine ve 20 kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanık hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanık hakkında eksik cezaya hükmolunması; b-Birinci derece deprem bölgesi olan Erciş’de, sanığın fenni mesuliyetini üstlendiği ... apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olduğu, Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanığın yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık hakkında, eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu, tayin olunan cezasında bu nedenle 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi; c-TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanığın çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilerek saklı tutulmasına, 2- Görevi kötüye kullanma suçundan sanık ..., ... ve ... hakkında zamanaşımı nedeni ile verilen düşme kararına yönelik olarak, sanık ... müdafii, sanıklar ... ve ... müdafii ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık ...'nun binaya ait 01/12/1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen Belediye Fen işleri memuru, sanık ... 'in ruhsatı kontrol eden Belediye Fen İşleri Müdür vekili, sanık ...'in ise ruhsatı onaylayan Belediye Başkanı olduğu; yapı ruhsatı düzenlenirken ruhsat eki projelerinden mimari ve statik projelerinin olduğu, ancak bu projelerin üzerinde isim ve imzalar bulunmadığından proje müelliflerinin (mimari ve statik) tespit edilemediği; apartmana ait mimari, statik ve elektrik tesisat projeleri mevcut olduğu, statik hesaplamaların, tesisat projelerinin ve zemin etüt raporunun bulunmadığı, 01.12.1999 tarihli yapı ruhsatına göre bina, dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, ancak mimari projeden binanın zemin ve 4 normal kat olmak üzere toplam 5 kattan oluştuğu ( son katın ruhsata aykırı olarak kaçak yapıldığı) binaya ait mimari projenin düşey kesitlerinde kat yükseklikleri belirtilmediğinden dolayı yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik projelerle uyumlu olup olmadığının tespit edilemediği; Soruşturma aşamasında Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulundan alınan Ağustos 2012 tarihli raporda; dava konusu depremde yıkılan ... Apartmanı'na ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklerin herbirinin ilgili deprem yönetmeliği koşullarını sağlamayan parametreler olduğu, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; yıkılan binanın proje aşamasında yetersiz donatı detaylandırması, döşeme kesit ve donatı alanı yetersizlikleri, kiriş kesit ve donatı alanı yetersizlikleri, temel kesit ve donatı alanı yetersizlikleri nedeni ile proje müellifi ve projeye onay veren belediyenin ilgili biriminin, yapım aşamasında malzeme kalitesi yetersizliğinden, kolon sayısı ve boyutlardaki uyumsuzluktan, yapı müteahhidi ile teknik uygulama sorumlusu ve belediyenin ilgili biriminin sorumlu olduğuna, iş bitimi aşamasında yine biten binanın projeye uygunluğunu denetlemeyen belediyenin ilgili birimi, teknik uygulama sorumlusu ve yapı müteahhidinin sorumlu olduğu şeklinde görüş verildiği; İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar ..., ... ve ... hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 02.01.2013 tarihli kararında “... apartmanı inşaatı için 01.12.1999 tarihli yapı ruhsatının mimari ve statik projelerinin müelliflerinin isim ve imzaları ile statik hesap raporu, zemin etüd raporu ve jeolojik etüd raporu olmadan verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunun 22.maddesine ve 2 Eylül 1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesine aykırı hareket edildiği, ayrıca yapı kullanım belgesi olmadığı halde Belediyece su aboneliği yapılarak binada oturulmasına izin verilmek suretiyle 3194 sayılı Kanunun 30. maddesine aykırı hareket edildiği anlaşıldığından soruşturma izni verildiği; a) Sanık ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; ... apartmanına verilen yapı ruhsatını onaylayan Belediye Başkanı olduğu; yapı ruhsatının verildiği 1999 yılında yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediye Kanununa göre; Belediye Başkanının belediye teşkilatının en üst amiri olduğu, görevleri arasında belediye teşkilatını sevk ve idare etmek ve kanunda yazılı diğer görevlerinin bulunduğu anlaşılmakla; 01.12.1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık ...’nun olduğu, ruhsatı kontrol eden kişinin ise Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu; en son ruhsatı onaylayan ve mühürleyen kişinin ise Belediye Başkanı sanık ... olduğunun anlaşıldığı, ilgili imar mevzuatı gereği yapı ruhsatı ekinde bulunması gereken belgelerin olup olmadığın kontrol etmeden önüne gelen evrakı imzalayarak onaylayan sanığın görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstermesi nedeni ile bu sanığın eyleminden dolayı görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve anılan suçun azamanaşımına uğradığı görülmekle hakkında düşme kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, mahalli Cumhuriyet savcısının ise sanık hakkında taksirle öldürme suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA; b)Belediye görevlisi diğer sanıklar ... ve ... hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar müdafiinin sanıklar hakkında düşme kararı değil, beraat kararı verilmesi gerektiğine, mahalli Cumhuriyet savcısının ise sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat mühendisliği bölümü öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kurulundan alınan ağustos 2012 tarihli rapor ile “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı , bu tabloya göre binanın proje aşamasında, binanın zemin etüd raporu, statik hesap raporu, kolon kesit ve donatı alanı yetersizliği, yetersiz donatı detaylandırılması olmadığı halde yapı ruhsatını veren Belediyenin ilgili birimi ve proje müellifinin sorumlu olduğu; binanın yapım aşamasında kolon sayı ve boyutlarda uyumsuzluğun olduğu, malzemenin kalitesiz olduğu, donatı detaylandırılmasının yetersiz olduğu, bu nedenle yapı müteahhidinin ve teknik uygulama sorumlusu olan belediyenin ilgili biriminin sorumlu olduğu; binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle yapı müteahhidi ve belediyenin teknik uygulama sorumlusu kişinin sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15.maddesinin 79.bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı; Yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden sanıkların inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu, zemin etüd raporu ve jeolojik etüd raporu olmadan yapı ruhsatı verilmesi nedeni ile 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesinde; “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce (....) (2) ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmüne aykırı davrandıkları, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıkların özen yükümlülüklerine uymayarak mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili olduğu, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçundan değerlendirme yapılarak suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile verilen düşme kararı kanuna aykırı olup..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ve 1412 sayılı CMUK m.326/son maddelerine göre 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kazanılmış hakkı dikkate alınarak sonuç ceza olarak 54.700,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, asli kusurlu olarak yirmi kişinin ölümüne sebebiyet veren sanıklar ... ve ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erciş Ağır Ceza Mahkemesi kararında sanıklar müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanıklar müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ...'nin temyiz isteminin incelenmesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanığın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve sanık ...'nin neticeten 57.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ilk hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı oluştuğundan, ilk hükümde sanık hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, sanığın neticeten 57.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine muhalefet edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün (B-3) fıkrasında yer alan,"sanığın usulü müktesep hakkı gözetilerek neticeten 54.700,00 TL ADLİ PARA CEZASI (2735 GÜN ADLİ PARA CEZASI karşılığı olarak)) İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin, "Bozma öncesi sanık ... aleyhine temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı CMUK'un 326. maddesinin son fıkrası uyarınca 57.400,00 TL adli para cezasına ilişkin sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilmesine" ibareleri şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükmün oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla