Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/2171 E. , 2024/6452 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/178 E. 2024/37 K. DAVA : 466 Sayılı Kanun uyarınca Tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili tara
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/2171 E. , 2024/6452 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/178 E. 2024/37 K. DAVA : 466 Sayılı Kanun uyarınca Tazminat HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece; davacının 964 gün fazladan tutuklu kalması nedeniyle 20.000 TL maddi ve 75.000 TL manevi tazminatın tutuklanmanın haksız hâle dönüştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16/04/2018 tarih, 2017/12472 Esas, 2018/4372 Karar sayılı ilamıyla eksik araştırma ile hüküm kurulduğu gerekçesiyle hükmün bozulması üzerine mahkemece direnme kararı verilmiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02/11/2022 tarihli 2018/12-576 Esas- 2022/678 Karar sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesi hükmü bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davacının maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kısmen kabulü ile 60.000 TL manevi tazminatın tutuklama tarihi olan 25/02/2000 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz sınırı ve hükmedilen tazminat miktarına göre hükmün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davalı vekilinin temyiz sebepleri; tazminat şartlarının oluşmadığına, davanın reddine ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU Mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/91 Esas 2010/612 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının terör Örgütüne üye olma suçundan 01/12/1999 tarihinde gözaltına alndığı, 03/12/1999 tarihinde serbest bırakıldığı, sonrasında tekrar 25/02/2000 tarihinde gözaltına alındığı, 02/03/2000 tarihinde tutuklandığı, 23/09/2003 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama neticesinde silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan açılan davanın ise mahkemece dava zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilerek hükümlerin kesinleştiği, davacı hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/12/2015 tarih 2000/91 Esas 2010/612 Karar sayılı ek kararı ile davanın ortadan kaldırılmasına ve düşürülmesine karar verildiği, kararın 21/01/2016 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5320 sayılı Kanunun 6. maddesi göndermesi gereği 466 sayılı kanun hüküm maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu, davacının yargılama süresince göz altı ve tutuklulukta geçirdiği sürelerde maaşının 2/3'ünün kendisine ödendiği ödenmeyen kısımların ise daha sonra düzenlenen ödeme emri belgesi ile ödendiği, bu nedenle davacının maddi kazanç kaybı bulunmadığı ancak manevi yönden zararı bulunduğunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 21/07/2004 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ile değişik 427 nci ve ek 4 üncü maddelerindeki temyiz kesinlik sınırının 20.520 TL olduğu ve davalı aleyhine 60.000 TL tazminata hükmedildiği, bu nedenle hükmün davalı açısından kesin olmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, manevi tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.11.2024 tarihinde karar verildi