Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/3186 E. , 2025/2224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/234 E., 2024/245 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Dairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/3186 E. , 2025/2224 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/234 E., 2024/245 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat HÜKÜM : Davanın reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret Dairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 18.600,00 TL maddi 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden faiz talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun davalı lehine vekalet ücretinin 4.360 TL olması gerektiğinden bu kısmın düzeltilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.03.2024 tarihli kararıyla bozulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin hükmün kesin olduğundan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz istemi; kararın hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, müvekkilinin uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçundan haksız yere tutuklu kaldığını, bu suçtan cezalandırılmadığını, bu nedenle hakkında tazminata hükmolunması gerektiğini, davanın kabulü kararı verilmesi gerektiğni, belirtmiştir. III. DAVA KONUSU İlk derece Mahkemesince; davacının tazminat talebinin dayanağı olan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/155 Esas – 2018/298 Karar sayılı dava dosyasında uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan yargılandığı, 21.12.2017 – 27.06.2018 tarihleri arasında 188 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu kapsamında kaldığı değerlendirilerek denetim süresinde tekrar suç işlemesi nedeniyle 5237 sayılı kanun 191/5 ve 5271 sayılı kanun 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine ve sabıka kaydında bulunan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kaydı yönünden ihbarına karar verildiği, kararın 04.07.2018 tarihinde kesinleştiği, kararın davacı asile tebliğ edilmediği ve gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanuna tabi olduğu, sürelerin başka bir karar nedeniyle mahsup edilmediği, kararın başkaca bir tazminat davasına konu edilmediği, sanık hakkında verilmiş bir beraat ya da koğuşturmaya yer olmadığı kararı bulunmadığı, sanığın TCK 191/1 maddesi gereğince uyuşturucu kullanıcılığı suçundan yargılaması yapılacak olup suçun maddede yer alan ceza miktarı 2-5 yıl arasında olup, davacı vekilinin iddia ettiği gibi 141/1-f maddesinde yer alan, davacının tutuklu kaldığı sürenin, yargılama sonucu alacağı cezadan fazla olması gibi bir durum söz konusu olmadığı, bu nedenle maddenin bu bendini dayanak yaparak sanık için maddi ve manevi tazminat talep etmek yerindeolmadığını, CMK 141 maddesinde yer alan diğer koşulları da taşımayan maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine ilişkin kararın Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.03.2024 tarihli kararıyla; "...Davacı (sanık) hakkında, gözaltında ve tutuklu kaldığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda davacının (sanığın) eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme uyarınca kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği, davacının adli sicil kaydının incelenmesinde 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesinde kesinleşmiş mahkumiyet kararları ve dava açılmasının ertelenmesi kararlarının bulunduğu anlaşılmakla; davacının tazminat talebinin dayanağı olan gözaltı ve tutuklamaya ilişkin eyleminin ihlal sayıldığı bağlantılı dosyanın tespiti ve akıbetinin araştırılması neticesinde davacının tazminat talebinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Nedeniyle bozulmasına karar verilmesine üzerine ilk derece Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2017 tarih 2017/44996 soruşturma sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına yönelik, ihlal nedeniyle kamu davasının Ankara 49.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/261 Esas, 2021/105 Karar sırasına kayden kamu davası açıldığı bildirildiği ve davacı sanık hakkında 15.01.2021 tarihinde 1 yıl 8 ay hapis ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 25.01.2021 tarihinde kesinleştiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının hukuki niteliği göz önüne alındığında hükmün davacı hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiği, CMK 231/10 maddesi gereğince denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı taktirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak düşme kararı verilmesi gerektiğinin belirtildiği; Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin emsal 11/12/2017 tarih, 2017/4861 Esas- 2017/10084 Karar sayılı ilamı dikkate alındığında, "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının, davacı bakımından herhangi bir sonuç doğurmadığı, ancak davacı bakımından dayanak mahkeme hükmünde belirtilen 5 yıllık denetim süresi sonunda davanın düşmesi veya hükmün açıklanması halinde tazminat davasının şartlarının değerlendirilmesinin mümkün olduğu" hususu dikkate alınarak CMK 141. ve 142. maddeleri gözetilerek davacının maddi ve manevi tazminat talebinin kabule şayan olmadığı anlaşıldığından reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 gün ve 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 6100 sayılı HMK'da ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından HMK’nın 341/2. fıkrasındaki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, kanun yolu başvuru sınırlarının, başvurulacak kanun yoluna göre değil kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerektiği, bu halde hüküm tarihinde HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının 28.250 TL olduğu anlaşıldığından, kabul edilen tazminat miktarına göre hükmün davacı yönünden kesin olmaması sebebiyle tebliğnamedeki davacı vekilinin temyiz isteminin kesinlikten reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Davacı (sanık) hakkında, gözaltında ve tutuklu kaldığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda davacının (sanığın) eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun'un 191/5. maddesinde yer alan madde uyarınca kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle davanın düşmesine karar verildiği, davacının adli sicil kaydının incelenmesinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2017 tarih 2017/44996 soruşturma sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına yönelik, ihlal nedeniyle kamu davasının Ankara 49.Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/261 Esas, 2021/105 Karar sırasına kayden kamu davası açıldığı bildirilmişse de; söz konusu bu mahkeme kararının suç tarihinin 10.12.2016 olduğu ve ihlal tarihinin ise 10.02.2020 tarihi olduğu, tazminata esas dosyada ise suç tarihinin 20.12.2017 tarihi olması nedeniyle bozma ilamında da bahsedilen tazminat talebinin dayanağı olan gözaltı ve tutuklamaya ilişkin eyleminin ihlal sayıldığı bağlantılı dosyanın tespiti ve akıbetinin araştırılması neticesinde davacının tazminat talebinin değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara 12. Ağır Ceza mahkemesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4 maddesi uyarınca Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2025 tarihinde karar verildi.