KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2024/3778 E., 2025/5783 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/162 E., 2024/369 K.
- Dava
- Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
- Karar
- Davanın kısmen kabulü
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
744 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede; HMUK'un 427. ve CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince; davacının haksız tutuklama nedeniyle 83.157,50 TL maddi, 800.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 17.588,70 TL maddi, 800.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, Dairemizce davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemi üzerine yerel mahkemece kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma üzerine yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile 25.498,06 TL maddi,
400.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin reddi, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; hâkimlerin hukuki sorumluluğuyla ilgili inceleme yapılmadığına, hükmedilen tazminat miktarının az olduğuna, bozma kararından önce verilen vekâlet ücretinin usuli kazanılmış hak olduğuna, ilişkindir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fazla olduğuna, maddi tazminata uygulanan faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğuna, ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
Yerel mahkemece, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/188 esas 2015/143 karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının kamuoyunda Türkiye Cumhuriyeti İcra vekilleri Heyetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men Etmeye Teşebbüs suçundan 16.09.2011-19.06.2014 tarihleri arasında 1007 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 08.06.2015 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle 5271 sayılı CMK hükümlerine göre öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargıtayın görevi ülke genelinde uygulama birliğinin sağlanması ve benzer olaylarda aynı çözüm tarzının oluşturulmasıdır. Bu görev yerine getirilirken hukukun genel ilkeleri, ülkedeki pozitif hukuk normları ve uluslararası temel insan haklarına ilişkin kural ve kabullere uygun bir yorum ve uygulama benimsenmelidir.
Bu ilke yalnızca denetim mahkemeleri için değil, hüküm mahkemeleri için de geçerlidir. Hukuk devletinin en belirgin özelliği hiçbir kurum ve makam ayrımı gözetilmeden herkesin hukuk kurallarına uymasıdır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından Tebliğname'deki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Davacının 07.01.2014 tarihinde emekli olduğu, emekli olduğu tarih ile tahliye edildiği 19.06.2014 tarihine kadar geçen süreye karşılık Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanan 4.572,86 TL'nin emeklilik tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmesi gerekirken tutuklama tarihinden itibaren yasal faize hükmolunması ve aynı hususa ilişkin olarak mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 29.11.2021 tarih, 2020/10198 esas,
2021/8357 karar numaralı bozma ilamının gereği de yerine getirilmeden Yerel Mahkemece sehven olduğu belirtilmiş ise de 25.498,06 TL maddi tazminatın tutuklama tarihinden itibaren işleyecek yasak faizi ile hükmolunmasına karar verilmesi suretiyle davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması ve faiz başlangıç tarihinin tutuklama tarihi olarak gösterilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün bir (1) numaralı kısmı tamamen çıkarılarak yerine "davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 4.573,86 TL maddi tazminatın emeklilik tarihi olan 07.01.2014 Tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya ödenmesine" eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2024/3778, K. 2025/5783, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama