Karar Özeti
12. Ceza Dairesi 2024/4125 E. , 2025/6048 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/776 E., 2017/2129 K. SUÇ : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge
Karar Detayı
12. Ceza Dairesi 2024/4125 E. , 2025/6048 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/776 E., 2017/2129 K. SUÇ : Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 59/5. maddesindeki ...Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz. .. şeklindeki düzenleme uyarınca hükmün 5271 sayılı CMK'nın 286/2-d. maddesi uyarınca kesin olması nedeniyle sanık müdafiinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin reddini isteyen 14.04.2021 tarihli Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılanın istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanık hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 277/1, 62/1, 51/3, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi, sanığın temyiz istemi yönünden ise atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; sanığın hukuk sisteminin imkan verdiği şikayet, dilekçe, ret gibi hakları kullanmasının katılan yönüyle TCK'nun 277. maddesi anlamında baskı ve etkileme olarak nitelendirmesinin mümkün olmadığı, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri; atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, vekilliğini üstlendiği davalı veya davacının yararına hukuki sonuç elde etmeye yönelik, hukuk sisteminin imkan verdiği hakimin reddi, şikayet hakkı, dilekçe hakkı gibi imkanları kullanarak davanın hakimi olan katılanda dahil olmak üzere davanın diğer sujelerini etkileme hakkının bulunduğuna, hukuk sisteminin imkan verdiği şikayet, dilekçe, ret gibi hakları kullanmanın katılan yönüyle TCK'nun 277. maddesi anlamında baskı ve etkileme olarak nitelendirmesinin mümkün olmadığına, görülmekte olan bir dava bulunmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanığın olay tarihinde Antalya Barosuna bağlı avukat olarak görev yaptığı, Alanya 4. Asliye hukuk mahkemesi nezdinde bir kısım davalarda vekil olarak taraf olduğu, bu davalardan ; Davacı .. Tur. Tic. İnş. San. Ltd. Şti. vekili sıfatıyla 2010/474 esasına kayıtlı takip ettiği davada mahkemeye ibraz ettiği 07/11/2012 tarihli dilekçesinde, “....Hâkim beyanlarımızı dikkate almamış olup bunu geldiği günden beri bize duyduğu alerjiyi bildiğimiz için ve kişisel alerjisi adalet duygusunun önüne geçmiş olduğundan normal karşıladık..., Hâkimi ikna eden davalının beyanları bizi ikna etmediği için yapılan araştırmada davalının Hâkimi kandırdığı ortaya çıkmıştır..." şeklinde beyanlarda bulunduğu, Davalı ... Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti. vekili sıfatıyla 2011/3 esasına kayıtlı takip ettiği davada mahkemeye ibraz ettiği 26/12/2011 tarihli hakimin reddi talepli dilekçesinde; “... Hâkim ya üstün körü bir karıştırma ile delil listesinin yokluğuna karar vermiş ya da kasten bazı önyargıları nedeniyle yok demiştir. Tüm bunlara rağmen Hâkimin dosyada bulunan bir dilekçe ve eklerinin olmadığı yönünde salondaki on kadar avukatın önünde bağıra çağıra haykırarak konuşması çok hayret vericidir..., Özellikle Hâkim, beyanlarımızın hiç birini zapta geçirmeyerek usule aykırı davranmakta kendine özgü bir yargılama sistemi oturtmaya çalışmaktadır...,görevini yapmaktan ısrarla kaçındığı..., tüm taleplerini haykırarak reddettiğini...” şeklinde ifadelerin bulunduğu, Davacı vekili sıfatıyla 2012/607 esasına kayıtlı takip ettiği davada mahkemeye ibraz ettiği 19/02/2013 tarihli davadan çekilmeye davet niteliğindeki dilekçede; “ ...HMK 115. maddesinde bulunan son derece açık hükmüne rağmen kasıtlı olarak red edilmiştir. Davamızın henüz 2. celsede reddedilişinin altındaki psikolojik nedenler hem Hâkim tarafından hem de tarafımızdan gayet iyi bilinmekte olup bu durum HMK madde 36/D de bahsedilen Hâkimin vekil olarak şahsıma duyduğu düşmanlık hislerinin davaya yansıtılmış şeklidir. Hâkimin vekil olarak beni cezalandırır şekilde davamızı HMK madde 115' in açık hükmüne rağmen reddedip adeta başına geleni gör der gibi HMK 394 ve 396'ya aykırı olarak tedbiri kaldırıp müvekkili kaderiyle baş başa bırakmıştır. Hâkimin davanın bir tarafa karşı giriştiği ve örneği az bulunur tavrın hukuk düzeninde bir örneğinin bulunmadığı kanaatindeyiz. Bunun üzerine kararı veren Hâkim hakkında HSYK'ya ekli dilekçede görüleceği üzere şikâyet edilmiş olup sonucu beklenmektedir....” ve “.... Hâkim bu dava gibi bir çok davamızı sudan gerekçelerle red etmekte ve Hâkimlik yetkisini kötüye kullanmaktadır. Bu gibi sebeplere dayanılarak tahmini on kadar dosyadan HSYK ve Baro'ya şikâyet edilmiştir...” şeklinde beyanları içerdiği, Davacı .. .. vekili sıfatıyla takip ettiği 2015/138 esasına kayıtlı dava sonunda, 22/04/2015 tarihli ve 2015/230 sayılı karara istinaden mahkemeye ibraz ettiği 25/05/2015 tarihli kesinleştirme işleminin yapılması talebini içerir dilekçede; “....Bu güne kadar kesinleştirme işlemi Hâkimin kastından ve kanunsuz emir niteliğindeki bu emri yerine getirmekte ısrar eden personel nedeniyle yapılmamaktadır. Kesinleştirme işleminin yapılmama sebepleri dosya içeriği baştan sona okununca açıkça bellidir. Davamız daha tensip aşamasında Hâkim tarafından kasıtlı (önceden yapmış olduğumuz şikâyetler nedeniyle) olarak red edilmiş ancak karar bozulmuştur. Bozmaya uyan Hâkim (dirense daha etik olurdu) bu sefer davayı kabul etmiş ancak davayı kazanmamıza rağmen mahkeme masrafını bize yüklemiş vekâlet ücretine hükmetmeyerek Avukat ...'i kendince cezalandırarak biat etmeye zorlamıştır...., “Hâkim intikamını kararın kesinleştirilmesine ve mahkeme kararının infazına engel olarak almaya çalışmaktadır....” şeklinde mahkeme görevli hakimi ve kalem personelini zan altında bırakacak ifadelere yer verdiği, aynı dosyanın kesinleşip kesinleşmediğini öğrenmek amacı ile 22/05/2015 tarihinde mahkeme kalemine gittiği, duruşma için bekleyen vatandaşlar ve avukatlar olduğu sırada bağırarak “... zaten Hâkim bu dosyada taraf...” şeklinde sözler söylediği bunun üzerine mahkeme hakimi talimatı ile kalem personelince tutanak tutulduğu anlaşılmış, kanunun lafzı ve yargıtay yerleşik içtihatları ışığında; yargı görevi yapanları etkilemek suçunun maddi unsurunun, yargı görevi yapanlara emir vermek, baskı yapmak, nüfuz icra etmek suretiyle veya her ne surette olursa olsun hukuka aykırı olarak etkilemeye kalkışmak olduğu, suçun unsuru olarak hukuka aykırılık, işlenen fiile hukuk düzeni tarafından cevaz verilmemesi, bütün hukuk düzeni ile çelişki ve çatışma halinde bulunulması anlamına gelmesi gerektiği, bu kapsamda anılan ifadelerin ve mahkeme hakimini yasal yollardan HSYK’ ya şikayet etmenin hukuk düzeninin yasakladığı bir durum olmayıp suçun unsurlarının oluşmadığı, sanığın dilekçelerindeki anılan ifadelerin ve sanık avukatın görevini yaparken gösterdiği tavırlar ve davranışlarının ancak meslek etiği ile bağdaşmaması nedeni ile bağlı bulunduğu baroca disiplin cezası verilmesini gerektirebilecek nitelikte olabileceği, ancak anılan ifadelerin hakaret suçu boyutuna da ulaşmadığı anlaşıldığından CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılan inceleme sonunda avukat olarak görev yapan sanığın Alanya 4.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan farklı esas sayılı dosyalar üzerinden Mahkemeye hitaben yazmış olduğu dilekçelerde, Mahkeme hakimine yönelik olarak kullanmış olduğu sözlerin nitelikleri ve anlamları bir bütün halinde değerlendirildiğinde iddia ve savunma sınırları içerisinde kaldığından bahsedilemeyeceği gibi tüm vatandaşlar için Hakimler ve Savcılar Kurulu'na hakimler ve Cumhuriyet savcıları hakkında yapılacak şikayetler Anayasal şikayet hakkı kapsamında olmasına rağmen, sık sık yapılan bu şikayetlerin Mahkeme dosyalarında belirtilerek hakime iletilmesinin ancak yargı görevini yapanı etkileme amacı taşıdığının kabulünün gerektiği, Anayasal şikayet hakkını kullanma irade ve saiki içerisinde bulunan vatandaş veya avukat sıfatı taşıyan herhangi bir kimsenin bu şikayetini yaptıktan sonra şikayet neticesini beklemesinin olağan olduğu gibi yapılan bu şikayetin yargılama yapan Mahkeme hakimine sunulan değişik dilekçelerle iletilmesinin yargılama görevi yapanı etkilemeye teşebbüs eylemini oluşturduğunun kabulünün gerektiği, tüm dosya bir bütün halinde değerlendirildiğinde avukat olarak görev yapan sanığın Mahkemeye sunmuş olduğu dilekçelerinde, görülmekte olan davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla kendi lehine sonuç doğuracak bir karar verilmesini veya bir işlem tesis edilmesini sağlamak amacına yönelik olduğunun kabulünün gerektiği ve Dairemizcede yapılan yargılama neticesinde avukat olarak görev yapan sanığın dilekçeleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde sanığın kast ve saikinin Mahkeme hakimini etkilemeye yönelik olduğu kabul edilerek sanığa yüklenen yargı görevi yapanı etkilemeye kalkışmak suçunun tüm yasal unsurlarıyla birlikte oluştuğu belirlenerek sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 277/1. Maddesinde düzenlenen yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanık ve müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Dosya kapsamına göre, katılanın hakim olarak baktığı ve sanığın vekil olarak takip ettiği bir kısım dosyalara sunmuş olduğu dilekçelerde katılan tarafından verilen kararların haksız olduğuna dair ithamlar içeren ve katılan hakkında Hakimler ve Savcılar Kuruluna şikayette bulunulduğuna dair bilgiye yer verilmesinin sanığın şikayet ve itiraz hakkında kapsamında kaldığı ve atılı suçun unsuru olan hukuka aykırı olarak etkilemeden söz edilemeyeceği gözetilerek sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2025 tarihinde karar verildi.