İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2024/4210 Karar: 2025/8127 Tarih: 2025

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2024/4210 K.2025/8127

12. Ceza Dairesi 2024/4210 E. , 2025/8127 K. "İçtihat Metni" HAKİMLİĞİ : Balıkesir 1. Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/2218 Değişik İş SUÇ : Taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili Kararın Kanun Yararına Bozulması Balıkesir Cum

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2024/4210 E. , 2025/8127 K. "İçtihat Metni" HAKİMLİĞİ : Balıkesir 1. Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/2218 Değişik İş SUÇ : Taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili Kararın Kanun Yararına Bozulması Balıkesir Cum

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2024/4210 E. , 2025/8127 K. "İçtihat Metni" HAKİMLİĞİ : Balıkesir 1. Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2024/2218 Değişik İş SUÇ : Taksirle yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili Kararın Kanun Yararına Bozulması Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2024 tarihli ve 2021/7131 soruşturma, 2024/3593 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın, Balıkesir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.05.2024 tarihli ve 2024/2218 sayılı değişik iş kararı ile reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. fıkrası uyarınca, 22.10.2024 tarihli ve 94660652-105-10-18952-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2025 tarihli ve KYB-2024/111417 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/111417 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekiler vekilinin şikayet dilekçesinde özetle, müştekiler ... ve ...'nun 23/05/2020 tarihinde ... isminde bir erkek çocuklarının dünyaya geldiğini, bu doğumun ... Hastanesi ... şubesinde yapıldığını, başarılı geçen doğumun ardından dünyaya gelen sağlıklı bebeğin, 24/05/2020 tarihinde hastaneden taburcu olduğunu, 29/05/2020 tarihinde rutin kontrol için aynı hastaneye götürüldüğünde çocuk doktoru olan ...'in bebeğin sarılık oranının yüksek olduğunu ve kontrol amaçlı hastanede yatması gerektiğini söylediğini, 30/05/2020 tarihinde de aynı doktorun bebeğin sarılık oranının düştüğünü ancak 1 gece daha kalmasının daha uygun olacağını söylediğini, müşteki ...'nın 3 saatte bir doktorun bildirdiği şekilde bebeği emzirmeye devam ettiğini, en son 31/05/2020 günü saat 13:00'da bebeği emzirdiğini, saat 16:00'da emzirme saatinde hastanenin kendisini aramadığını, saat 18:00'da ise doktor ...'in arayarak bebeğin kalbinin durduğunu, geri döndürdüklerini ve solunum cihazına bağlandığı bilgisini verdiğini, hastaneye gittiklerinde doktor ...'in müştekilere, bebeğin kusmuğunu yutmuş olabileceğini, balgamını yutarken sıkıntı yaşadığını ve nefes alamaması nedeniyle kalbinin durmuş olabileceğini, ilk müdahale yapılarak kalbinin tekrar çalışmaya başladığını bildirdiğini, bebeğin neden yalnız bırakıldığı sorusu üzerine de nöbet değişimi esnasında görevli hemşirelerin çocuğun yanında olamamış ve bu nedenle zamanında müdahale edilememiş olabileceğini söylediğini, o tarihten bu yana bebeğin iyileşemediğini ve tedavisinin halen devam ettiğini, bebeğin birçok yetisini kaybettiğini, 7 ay boyunca burnundan beslendiğini, halen çenesinden destek yapılarak ağızdan beslenebilmeye başladığını, gözlerinin tam görmediğini, kulaklarının az duyduğunu, ellerini kullanamadığını, kasılmalarının mevcut olup başını boynunun üzerinde dik bir şekilde tutamadığını, bu durumun bir ömür boyu sürebilecek nitelikte olduğunu belirterek şikayetçi olması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığının 27/03/2024 tarihli ve 2021/7131 soruşturma, 2024/3593 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, İstanbul 7. Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan ve kendilerinin, uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu yönündeki raporuna göre, mağdurun yaralanmasında, şüphelilere atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Anılan kovuşturmaya yer olmadığına dair karara dayanak alınan İstanbul 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenmiş 29/01/2024 tarihli ve 640 karar numaralı raporda, ''...Hastanesinde yapılan yenidoğan kontrol muayenesinde; ciltte sarılık ve tetkiklerinde bilirübin değerinin 18.634 (yüksek değer) saptanması üzerine bebeğin 29/05/2020 tarihinde fototerapi verilmek üzere yatırılarak takip edilmesinin tıbben uygun olduğu, prematür bebeklerde bilirübin değerlerinin yüksek olduğu durumlarda bebeğin hipoaktifleşebileceğinin tıbben bilindiği, 30/05/2020 tarihinde saat 17.30’da kayıt altına alınan gözlem notunda bebeğin anneyi emdiği, monitörize olduğu ve spontan soluduğunun kayıtlı olduğu, saat 17.40’da bebeğin monitörize olmadığı, kalp tepe atımının ve solunumun olmadığı, morarmış ve nefes almayan bir şekilde bulunan bebeğin aspirasyona sekonder gelişen kardiyopulmoner arrest olarak değerlendirildiği, bu durum komplikasyon olarak değerlendirilebilmekle birlikte bebeğin takibini yapan hemşirenin bebeğin monitorize olup olmadığını takip etmemiş olmasının tıbben uygun olmadığı, dolayısıyla; Hemşire ...’ın eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, her ne kadar ilgili hemşirenin ifadesinde monitörün bebeğin değerlerini okumadığını belirtmiş ise de dosyada mevcut cihaza ait periyodik bakımların yapıldığı, ancak mevcut durumun cihazın anlık arızasına bağlı olup olmadığı hususunun tarafınıza adli tahkikat ile aydınlatılması gerektiği, bebeğin kardiyopulmoner arrest sonrası takiplerinde uygulanan tedavilerin ve ileri inceleme için bir üst basamak sağlık kuruluşuna sevk edilmesinin tıbben uygun olduğu...'' şeklinde mütalaada bulunulduğu, ayrıca dosya kapsamında yer alan Sağlık Bakanlığı Mesleki Sorumluluk Kurulunca düzenlenmiş 20/12/2022 tarihli ve SR-2022-1828-SDK sayılı inceleme raporunda da, ''...Olay günü ...'ndan primer sorumlu olan ve durumu ilk olarak farkedip gereken tüm tıbbi müdahaleleri yapan Hemşire ...'ın ifadeleriyle olayın neticesi arasında bir takım meçhul haller vardır. ... hastayı 17:30 da devraldığını ve hastanın arrest olduğunu farkedip ilk müdahaleyi saat 17:35 sularında yaptıklarını beyan etmiştir ancak bunu ispatlayacak kesin delil (kamera kaydı) mevcut değildir. Olay anında monitörün açık olduğunu ancak ölçüm yapmadığını ve alarmın ötmediğini beyan etmektedir. Bununla ilgili Yenidoğan Sorumlu Hemşiresi ... böyle bir durumun mümkün olamayacağını monitörün alarmının kapatılma şansı olmadığını, kendisinin de olaydan sonra monitörü kontrol ettiğini monitörün tüm fonksiyonlarının çalıştığını satürasyon probunu hastadan ayırdıkları anda alarmın devreye girdiğini beyan etmiştir. Sonuç olarak buradaki durumların aydınlatılması gerekir. ...'ın kasti bir kusuru olmamakla beraber bahsedilen durumlarla ilgili ayrıntılı bir değerlendrime yapılması uygundur. ... in ilgili durumlar açıklığa kavuşana kadar kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır ... Olayla ilgili; Kadın Doğum, Neonatoloji, Çocuk Nöroloji, Çocuk Enfeksiyon, Metabolizma ve Genetik Uzmanı hekimlerden oluşan bir heyetin olayın başından sonuna tüm basamakları gebelik döneminden hastanın mevcut son haline kadar inceleyip sebep sonuç ilişkisi içerisinde multidisipliner değerlendirmesi uygundur. Zira ...'nun erken doğmuş olması, ilk bir hafta çok kilo kaybetmesi, her bebekte olabilecek bir durum olan aspirasyona bağlı asfiksi ve hipoksik iskemik ensefalopati geçirmiş olması sadece hemşirenin geç müdahalesine (henüz ispatı mümkün değil) bağlı olmayabilir. Konuyla ilgili bahisin aydınlatılabilmesi için adli sürecin başlatılmasında sakınca yoktur.'' şeklinde görüş bildirildiğinin anlaşılması karşısında, somut olayda, gelişen durumlar nedeniyle müştekilere sonradan haber verilmesi ile mağdur bebeğin tam teşekküllü bir hastaneye sevkinin geç sağlanması gibi hususların ve bu hususların zamanında gerçekleştirilmemesinden sorumlu hastane görevlilerinin tespiti ile belirtilen raporlarda yer alan diğer tespitlerin açıklığa kavuşturulması ve şüphelilerin taksirle yaralama eyleminde herhangi bir kusurunun bulunup bulunmadığının veya görevlerinin gereklerini yerine getirmekte ihmal veya gecikme gösterip göstermediğinin araştırılması gerektiği gözetilerek yapılan eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Dosya kapsamına göre, müştekiler ... ve ...'nu 23.05.2020 tarihinde dünyaya gelen bebekleri ...'ın 29.05.2020 tarihinde sarılık tedavisi amacıyla yenidoğan yoğun bakımına fototerapi almak için yatırıldığı, 30.05.2020 günü saat 17.40’da bebeğin monitörize olmadığı, kalp tepe atımının ve solunumun olmadığı, morarmış ve nefes almayan bir şekilde bulunan bebeğin aspirasyona sekonder gelişen kardiyopulmoner arrest olarak değerlendirildiği, PBV ve CPR’a başlandığı, entübe edildiği ve 17.06.2020 tarihinde ileri tetkik ve nörolojik muayene için başka sağlık kuruluşuna sevk edildiği olayda, şüphelilerin kusur durumunun tayini bakımından Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesinden görüş alındığı ve bu görüşün sonuç kısmında bebek ...'ın durumunun komplikasyon olarak değerlendirilebileceği ancak bebeğin takibini yapan hemşire ...’nın eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, şüpheli ... monitörün bebeğin değerlerini okumadığını belirtmiş ise de mevcut durumun cihazın anlık arızasına bağlı olup olmadığı hususunun adli tahkikat ile aydınlatılması gerektiği, olayda uygulanan diğer tıbbi tanı, tedavi ve takiplerde yer alan hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu yönünde görüş verildiği anlaşılmakla, şüpheli ...'ın iddiaları hakkındaki delillerin ve bebek ...'ın takibi hususunda ihmali olup olmadığının etraflıca araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, şüpheli ... hakkında soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş, diğer şüpheliler bakımından ise eylemlerinin tıp kurallarına uygun olması ve bebek ...'ın yaralanmasına ilişkin olarak herhangi bir kusurlarının bulunmadığı değerlendirilmiştir. III. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle, Balıkesir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.05.2024 tarihli ve 2024/2218 sayılı değişik iş sayılı kararına yönelik, A- Şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ... bakımından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309.maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, B-) Şüpheli ... bakımından; 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Balıkesir 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 06.05.2024 tarihli ve 2024/2218 sayılı değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nın 309/3. fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla