KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2025/1214 E., 2025/6866 K.
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/213 E., 2024/233 K
- Karar
- Davanın kısmen kabulü
- Tebliğname görüşü
- Ret, onama
Karar Detayı
722 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Davacının tazminat talebi hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Dosya kapsamındaki tüm evraklar incelendiğinde; davacı hakkında Mardin Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından soruşturma yürütüldüğü, yürütülen soruşturma kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden 16.01.2018 tarihinde gözaltına alındığı, aynı suçtan 29.01.2018 tarihinde tutuklandığı, tazminat talebinin dayanağı olan Mardin
4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/225 Esas – 2019/ 232 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında yapılan yargılama sonucunda silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verildiği, hükmün 17.07.2019 tarihinde kesinleştiği, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden 16.01.2018 - 18.04.2019 tarihleri arasında 457 gün gözaltına alındığı ve tutuklu kaldığı, ilgili kararın "...terör örgütü propagandası yapmak suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği gerekçesi ile 1 yıl 3 aylık cezayı aşan 2 gün üzerinden hesaplanarak tazminata hükmedildiği, oysa ki;
hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen terör örgütü propagandası yapmak suçunun davacının tutuklanmasına esas olan suçtan bağımsız nitelikte ayrı bir suç olma özelliği taşıdığı, bu nedenle beraat kararı ile terör örgütü propagandası yapmak suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasının davacı lehine gözaltında ve tutuklu kaldığı toplam süre üzerinden tazminata hükmedilmesine engel teşkil etmeyeceği gözetilmeksizin, talep konusu maddi ve manevi zararla ilgili olarak yazılı şekilde hüküm tesisi," gerekçesi ile bozulması üzerine yapılan yargılamada davanın kısmen kabulü ile 25.669,61 TL maddi,
50.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz istemlerinin kesinlik sınırı itibariyle reddi, davacı vekilinin temyiz istemlerinin ise esastan reddi ile onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; maddi ve manevi tazminatın asgari ücret üzerinden hesaplanmasının hatalı olduğuna, kararın bozulması gerektiğine, davalı vekilinin temyiz sebepleri; davanın reddi gerektiğine, hükmedilen tazminat miktarlarının fazla olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/123 Esas-2016/67 Karar sayılı ceza dava dosyası kapsamında, davacının çocuğun cinsel istismarı suçundan 01.10.2013-27.08.2015 tarihleri 695 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 18.04.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacıya tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı tarafından aynı konuda açılan davanın bulunmadığı,
tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 gün ve 2023/2-191 Esas, 2023/703 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 6100 sayılı HMK'da ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından HMK’nın 341/2. fıkrasındaki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, kanun yolu başvuru sınırlarının, başvurulacak kanun yoluna göre değil kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerektiği,
bu halde hüküm tarihinde HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının 28.250,00 TL olduğu anlaşıldığından hükmün davalı açısından kesin olmaması sebebiyle tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz istemlerinin kesinlikten reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin maddi tazminat talebine ilişkin temyiz sebeplerinin ve davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,