KÜNYE
12. Ceza Dairesi 2025/2543 E., 2025/6836 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2020/2447 E., 2020/2328 K.
- Suç
- Defter, kayıt ve belgeleri gizleme
- Hüküm
- Beraat
- Tebliğname görüşü
- Temyiz isteminin esastan reddi
Karar Metni
684 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince, sanık hakkında defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçundan 213 sayılı Kanun'un 359/a-2, 5237 sayılı Kanun'un 62. ve 53. maddeleri uyarınca 25 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararındaki mahkûmiyet hükmünün kaldırılmasına, sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; mükelleflerin zaruret olmadığı düşüncesi ile defter ve belgeleri ibraz etmeme hakları olmadığı, sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluştuğu, ceza verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler ve sanığın savunması dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 758 027 3017 vergi kimlik numaralı mükellefi olan şirket yetkilisi olan sanığa, ticari defter ve belgeleri ibraz etmesi için vergi müfettişince çıkarılan tebligatın 24.04.2017 tarihinde sanık şirketin kaşesi basılarak imza edilip tebliğ yapıldığı dosyada bulunan tebligat parçasından anlaşılmış, sanığın savunmasında tebligatın usulünce yapılmış olduğunu beyan etmiş olması, yasanın öngördüğü 15 gün içinde defter ve belgeleri ibraz etmemiş veya ibraz edilmesini sağlamamış olması karşısında sanığın 213 sayılı yasanın 359/a-2. maddesinde tanımlanan suçu işlediği kabulü ile hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede. 213 sayılı VUK'nun 139. maddesinde vergi incelemesinin kural olarak incelemeye tâbi işyerinde yapılacağı, işyerinin terk edilmesi gibi zorunlu nedenlerin varlığı halinde incelemenin dairede yapılabileceği; defter ve belgelerin sunulmasının istendiği tarihte işyerinin faal olduğu,
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 13/06/2002 tarih ve 2002/4899 esas, 2002/5764 karar sayılı kararında belirtildiği gibi, faaliyetini sürdüren mükelleflere defter ve belgelerin ibrazı için yapılan tebligatların hukuken geçerli olmayacağı gözetilmeden atılı suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyete ilişkin kararının kaldırılması ile sanığın 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE VE KARAR
1. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 213 sayılı VUK'nun 139. maddesine göre; vergi incelemeleri, esas itibarıyla incelemeye tabi olanın iş yerinde yapılır. İş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zaruri sebeplerle incelemenin yerinde yapılması imkansız olur veya mükellef ve vergi sorumluları isterlerse inceleme dairede yapılabilir. İş yeri faal olan mükelleflere, defter ve belgelerin vergi dairesine getirilmesi için yapılan tebligatlar usulüne uygun olmadığında suçun unsurları oluşmayacaktır.
Dosya kapsamına göre, vergi denetmeni tarafından 2016 takvim yılına ait defter ve belgelerini ibraz etmesi için çıkartılan tebligatın, faal olan iş yeri adresinde sanığa 24.04.2017 tarihinde tebliğ edildiği, 15.05.2017 tarihli incelemeye başlama tutanağında ise incelemenin dairede yürütülmesi hususunda mükellefle birlikte mutabakata varıldığı belirtildiği ve mükellefin rızası ile incelemenin dairede yapıldığı anlaşılmakla;
sanığın üzerine atılı suçun tüm unsurları itibarıyla oluştuğu ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, ayrıca hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 4. ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359.
3, 4, 5 ve 6. fıkraları uyarınca, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2025/2543, K. 2025/6836, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama