İçeriğe geç
AC
12. Ceza Dairesi Esas: 2025/8568 Karar: 2026/1750 Tarih: 2026

Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2025/8568 K.2026/1750

12. Ceza Dairesi 2025/8568 E. , 2026/1750 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1735 E., 2025/1852 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri ibraz etmeme, sahte belge düzenleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, yukarıda t

Karar Özeti

12. Ceza Dairesi 2025/8568 E. , 2026/1750 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1735 E., 2025/1852 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri ibraz etmeme, sahte belge düzenleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, yukarıda t

Karar Detayı

12. Ceza Dairesi 2025/8568 E. , 2026/1750 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1735 E., 2025/1852 K. SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri ibraz etmeme, sahte belge düzenleme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2022 tarihli ve 2021/257 Esas, 2022/349 Karar sayılı kararı ile verilen beraat ve mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin, sanık ... müdafii ve sanık ...'in istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 10.04.2023 tarihli ve 2022/1157 Esas, 2023/968 Karar sayılı kararı ile " l-Sanık ... hakkında Defter ve belgeleri ibraz etmemek suretiyle vergi usul kanununa aykırılık, 2016-2017-2018 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suretiyle vergi usul kanununa aykırılık suçlarından kurulan hükümlere karşı sanık ... tarafından; sanık ... hakkında 2016-2017-2018 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suretiyle vergi usul kanununa aykırılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine karşı sanık ... müdafii tarafından yapılan istinaf başvurularının incelenmesinde; 1.Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1123 esas ve 2013/713 karar sayılı 08.09.2013 tarihinde kesinleşen 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkumiyetinin 213 sayılı Vergi Usul Kanun'un 359/b maddesinde düzenlenen sahte belge düzenlemek suretiyle Vergi Usul Kanununa Aykırılık suçundan kaynaklandığı ve bu suçun 15.04.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanunun 4 ve 6. Maddeleri ile 213 sayılı kanunda yapılan değişiklik sonrası lehe düzenlemeler getirildiği gözetildiğinde, Vergi Usul Kanununa Aykırılık suçuna ilişkin bu ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususlarının gözetilmesinde zorunluluk bulunması, 2. Sanıklar ... ve ... hakkında atılı suçlardan kurulan hükümlerden sonra 15.04.2022 gün ve 31810 sayılı Resmi Gazete ile yayımlanarak 15.04.2022 tarihinde yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanunun 4. Maddesinde öngörülen “213 sayılı Kanun’un 359’uncu maddesinin (a) fıkrasında yer alan "üç" ibaresi "beş" şeklinde, (b), (c) ve (ç) fıkralarında yer alan "beş" ibareleri "sekiz" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye son fıkrasından önce gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. Bu maddede yazılı fiillerle verginin ziyaa uğratıldığının tespit edilmesine bağlı olarak tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının; soruşturma evresinde ödenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Tarh edilen vergi ve vergi aslına bağlı olarak kesilen cezanın bulunmadığı durumlarda verilecek ceza yarı oranında indirilir. Yukarıdaki fıkralarda belirtilen ceza indiriminden faydalanabilmek için vergi mahkemesinde dava açılmaması, açılmışsa feragat edilmesi, kanun yollarına başvurulmaması veya başvurulmuşsa vazgeçilmesi şarttır. Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanunu’nun 43’üncü maddesi uygulanır." düzenlemesi ile, Anılan Yasa'nın 6. maddesi ile 213 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 34. Maddesinde düzenlenen;“...Birinci fıkra hükümleri bu maddeyi ihdas eden kanunun yayımı tarihinde soruşturma ve kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında da uygulanır. Bu takdirde, ödemenin hüküm verilinceye kadar yapılması şarttır." hükümleri, Bu maddeyi ihdas eden kanunun yayımı tarihinde 359’uncu madde kapsamına giren suçlardan dolayı temyiz veya istinaf kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalardan, 359’uncu maddede bu maddeyi ihdas eden kanunla yapılan düzenlemeler nedeniyle lehe değerlendirme yapılması gereken dosyalar hakkında bozma kararı verilir." hükümleri ile TCK'nın 7/2. maddesindeki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri ile yapılan uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıklar ... ve ...'in hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, ll-Sanık ... hakkında 2016-2017-2018 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suretiyle vergi usul kanuna aykırılık suçlarından, sanık ... hakkında 2017-2018 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suretiyle vergi usul kanununa aykırılık suçlarından ve sanık ... hakkında 2016-2017-2018 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suretiyle vergi usul kanununa aykırılık suçlarından kurulan beraat hükümlerine karşı katılan vekili tarafından yapılan istinaf itirazlarının incelenmesinde; Sanık ... hakkında 2016 yılında da sahte fatura düzenlemek suretiyle vergi usul kanununa aykılırık suçundan dava açıldığı halde bu hususta herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmakta ise de zamanaşımı süresi içerisinde bu hususta mahkemesince bir karar verilmesi mümkün görülmüştür. ... İncelemeye konu "... Müh. Mak. Tal. İm. As. Yap. İç. Dış Tic. A. Ş.ye ödeme belgesi olarak verilen çeklerden büyük çoğunluğunun ... tarafından tahsil edilmiş görünmesi karşısında; 1.Sanıklar ..., ... ve ...'ün, fikir ve eylem birliği içerisinde çeşitli şirketler kurulmasını sağlayıp bu şirketlerde dönemsel olarak yetkili, işlemlere yardım eden kişi veya tahsilatçı pozisyonlarında bulunarak kurulmasını sağladıkları mükellefiyetler üzerinden sahte belge düzenlemek suretiyle Vergi Usul Kanununa Aykırılık suçlarını işledikleri, bu cümleden olarak sanıklar ..., ... ve ...'ün, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri "... Müh. Mak. Tal. İm. As. Yap. İç. Dış Tic. A. Ş." yetkilisi olan sanık ... Öztemel ve bu sanık tarafından vekaletname ile yetki verilen sanık ...'in 2016 20 17... yıllarında sahte belge düzenlemek suretiyle vergi usul kanununa muhalefet suçlarına iştirak ettikleri anlaşıldığı halde sanıklar ..., ... ve ...'ün atılı suçlardan mahkumiyetleri yerine beraatlerine karar verilmesi, 2.Hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359 maddesinin 3,4,5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri ile yapılan uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıklar ..., ... ve ...'ün hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine...” hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 10.04.2023 tarihli ve 2022/1157 Esas, 2023/968 Karar sayılı bozma kararı ile bozma üzerine verilen Ankara Batı 6.Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2025 tarihli ve 2023/463 Esas, 2025/270 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.02.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla