KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2006/16160 E., 2006/18641 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2006
- Mahkemesi
- Şanlıurfa 1. İcra Mahkemesi
- Tarihi
- 13/04/2006
- Numarası
- 316/80
Karar Metni
301 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu hakkında bonoya dayalı olarak yapılan takipte mahkemece bono ön yüzünde tanzim tarihinin 21.09. olarak belirtildiği gün, ay ve yılın açıkça yazılı olmadığından, tanzim tarihi bulunmadığından takibin iptaline karar verilmiş ise de, borçlu P..E..S.. ve Tic. A.Ş. dava dilekçesinde sözkonusu senedin 21.9.2004 tanzim tarihli 3.8.2005 vadeli 294.350.00.YTL. olarak tesis edilen ipoteğin kontra garantisi olarak A...F..A.Ş. lehine düzenlendiğini kabul ettiğinden bu kabul karşısında senedin tanzim tarihi tartışılamaz.
Bu durum senede dayanılarak takip yapılması mümkün ise de, takip konusu bono incelemesinde; asıl borçlu U... O.. G..San. Tic. Ltd. Şti.nin borçlu adresinde tanzim yerinin açık olarak gösterilmediği, (V.Şehir) olarak gösterildiği görülmekle TTK.nun 688/6.maddesi uyarınca bu bononun tanzim yeri unsuru taşımadığı, ayrıca TTK.nun 689/4.maddesi hükmünce tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı açık bir yer ismini de ihtiva etmediğinden bono vasfında sayılamaz.
Senette bulunması zorunlu olan tanzim yeri ve tanzim edenin adresi senet keşidecisi için geçerli olup TTK.nun 614.madde hükmüne göre kimin için taahhüt altına girmiş ise de tıpkı onun gibi senetteki borçtan sorumlu olan avalistlerin adreslerinin senette yazılı olması hali yukarıda açıklanan zorunluluğu gidermez.
Bu duruma göre asıl borçlu yönünden bona vasfında sayılmayan bu bononun avalist yönünden de bono vasfında sayılamayacağından bu nedenle takibin iptaline karar verilmek gerekirken tanzim tarihinin yazılı olmaması sebebiyle şikayetçi davacı yönünden takibin iptali doğru değil ise de sonuçta takip iptal edildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2006/16160, K. 2006/18641, 9 Ekim 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama