KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2008/27130 E., 2009/7448 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Çorum İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 15/10/2008
- Numarası
- 2008/654-2008/806
Karar Metni
1.509 kelime·8 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı banka tarafından, kredi alacağı sebebi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiği, alacağa mahsuben banka adına alınan taşınmaza ilişkin olarak KDV bedeli, cezaevi harcı, tahsil harcı, damga vergisi ve tellaliye harcının bankadan talep edilmemesi gerektiğine ve taşınmazın aynından kaynaklanan vergilerin ihale bedelinden kesilmemesine karar verilmesi istemiyle icra mahkemesine başvurulduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
1- Cezaevi harcının ve taşınmazın aynından kaynaklanan vergilerin 492 sayılı Harçlar Kanununun kapsamı dışında kaldığı anlaşıldığından bu konudaki mahkeme kararında usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 68.maddesinde; tellallık harcından mal ve ürünlerini satan gerçek ve tüzel kişilerin ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, harcın sorumlusu ihalede malı satılan borçludur. Ancak, bu harç borçluya ait ise de, onun adına bu harcı yatıran alıcı daha sonra bu parayı borçludan geri alabilir. Bu durumda, alacaklının anılan harçtan sorumlu olmadığına dair Harçlar Kanunu'ndaki muafiyete ilişkin hükümler burada uygulanmaz. Açıklanan nedenlerle alacaklının tellaliye harcına ilişkin temyiz itirazları da yerinde değildir.
Öte yandan icra müdürlüğünce damga vergisi alınmamasına karar verilmiş olmakla bu konudaki şikayetin de konusu bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle cezaevi ve tellaliye harcı ile damga vergisi ve taşınmazın aynından doğan vergilerin ihale bedelinden kesilmesine yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Tahsil harcına ilişkin şikayete gelince:
06.06.2008 tarihinde yürürlüğe giren 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Kanunun 11/ç maddesiyle, 492 sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesi yeniden düzenlenmiş ve son fıkrada yer alan “harca tabi tutulmaz” ibaresi, “bu Kanun’da yazılı harçlardan müstesnadır” şeklinde değiştirilmiştir.
Yapılan bu son değişiklikle, bankalar, yurt dışı kredi kuruluşları ve uluslar arası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler, borçlu alacaklı ayrımı yapılmaksızın 492 sayılı Harçlar Kanununda yer alan yargı harçlarından da müstesna tutulmuştur.
Nitekim, maddenin gerekçesinde bu değişiklik “492 sayılı Harçlar Kanununun 123.maddesinde kredilere ilişkin istisna hükmünün yargı harçlarını da kapsamı içine aldığı hususu açıklığa kavuşturularak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amaçlanmaktadır” şeklinde ifade edilmiştir. Diğer taraftan bu durum Yüksek Danıştay 9.Dairesi’nin bu yöndeki yerleşmiş birçok kararı ile de kabul edilmiş bulunmaktadır (Danıştay 9.Dairesi 20.10.2008 T. 2006/4958 E, 2008/4769 K, 15.10.2008 T.
2007/3486 E, 2008/4610 K., 15.10.2008 T. 2005/3203 E, 2008/4591 K, 15.10.2008 T. 2006/84 E, 2008/4597 K.).
Açıklanan ve yeni oluşan bu durum karşısında, bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslar arası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin olarak icra dairelerinde yapılacak işlemlerin, 492 sayılı Harçlar Kanununda yazılı harçlardan ve aynı Kanun’da yer alması nedeniyle de tahsil harcından müstesna olduğunun kabulü gerekir. ./..
Somut olayda, şikayetçi banka tarafından, borçluya kullandırılan kredinin geri ödenmesini temin amacıyla icra takibi yapıldığı anlaşıldığından ve dolayısıyla yukarıda anılan yasa hükmü gereğince, ihale bedeli, tahsil harcından müstesna olduğundan, bu yöndeki şikayetin kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi isabetsizdir. 3- Alacaklı vekilinin Katma Değer Vergisinden sorumlu olmadıklarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunun 1. maddesinde,’Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir.’hükmü yer almaktadır.
Aynı kanunun 1. maddesinin (d) bendinde ‘müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışların katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış 15 ve 48 seri nolu Katma Değer Vergisi genel tebliğlerinin müzayede mahallinde yapılan satışları düzenleyen bölümünde cebri icra, izaleyi şuyu, ipoteğin paraya çevrilmesi ve tasfiye nedenleriyle müzayede mahallerinde yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki satışların katma değer vergisine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir.
Yasa maddesi ve uygulamaya ilişkin tebliğler birlikte değerlendirildiğinde müzayede mahallerinde yapılan aleni ve özel satışlar ile cebri satışların ticari olup olmadığına bakılmaksızın katma değer vergisine tabi olması gerekmektedir. Yüksek Mahkeme olan Danıştay’ın kararları da bu yöndedir. Uygulamada cebri icra satışlarında KDV alınmakta olup KDV kanununda cebri icra ile ilgili özel bir düzenleme mevcut değildir.
Cebri icradaki KDV alımı, Katma Değer Vergisi Kanunun 1/3-d bendi uyarınca yapılmaktadır. Yasa koyucu Katma Değer Vergisi Kanunun 11. ve sonraki maddelerinde, kanunun 1. maddesine göre KDV den sorumlu olanlarla ilgili olarak bazı hallerde muafiyete ilişkin düzenlemeler getirmiştir.
Katma Değer Vergisi Kanununun 17.maddesinin değişik (r) bendinde ‘bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri’nin KDV den muaf olduğu açıkça belirtilmiştir.
Bu durumda Danıştay kararları, Yargıtay ve diğer Daire görüşlerine ve uygulamaya uygun olarak yeniden oluşturulan içtihatlarımız doğrultusunda, alacaklı banka, alacağına karşılık borçlu ve kefilinin borçları ile ilgili olarak onlara ait taşınmazları cebri icra yolu ile aldığı takdirde KDV den muaftır.
Somut olayımızda alacaklı banka kredi borcuna karşılık almış olduğu ipoteğe dayalı olarak takip başlatmış, kesinleşen takip üzerine yapılan ihalede taşınmazı alacağına mahsuben almıştır. Bu durumda yukarıda açıklandığı üzere alacaklı banka KDV uygulamasından muaf olacağı için kendisinden bu konuda ödeme yapılması istenemez. Mahkemece KDV’ye ilişkin şikayetin de kabulü yerine reddi doğru değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2008/27130, K. 2009/7448, 7 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama