KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2009/11902 E., 2009/20255 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2009
- Mahkemesi
- İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 19/03/2009
- Numarası
- 2008/2161-2009/376
Karar Metni
259 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu ......'na gönderilen ... örnek nolu ödeme emrinin "........." adresinde "birlikte çalışan işçisi ..........." imzasına tebliğ edildiği görülmektedir. Borçlu vekilinin başvurusu anılan tebligatın usulsüzlüğüne yöneliktir.
Konuyla ilgili 7201 sayılı TK'nun 10/1 maddesi hükmü aynen "tebligat, tebliğ yapılacak şahsa, bilinen en son adresinde yapılır". Aynı kanunun 16. maddesi ise "Kendisine tebligat yapılacak şahıs, adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisiyle birlikte aynı konutta oturan kimselere veya hizmetçilerden birine yapılır." yasal düzenlemelerini içermektedir.
Dava dilekçesine ekli ..........Noterliği'nin ... tarih, .......nolu vekaletnamenin incelenmesinde,"vekaletnameye konu imza sirkülerine göre " dava dışı diğer borçlu ......'yi münferiden temsile de borçlu .....'ın yetkili olduğu ve anılan tebligat adresinin burada beyan edildiği görülmektedir. Şikayetçi borçlu gerçek kişi olduğundan ve tebligat dava dışı borçlu şirket adresine gönderildiğinden ve temyiz dilekçesine ekli ikametgah belgesi gözetildiğinde, olayda TK. 16. maddesi hükümleri uygulanamaz.
Tebligat Kanununun17 ve Tebligat Tüzüğünün 23. maddesine göre ise " bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları taktirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine yapılır". Somut olayda bu yönde bir tespit de bulunmadığından yapılan tebligat bu haliyle de usulsüzdür. Mahkemece TK.'nun 32. maddesi gözönünde bulundurularak tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken şikayetin reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2009/11902, K. 2009/20255, 26 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama