KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2009/1691 E., 2009/9065 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2009
- Mahkemesi
- Ankara 8. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 16/12/2008
- Numarası
- 2008/38-2008/1305
Karar Metni
308 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : 1-Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
TTK.nun 690.maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun 589.maddesinde. “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan ve namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine halel gelmez”, yine aynı maddenin göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken TTK.nun 598.maddesinde.
"Bir poliçeyi elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa dahi kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde selahiyetli hamil sayılır" hükümleri yer almaktadır. Kambiyo takibi yapabilmek için selahiyetli hamil olmak yeterli olup haklı hamil olmak şart değildir. Somut olayda keşideci ve aval veren konumundaki muterizler A.A. ile S.Y.kendi imzalarına itiraz etmemişlerdir.
Bu keşideciler lehdarın imzasının sahteliğini de ileri süremeyeceklerinden takip alacaklısı, bunlar yönünden yetkili hamil kabul edilmelidir. Aksi düşünce ile bu borçlular yönünden takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
2-Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İcra takibi 2.11.2007 keşide tarihli ve 3.7.2007 tarihli 2 adet bonoya dayalı olarak yapılmış olup, itiraz üzerine senetlerdeki ilk ciro imzasının lehdar ciranta S.U.a ait olmadığı belirlenmiştir. Senetlerde bu isimden sonra alacaklı sıfatını kazanan A. Ç.’ın, imzanın huzurda atılmasını sağlaması gerektiği ve huzurunda atılan imzanın sahteliğini bilebilecek durumda olduğu değerlendirildiğinde, senedi takibe koymakta kötüniyetli olduğu kabul edilmeli, muteriz borçlu S. U. lehine tazminata hükmedilmelidir. Aksi düşünce ile bu borçlu yönünden tazminat isteminin reddi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2009/1691, K. 2009/9065, 27 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama