KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2010/2139 E., 2010/14050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2010
- Mahkemesi
- İzmir 6. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18/12/2009
- Numarası
- 2009/1497-2009/1565
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Borçlu vekili dava dilekçesinde borçlu aleyhine yürütülen takiplerden İzmir 10. icra müdürlüğünün 2009/19101 esas sayılı takip dosyasına yönelik şikayet ve itirazlarda bulunmuş olduğu anlaşılmıştır.Böylece söz konusu takip ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip olup borçluya örnek 6 icra emri 09.12.2009 tarihinde tebliğ olunmuş ve dava 15.12.2009 tarihinde açılmıştır.
İİK.nun 149-a maddesi yollaması ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takiplerde de uygulanması gereken İİK.nun 33. maddesine göre; “İcra emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal veya itfa edildiği itirazında bulunabilir. İtfa veya imha iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde icra geri bırakılır.
İcra emrinin tebliğinden sonraki devrede tahakkuk etmiş itfa, imhal veya zamanaşımına dayanan geri bırakma istekleri her zaman yapılabilir. Bunlardan itfa veya imhale dayanan istekler mutlaka noterlikçe re’sen yapılmış veya tasdik olunmuş belgelere veya icra zaptına istinat ettirilmelidir."
Somut olayda borçlu aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapıldığına göre borçlu tarafından mahkemeye süresi içerisinde bir kısım itiraz ve şikayetlerde bulunulduğu halde, itirazın icra müdürlüğüne yapılması gerektiği gerekçesiyle reddi doğru değildir.
Mahkemece süresinde yapıldığı anlaşlan itiraz ve şikayet nedenleri incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2010/2139, K. 2010/14050, 7 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama