KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2010/32730 E., 2011/14836 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 20/10/2010
- Numarası
- 2010/1193-2010/1201
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine geçilmiş, borçlu icra mahkemesine başvurusunda; senedin tanzim ve vade tarihinin tahrif edilerek zamanaşımına uğradıktan sonra takibe konulduğunu ileri sürmüştür.
TTK'nun 688/6. maddesi uyarınca, bonoların tanzim edildiği gün ve yerin yazılması zorunludur. Yine aynı Kanun'un 690. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 615/3. maddesi gereğince, bononun vade tarihinin, keşide gününden muayyen bir müddet sonraya ait bulunması zorunludur. Ayrıca rakamla ve yazı ile gösterilen vade tarihlerinin birbirine uygun olmaması halinde, senet bono niteliğini taşımaz. Başka bir anlatımla iki farklı vade bulunması halinde senet, bono niteliğini kaybeder.
Somut olayda; dayanak bononun dosyada bulunan fotokopisinin incelenmesinde; senet metninde yer alan vade tarihinin yıl hanesinin birler basamağında kalemle oynama yapıldığı ve paraf edilmediği anlaşılmaktadır. HUMK'nun 298. maddesine göre; senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise, inkar halinde yok hükmündedir. Bu nedenle senet üzerinde yapılan değişikliklerin geçerli olabilmesi için, düzenleyen tarafından imza veya paraf edilmek suretiyle onaylanması gerekir. Onaylanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi halinde, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılır.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda dayanak bononun tanzim ve vade tarihlerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı bilirkişi incelemesi ile saptanarak, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2010/32730, K. 2011/14836, 7 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama