KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2011/2700 E., 2011/19398 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Kadıköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 02/12/2010
- Numarası
- 2009/1270-2010/1320
Karar Metni
264 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Mahkemece verilen kısa kararda “...itirazın kabulüne, davacı şirket yönünden takibin iptaline, davacının kötüniyet ve ağır kusuru anlaşıldığından takip konusu alacağın %20'si üzerinden hesaplanan tazminatın davalı alacaklıdan alınarak davacı borçluya verilmesine, fazla talebin reddine..." karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda; “...borçlunun çek tazminatına ilişkin itirazının kabulüne, 2.595,00 TL çek tazminatına ilişkin kısmın iptaline, inkar tazminat talebinin reddine...” şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilmiştir.
T.C. Anayasası, yargılamada aleniyet ilkesini benimsemiştir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK.nun 297/2.maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilecektir.
Aynı kanunun 298/2.maddesi hükmü ise sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez.
Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4. sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2011/2700, K. 2011/19398, 10 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama