KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2011/4610 E., 2011/21541 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2011
- Mahkemesi
- İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 18/08/2010
- Numarası
- 2010/1320-2010/1464
Karar Metni
234 kelime·1 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından başlatılan ilamlı takibe karşı borçlunun, dayanak düzenleme şeklindeki tahliye taahhütnamesinin ilam niteliğinde bulunmadığını belirterek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK.nun 38.maddesinde, "Mahkeme huzurunda yapılan sulhlar, kabuller ve para borcu ikrarını havi re'sen tanzim edilen noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir..."denilmektedir
Somut olayda, noter tarafından düzenleme şeklinde hazırlanmış tahliye taahhütnamesine dayalı ilamlı takip başlatıldığı ve borçluya icra emri gönderildiği görülmektedir. Yukarıda anılan maddeye göre, para borcu ikrarını havi re'sen tanzim edilen noter senetleri ilam hükmünde olup, takip dayanağı tahliye taahhütnamesi ise, para borcu ikrarını içermemektedir. Bu durumda, dayanak belge ilam niteliği taşımadığından alacaklının bu belgeye dayalı olarak ilamlı takip yapmasına imkan yoktur. Mahkemenin bu yöndeki tespiti doğru olmakla birlikte, alacaklının, sözkonusu belge ile, İcra İflas Kanununun onuncu babı hükümleri gereğince takip yapma hakkı bulunduğundan icra emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken, takibin iptaline hükmedilmesi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2011/4610, K. 2011/21541, 3 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama