KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2012/11641 E., 2012/28725 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 15/02/2012
- Numarası
- 2012/67-2012/146
Karar Metni
365 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Şikayetçi üçüncü kişi, borçlu şirketin borcundan dolayı taşınmazlarına haciz konulduğunu, borçlu ile aralarındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yükümlülüklerini yerine getirmediğinden feshedildiği, haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemece, haciz tarihinde davacı adına kayıtlı taşınmaz için mülkiyet iddiasında bulunan şikayetçinin icra mahkemesi nezdinde dava açmasının mümkün olmadığı, MK.göre yasal yollara başvurması gerektiğinden bahisle reddine karar vermiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.2004 tarih ve 2004/12-210 E., 2004/208 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, taşınmazın borçlunun borcu nedeniyle haczedilebilmesi için haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı olması zorunludur. Takipte borçlu sıfatı bulunmayan üçüncü kişinin, mülkiyeti kendisine ait taşınmaza konan haczin kaldırılmasını icra mahkemesinden şikayet yolu ile isteme hakkı vardır. 4721 Sayılı TMK'nun 705/1. maddesi; "Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır." hükmünü içermektedir.
Somut olayda, takibin borçlu şirket yönünden kesinleşmesi üzerine, alacaklı vekili borçlu ile şikayetçi arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesini ileri sürerek haciz talebinde bulunmuş, şikayetçi adına kayıtlı taşınmazlara 19.04.2011 tarihinde haciz konulduğu anlaşılmıştır.
Borçlu adına tapuda kayıtlı bir taşınmaz bulunmadığından ve arsa üzerinde yapılan binaların arza tabi olması nedeniyle - menkul hükmünde haciz işlemi yapılamayacağından - inşaat sözleşmesinin icrasına bağlı olarak ileride doğması muhtemel haklar için haciz işlemi uygulaması da usulsüz bulunduğundan ve sözü edilen haciz işleminin usulsüz olduğuna ilişkin şikayetçinin hukuki yararı bulunduğundan mahkemece istemin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Öte yandan HMK. nun 297. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2012/11641, K. 2012/28725, 9 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama