KÜNYE
12. Hukuk Dairesi 2012/26127 E., 2013/1435 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2013
- Mahkemesi
- Görele İcra Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 16/12/2011
- Numarası
- 2009/75-2011/30
Karar Metni
390 kelime·2 dk okuma
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı M.T.tarafından borçlu A. O. hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile yapılan takibin kesinleşmesi üzerine, borçlu adına kayıtlı G. ili, G. ilçesi, S. mahallesi, Y.mevkii, 80 ada 15 parsel sayılı taşınmaza 02.09.2009 tarihinde haciz konmuştur. Şikayetçi üçüncü kişi, icra mahkemesine başvurusunda; taşınmazın 05.10.2005 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile borçlu A. O.'ya devredildiğini, borçlu tarafından teslim edilmesi gereken dairelerin teslim edilmediğini, borçluya karşı tapu iptali tesçil davası açıldığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir. Şikayet dilekçesinde davanın konusu "istihkak" olarak nitelendirilmiştir.
İİK'nun 96 vd. maddelerinde düzenlenen istihkak iddiasına ilişkin koşullar, menkul mallar için uygulanmaktadır. Taşınmaz üzerine konulan haczin kaldırılması istemi, icra memurunun işlemine yönelik şikayet mahiyetinde olduğundan, şikayet koşulları doğrultusunda çözümlenmesi gerekir. Bu nedenle haciz tarihinde borçlu adına tapuda kayıtlı taşınmaz için mülkiyet iddiasında bulunan şikayetçinin mahkeme nezdinde "istihkak davası" açması mümkün olmayıp Medeni Kanun hükümlerine göre yasal yollara başvurması gerekir. Kaldı ki, şikayetçi, borçluya karşı Tapu İptali ve Tesçil davası açmış, Görele Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/350 E. - 2010/379 K. Sayılı kararı ile taşınmazın davacı üçüncü kişi adına tesçiline de karar verilmiştir.
İcra müdürü haciz işlemini yaparken, bir başka anlatımla haciz tarihinde, taşınmazın borçlu adına kayıtlı olması zorunlu ve yeterlidir. Böyle olduğu takdirde icra müdürünün haciz işleminde bir usulsüzlük bulunmadığı sonucuna varılmalıdır.(HGK.nun 13.6.2001 tarih, 2001/12-461 E. - 2001/516 K.) Haciz tarihinde borçlu adına kayıtlı taşınmaz için 3.kişinin açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının kabul edilip kesinleşmesi halinde dahi, haciz tarihindeki mülkiyet durumuna etkisi olmaz. Tescil kararı hacizden sonra verildiğinden ve tapudaki hacizlerin kaldırılması yönünde bir hüküm taşımadığından haczin kaldırılması istemi 3.kişinin genel mahkemede açacağı davada tartışılabilir.
O halde mahkemece, istemin reddine karar verilmesi gerekirken, gerek olmadığı halde tesçil davası sonucu beklenip, "istihkak davası" şeklinde nitelendirme yapılarak şikayetin kabulü ile haczin kaldırılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2012/26127, K. 2013/1435, 22 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama